NE YAPMALI?

Bir saptama yapabilmek için örneğin şöyle başlanabilir:

Halkımız bizi bir kez daha yanılttı.

Bunca yolsuzluk iddiası ve kanıtı ortaya saçılmışken halkımız ya bunu anlayacak sağduyuyu gösteremedi, ya da bile bile, takım tutar gibi, küçük çıkarlar karşılığında seçimini yaptı…

Bir başka saptama şu olabilir:

Adamlar din duygusunu sömürmeyi iyi başarıyor. Bu nedenle halkımız büyük çoğunluğuyla bu partiyi kendine yakın görüyor….

Aynı açıklama, söz konusu siyasal partinin başındaki kişinin “karizmatik” kişiliğine vurgu yapılarak da sürdürülebilir:

Adam imamlık eğitimi almış. Hitabeti güçlü. Vücut diliyle de halk kitlelerini etkilemeyi başarıyor…

Seçim sonuçlarını açıklama çabası muhalefete eleştiri okları yöneltilerek de yapılabilir:

İktidarın karşısında dişe dokunur bir muhalefet yok. Halk kitleleri bu nedenle istemese de yine iktidardaki partiye yöneliyor…

Sağlık alanında sağlanan görece kolaylıklar, sadaka gibi dağıtılsa da toplumsal yardım konularında başarı sayılabilecek kimi çalışmalar; yol, konut vb. yapımlarındaki gösterişli işler, yanı sıra da medya üzerinde kurulan egemenlik, baskı ve yasaklarla toplumun gözünü korkutmak gibi nedenler,iktidardaki partinin seçim başarısının nedenleri olarak gösterilebilir…

Seçim sonuçlarını açıklama bakımından aklıma bir çırpıda gelen bu gerekçelere hiç kuşkusuz pek çok başkaları da eklenebilir…

Bunların hepsinde bir doğruluk payı olduğunda kuşku yok.
Fakat hiç biri tek başına yeterli olamayacağı gibi hepsini birlikte düşünmek de bana seçim sonuçlarını açıklama bakımından yeterince inandırıcı gelmiyor…

Ne yapılması gerektiği konusunda öneriler üretebilmek için, daha başka, daha temel nedenler bulunması gerektiğini düşünmekten kendimi alamıyorum…

***

Öncelikle, seçim sonuçlarının iktidardaki parti bakımından mutlak bir başarı olmadığını görmek gerek.

Beklenildiği kadar başarısız olmadıklarını söylemek daha doğru olur.

İkinci olarak, halk kitlelerini suçlamak kadar yanlış bir şey yoktur..

Çünkü suçlayarak sonuç alınamaz. Yapılması gereken anlamaya çalışmaktır.

Yerel seçim sonuçlarını masaya yatırarak irdelemeye koyulduğumuzda, her bölge, her toplumsal sınıf ve tabaka, her yaş ve cins grubu bakımından farklı durumlarla karşılaşılacağı kuşkusuzdur.

Ve yapılacak irdelemeler mutlaka bu farklılıklar en başta gözetilerek yapılmalıdır.

Buna göre de uygulanacak tanıtım, eleştiri, propaganda vb. yöntemleri, bu farklılıklarla uygunluk içinde olmalıdır.

Bütün bunlardan daha önemlisi, söylenen hiçbir sözün söz olarak kalmaması,somut, maddi gerçekliğe dönüştürülmesidir.

Örgütsüz kitlelere söylenecek sözler, ne kadar doğru da olsalar, su üstüne yazılmış yazılar gibidir.

Bir süre sonra geçersizleşir, bir başka söz tarafından etkisizleştirilir.

Asıl olan örgütlülüktür.

Buna göre de yapılması gereken, halk kitlelerini, bütün toplumsal kesimleri, sadece oy verici, onun dışında edilgen kişiler ve topluluklar olarak görmekten vazgeçerek, örgütlülük bilinci kazanmalarını, örgütlenmelerini sağlamaktır.

Bence, sadece bu seçim sonuçları bakımından değil, siyasal çalışmaların genelinde çıkarılması gereken asıl sonuç budur.

***

Hiçbir şeyin durağan olmadığını, çoğu kez öyle görünse bile yerinde saymadığını, bir değişimler süreci içinde evrildiğini biliyoruz, bilmemiz gerekir.

Fakat değişimler ille de ve her zaman ileriye doğru olmuyor.

Başarının sırrı, değişimin yönünü sezinlemek, öngörmek, kavramak, önünü açmaktır…

Bu gün ülkemizde gördüğümüz, gerici çevrelerin, iktidarın sağladığı olanakları da sonuna kadar kullanarak bunu kendi yönlerinden başarıyla yapmakta olduklarıdır…

Son on yılda halk kitlelerinin daha duyarsız, daha çıkarcı, daha geriye dönük duruma gelmelerinin nedenleri buralardadır.

Demokrat, ilerici, aydınlanmacı, özgürlükçü çevrelerin, kişi ve kurumların, kendi bakımlarından, aynı ölçüde başarılı oldukları söylenebilir mi?

Kalıcı başarıya, öyle sanıyorumki,çok söz ve popülist çözümler üretmeye çalışmaktan çok, bu konularda sağlam, bilimsel düşünceler üretmek ve uygulamaya koymakla ulaşılabilir…