SAVAŞIN MEŞUM KÖKLERİ

Suç kollektif değil, kişiseldir. Kendinizi kötülükle bir tutmayın. Kötülük yapıldı, bununla uğraşılmalıdır. Bu bölgeden kötülük talimatı verilmiştir. Bunu artık bütün dünya biliyor. Ve bu gerçek, kaybolmayacaktır. Ne şimdi ne de hiçbir zaman. Çocuklarınıza verebileceğiniz en güzel hediye doğru, demokratik, güvenli ve açık bir Republika Sırpska olmalıdır, Bosna-Hersek’in bir parçası.

Gerçeği inkar ederseniz, gelecekte çocuklarınızın kalbine ve ruhuna ve hatta çocuklarınızın çocuklarının onuncu nesline kadar yakın geçmişin kötülüklerini gömersiniz: Saraybosna kuşatması, Srebrenica, Omarska, Keraterm ve diğer vahşetlerin hepsi yapıldı. Bu vahşet, Müslümanlar tarafından, Marslılar tarafından, uluslararası toplum tarafından yapılmadı. Hiç kimse, diğerini ayıplamamalı. Vahşet kötü niyetli, savaş suçundan mahkum liderlerin talimatıyla hareket eden bazı Sırplar tarafından yapıldı.

Dolayısıyla söz konusu bir ders değil, bir davettir. Böyle bir kötülüğün parçası olmayınız ve sizin parçanız olmasına da izin vermeyiniz. Kendinizi kötülükten uzak tutun. Saygın dünyaya katılın ve barışı yeniden inşa edin.

***

Böyle bir barış ve ümit dünyası kesinlikle çocuklarınızın, onların çocuklarının gerçekten istediğidir. Bu onların en büyük ümididir.

Ama seçim sizindir.

Uluslararası toplumun amacı Republika Sırpska’daki ailelere ekonomik yardımın akmasıdır. Fakat Republika Sırpska halkı Dayton Anlaşması’nın bazı bölümlerinin onlardan saklandığının farkındalar mı ? Mültecilerin geri dönüşünü engellemenin dünya tarafından lanetlendiğinin farkındalar mı ? Kendi liderleri ve basın tarafından onlardan nelerin saklandığının farkındalar mı ?

Lahey Mahkemesi’nin bütün dünyada geleceğin temel taşlarından biri olarak kabul edildiğini, herhangi bir « siyasi mahkeme » olmadığının farkındalar mı ?

« Müslümanlarla birlikte yaşamak istemiyoruz », gibi açıklamaların dünyada en ileri cahillik ve en geri ilkellik görüldüğünün farkındalar mı ? Bütün dünyanın Sırpların değil, halkını başıboş bırakan suçlu liderlerin aleyhinde olduğunun farkındalar mı ?

Saraybosna’ya atılan bombaların Sırpların, Müslümanların, Hırvatların, Yahudilerin, Agnostiklerin, yabancıların, erkek, kadın ve çocukların üstüne düştüğünün farkındalar mı ?

***

Bu ve benzeri suçların her kıtada nasıl bir nefret topladığının farkındalar mı ? Uluslararası toplumun bu binaya barışı görüşmek amacıyla ne sıklıkta geldiğini, ama onlara sadece yalan söylendiğini ve heyet döndüğünde Saraybosna’ya bomba yağdığının farkındalar mı ?

Yoksullaştırılan varlıklarının ve gerçeği görmeden kefalet ödenemeyeceğinin farkındalar mı ?

Sırpların cesaretine ihtiyaç vardır. Savaş alanındaki cesarete değil. Fakat insanın kendisiyle hesaplaşma cesaretine.

O cesaret ve beceri sizde var. Bir kimse sadece kendisiyle hesaplaşmalıdır, suçu başkalarında aramamalıdır. Kendisinin yanlışlarını düzeltmeye çalışmalı, başkalarını da
kendi yanlışlarını düzeltmeye bırakmalıdır.

Gerçek kabullenilmeden barış olmaz. Çocuklarınıza bunu borçlusunuz.*

***

Okuduğunuz satırlar, Bosna Savaşı sırasında BM Yüksek Temsilcisi’nin özel danışman ve sözcüsü, insan hakları savunucusu İrlandalı yazar Colum Murphy’nin, 1997’de Sırplarla yapılan barış görüşmeleri sırasındaki bir basın toplantısında yaptığı konuşmadan alıntıdır. Murphy’nin bölgedeki görevine, Sırpların yüzüne karşı söylediği bu sözlerden sonra son verilmiştir.

Çünkü Bosna Savaşı, tıpkı İkinci Dünya Savaşı’ndaki ırkçılık gibi, tarihsel ve duygusal kökeni çok derinlerde olup, soykırıma katılmayanların bile soykırımcılarla bilinçaltında aynı önyargıları taşıdığı, kirli bir savaştır. Savaşın gerçek yüzü, salt savaş suçlularını saklayıp korusunlar diye bazen Batılı müttefikler tarafından bile Sırp halkından gizlenmiş, böylece halkın bir iç muhasebe yapması, vicdan azabı duyması engellenmiştir. Colum Murphy’nin konuşması da Sırp halkını böyle bir hesaplaşmaya çağırdığı için hoşa gitmemiştir.

Türkiye’de Alevilere karşı meşum bir Sünni cephesinin özenle oluşturulduğu bu günlerde, eski Bosna-Hersek Büyükelçisi Sina Baydur’un çok güzel çevirisiyle Türkçe’ye kazandırdığı Colum Murphy’nin Bosna savaş günlüğü olan « Aza Beast » başlıklı anı kitabını ibretle okudum.

Benzer bir savaşın makus kökleri yaşadığımız topraklarda da mebzul ve kulağı keskin olanlar duyuyorlar. Birileri, « Kanla sularsak canlanır ! » diye fısıldaşıyor…

*Terazi yayıncılık, 2013

Ayrımcılık, insanın kendisinden duyduğu tiksintiyi başkasına yöneltmesinden ibarettir.
Robert Sabatier

«G» NOKTASI

ÇARŞAMBA

Nisan 2014’te bir gün
yolum Çarşamba’ya düştü
Çarşamba’dayım
günlerden de tam Çarşamba
geldi eller
götürdüler sevdiğimi
nerdesiniz seller
ah…
sizi gidi
yalancı türküler.

A.KADRİ ERGİN