YILGINLIĞA GEÇİT YOK!

Şu ana dek yüzlerce, binlerce seçim sonucu analizi okudunuz, dinlediniz herhalde. Bir yenisini yapacak ya da şimdiye dek söylenenleri tekrarlayacak değilim…

Söylemek istediğim tek şey şu: Yılgınlığa geçit vermek yok.

Hayalleri, idealleri, umutları asla bir yana bırakmayacağız. Belki acı çekerek, belkidaha da zorlanarak ama kesinlikle daha çok emek ve çaba harcayarak, bin kat dahaçok çalışarak, nasıl bir ülkede yaşamak istediğimizin peşinden koşacağız.

Vazgeçmek yok! İmkânsızı istemeye devam!

***

Yazının tam burasında telefon çaldı. Bir sevgili dost… Sohbet elbet seçim sonuçları…Bertolt Brecht’in ünlü anekdotunu anımsattı.

Almanya’da Komünist Parti seçimlerde istediği sonucu alamayınca, parti liderlerisöylenip halkı suçlamaya başlayınca… Brecht’in tepkisi şöyle olmuş: “İsterseniz birdaha seçim yapalım, bu kez siz halkı seçin!” Yani “Kendinize yeni bir halk bulun!”demiş…

Yeterince açık… Halkımız tercihini böyle yaptı.

Ancak AKP’yi seçmeyen yüzde 56’yı da unutmayalım… İşte bunun için de vazgeçmekyok!

***

Seçimlerden herkes kendine göre bir ders çıkarmış olsa gerek. Şimdi o çıkardığımızdersleri, değerlendirme, paylaşma, yayma zamanıdır.

Başkasını, başkalarını suçlamak çok kolay. (Örneğin CHP’yi.) Bunu yapmak yerine,eleştiri oklarını önce kendimize çevirmek gerekir.

İstanbul’da AKP’nin kalesi sayılan Beylikdüzü’nü CHP’nin almasını dün Utku Çakırözer yazıyordu. Bir artı faktörü eklemek istiyorum: Kadın faktörü. O başarıdakadınların çok emeği var.

Hemen belirteyim bu seçimde BDP ve HDP dışında tüm partiler kadın adayları yok saydı!

Henüz kesin değil ama 37 kadın belediye başkanı seçildi. (Belde belediye başkanlıkları hariç.) Önceden yerel yönetimde kadın oranı binde 8’di, şimdi yüzde 2.5 oldu. Dünyada bu oran yüzde 21; Avrupa’da yüzde 24; Latin Amerika’da yüzde 26. Bizdeki yükseliş aldatıcı (Beldelerin ilçelere katılması vb.) Hâlâ utanç verici bir yerdeyiz kadın temsili açısından… (Kaynak: Ka.Der) Öyleyse mücadeleye devam!

***

Önceki akşam İş Sanat’ta, efsanevi şef Zoltan Kocsis, Macaristan Ulusal FilarmoniOrkestrası’nı yönetiyordu. Belki bin kez dinlediğim Dvorak’ın “9. Senfonisi”ni sanki ilk kez duyuyordum. “Yeni dünya”ya açılırken “eski” tatları, siyahların, yerlilerin ezgilerinin izini sürüyorum. O kadar güzeldi ki ağlamamak için kendimi zor tutuyordum…

Bir yandan da aklıma üşüşen soruları kafamdan atmaya çalışıyordum…

Evlerde sıfırlanan paraların, ayakkabı kutularının, çelik kasaların üzerinde şimdi bir sünger mi çekilecekti? Ya 4 bakan hakkındaki fezlekeler?

“Yedirmeyiz” demişlerdi. Sadece kendileri yesinler diye miydi? Rüşvetin adı bundanböyle bağış mı olacaktı?

“Yeni Dünya” senfonisine Bohemya ezgileri karışıyordu… Marşlarla polkalar arasındatrafolara giren kediyi ya da kedi çetesini görür gibi oldum… Gözyaşlarımı sildim,gülümsedim… (Gerçek olsa bile, insan biraz akıllı olur, bunu söylemez!)

Müzik aldı beni bulutların üzerine çıkardı. Bir de baktım, yaylı çalgılara, tüm üflemeliçalgılar katılmış, hep birlikte “Her karanlık gecenin sonunda güneş mutlak doğar”diyorlar… Ben de içimden tekrarladım: Yılgınlığa geçit yok!