KANLI BETONİSTAN!

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Cumhuriyet tarihinin “en fazla beton döken” iktidarı olarak tarihe geçecek. Yanı sıra “en fazla gökdelen diken” unvanını da alacağı kesindir.

Özellikle İstanbul’da inşaatsız bir mahalle yok gibi…

Başbakan Tayyip Erdoğan en çok betonu seviyor. Seçimden sonra İstanbul’a ilk gelişinde Boğaz’ın kuzeyinde yapımı süren Üçüncü Köprü’yü havadan ziyaret etti. Çalışmalar nasıl gidiyor diye uçağından şöyle bir baktı.

Aşağıdakiler bu bakışı hissettiler. Şantiyede “hızlanalım arkadaşlar” ruhu esti! Bir gün sonra inşaat bu hıza dayanamadı: Viyadük kalıbı çöktü, 3 işçi feci şekilde öldü!

Bu korkunç kaza gazetelerde fazlaca yer bulamadı. Hürriyet ve Cumhuriyet birinci sayfalarından tek sütun olarak duyurdular. Diğerleri 1. sayfalık haber değeri görmemişlerdi!

Başbakan bilgi ile icraat arasında çok sıkı bağlar bulunduğuna inanmıyor havası veriyor. Mesela ilk hızlı tren icraatı da bu gayretle meydana gelmişti. Trenler biraz daha hızlı giderse, hızlı tren olmaz mı?

Emredersiniz, denildi. Trenin hızı saatte 137 kilometreye çıktı, tren Pamukova’da devrildi! O zaman anlaşıldı ki, hızlı tren için farklı bir alt yapı gerekiyormuş!

İnşaatlarda da benzer bir hız tutkusu var. Tabii bir de para! Müteahhit işi alıyor, sonra bir taşeron firmaya devrediyor, o da alt taşerona, alt taşeron da daha altındaki bir başka taşerona… En alttaki en küçük taşeron kahve önlerinde gündelik iş bekleyen işsizlerin toplanma bölgelerine gidiyor, gündelik olarak en düşük ücretlilerden bir ekip oluşturup işe koyuluyor.

Sonra ölümlü iş kazaları sıralanıyor. Günde 1 ya da 2 işçi öldüğü için kimse fark etmiyor. Üçüncü Köprü inşaatında meydana gelen viyadük kalıbı çökmesinde ölen Kahraman Baltaoğlu şantiyede henüz iki günlük işçiydi!

İşçi sağlığı ve iş güvenliği gibi kavramlar; “nereden çıkartıyorsunuz bunları?” saçmalığında kabul ediliyor!

2013 yılında iş kazalarında toplam 1235 işçi öldü. Ayda 102 işçi, günde 3.4 işçinin ölümü… İş kazalarının büyük çoğunluğu, inşaat sektöründe meydana geliyor.

Bu bir çılgınlık hali: Hiçbir karşılık bulamıyor iş kazaları!

Türkiye AKP ile büyük bir şantiyeye dönüştü. AKP’liler bu cümleyi övünmek için propaganda olarak kullanıyorlar.

Dedikleri doğru ama eksik:

-Türkiye kanlı betonistan oldu!

Harris Alexiou ve İnce Saz

Yunanistan’da müzik tanrıçası mertebesine yükselmiş olan Harris Alexiou 3 Nisan’da İnce Saz Grubu ile birlikte İstanbul’da sevenlerinin karşısına çıktı. Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nin büyük salonunun bütün koltukları dolmuştu. Bu salonun niteliği için bizlerin bir şey söylemesi pek önemli olmayabilir. Onun için konser salonları konusunda görüşüne itibar edilecek birine başvuralım. Türkiye’de 30 dış ülkelerde 90 olmak üzere yılda 120 konser veren Fazıl Say, Antalya’da bir sohbet sırasında söylemişti:

-Çok çok iyi bir salon!

Fazıl Say’ın olağanüstü bulduğu bir salon için daha fazla bir şey demeyelim.

Harris Alexiou, İnce Saz Grubunu izleyen bir sanatçıymış. Zaman zaman bir araya geliyorlarmış. Konser öncesi El Cezire adına Bedia Ceylan Güzelce sanatçıyla kuliste söyleşi yapıyordu. Ona İstanbul’u sordu. Alexiou soruyu Türkçe yanıtladı:

-Büyük, büyük, büyük!

Her gelişinde İstanbul’un daha büyüdüğüne tanıklık ediyormuş. Sanatçı “ama” diyor:

-Benim dostlarım aynı kalıyorlar!

Harris Alexiou’nun şarkılarını dinleyicilerin büyük çoğunluğu biliyordu. Eşlik edenken, Türkiyeli şairin sözleriyle salonu çınlatıyorlardı. Murathan Mungan’ın dizeleri sanki onun müziğine daha çok yakışıyordu.

İnce Saz ise ayrı bir yazı konusu… Eski zamanların eskimeyen şarkılarıyla harmanlanmış besteleri büyük bir alkışı hak ediyordu. Zaten seyirciler de bunu yaptılar.