SEÇİMLER VE KADINLAR

Seçim bitti, gündelik yaşama geri dönüldü… Olağan koşuşturma, iş hayatı, alışveriş, çocukların okulu, ev işleri, trafik… Her şey eskisi gibi görünüyor olsa da, öyle değil. Hem de hiç değil. İçlerinde fırtınalar kopuyor onların. Bir yandan sorguluyorlar, deneyimlerini paylaşıyorlar, tartışıyorlar öte yandan “bundan sonra ne yapabiliriz?” konusuna kafa yoruyorlar. Kadınlardan bahsediyorum.

Örneğin Esra… Hali vakti yerinde, iyi eğitimli. İyi bir semtte, güzel bir evde oturuyor, eşi ve çocukları ile. Aktif çalışma yaşamında. Ayrıca yaşadığı ilçenin yoksul kesimlerine destek olmak üzere kurulmuş son derece faal bir dernekte de yıllardan beri sürekli çalışmalar yapıyor; “Gezi ile silkindim ve kendime geldim. Madem bu ülkede yaşıyorum ve yaşamaya devam edeceğim, madem çocuklarım burada öyleyse bu gidişata sessiz kalmayıp sahaya atılacağım, elimden ne gelirse onuyapacağım” diyenlerden biri Esra. Seçim öncesinde sokak sokak ev ev dolaşanlardan, çalmadık kapı bırakmayanlardan…

Üstelik eşinin itirazlarına karşın… Seçim günü ise Oy ve Ötesi gönüllüsü olarak görevlendirildiği sandığa sahip çıkıp son ana kadar başında bekleyenlerden biri. “Benim ilçemde 30-40 kadın böyle çalıştık gece gündüz demeden” diye anlatıyor.

Örneğin Pınar… İstanbul’un bambaşka bir ilçesinden… O da Esra gibi çalışmış.“Seçim sonuçları açıklandıktan ve ilk şoku atlattıktan sonra bir araya geldik ve bundan sonra nasıl yol izleyeceğimizi planlamaya başladık. Öyle bir sistemgeliştirmeliyiz ki bu model diğer ilçelere de örnek olmalı. Aramızda plancılar, sistem analistleri de var. Şimdi bunun üzerinde çalışıyoruz…” diyor.

Örneğin Beyge…Yoğun iş hayatının ardından emekli olduktan sonra “ben neyapabilirim?” kervanına katılanlardan. Son seçimlerde yaşadığı ilçenin belediye meclisine adaylığını koyacak kadar cesur. Yerel seçim öncesinde çalışmalarını benimle şöyle paylaşmıştı: “İki yada üç kişilik kadın ekibimle yoğun olarak ev ziyaretleri yapıyoruz. Coğrafyamızda sahipsiz sandık bırakmadık, yedeklerimiz var, iki avukat ve gözlemcilerimiz. Organize hazırlandık, son güne kadar ziyaretleredevam edeceğiz.

İlçenin önemli bir bölümü halen bir köy düzeninde; başsağlığı,umre dönüşleri, hastalar, yaşlılar, doğum yapanlar da ekstra ziyaret ettiklerimiz. Buralarda daha önce hiçbir seçimde CHP tarafından böyle bir çalışma yapılmamış. İnsana dokunmaya çalışıyoruz…”

Örneğin Saniye… Uzun yıllardır CHP’nin içinde. Özverili çalışması ile, örgütçü kişiliği, güleryüzü ile insanlara dokunmasını bilen biri. Hem seçim öncesinde hem de sandıkta çalışanlardan.

Daha birçok örnek sıralayabilirim. Neticede bu seçimlerde kadınların sahadaki rolü çok çok önemliydi. Özellikle de CHP açısından. Yılmadan, pes etmeden, herhangi bir beklentisi olmayan kadınlar hepsi de. Çoğu partiye üye bile değil. Akıllarından siyasete soyunmak geçmiyor bile.

Siyasete soyunan kadınlar ise küsmüyorlar, yola devam diyorlar. Listede istediği sırada gösterilmeyen erkeklerin kenara çekildiği hatta aleyhte çalıştığı durumlar kadınlar için pek söz konusu değil…

CHP öncelikle bunu anlamalı. Kendi siyasi geleceğinin kadınlardan geçtiğinin ayırdına varmalı. O kadınların hepsini dinlemeli. Anlatacak çok hikâyeleri var, önerileri var. Partilisi erkeklerin engellemelerine, köstek olmalarına karşın nasıl çalıştıklarını örneğin.

Kabul edelim ki AKP’nin başarısının arkasında da kadınlar var.

Kadın ve gençlik kolları AKP’nin can damarı. Bir okurum, ki o da kadın; gönderdiği bilgi notunda “AKP, kadınlara yaşam alanı sundu, aidiyet kazandırdı, bir amaçverdi, kendilerini önemli ve değerli hissetmelerini sağladı. Türkiye’yi kazanmak isteyen parti, kadınların bundan sonraki ihtiyaçlarını belirleyip buna göre programlar geliştirmeli” diye yazıyor.

Başta da dediğim gibi; seçim bitti bitmesine ama içlerinde büyük fırtınalar kopan kadınlar sakinleşmedi. Benim bütün umudum bu giderek devleşen dalgadan bir sinerjinin çıkması… Çıkacak da…