SAHTE EFE MASALLARI

Önceleri de “efe”ydi… Ters bir hareket çeken olursa anında kafayı çakacak gibi duran bir havası vardı. Delikanlı kabul ediliyordu çevresinde. Apolitik kabadayılık kahvede, tribünde, meyhanede prim yapardı. Ama iş siyasete gelince o zaman kim yürekli, kim bilekli belli olurdu, gerçek ortaya çıkardı.

Zamanın en güçlü otoritesiyle ters düşünce –daha doğrusu tokadı yiyince- kuzu kuzu arkasına bakarak kaderine razı oldu: Cezaysa çekeriz, hapisse yatarız kaderciliğine büründü!

Oysa hatırı sayılır bir kitle desteği vardı. Yok, yüreği el vermedi!

Devlete karşı boynumuz kıldan incedir dedi.

Tıpkı bütün lümpen kabadayılar gibi!..

İsimli cisimli kabadayılar (henüz mafya değillerdi) cezaevlerinde solculara karşı büyük bir saygı duyarlardı. Onlar etraftaki garibanlara korku salıp devlet karşısında el pençe divan olurken, solcular doğduran devlete çakmışlardı!

Bu yüzden solcuları sayıp severlerdi mahpus damlarında…

Bizimki de öyleydi. Solcuları sevip sayardı. Onlar her zaman olduğu gibi bu sahte efenin mağduriyeti karşısında devlete çakmışlardı: “Seçilmiş adamı nasıl içeri atarsınız ulan?

Öptürmeyin böyle demokrasiyi!”

Bu yazılar nedeniyle de solculara davalar açardı devlet… Ama “mağdur efe” o zamanlarda pek ortada görünmemeyi tercih ederdi. Tıpkı bir Nisan gecesi internet üzerinden yapılan e-darbe girişiminde olduğu gibi. Tam 17 saat sonra ortaya çıkabilmişlerdi. O da kendisi değil! Devletin sağlam ayakları arasında yıllarını geçirmiş güvenilir bir bakanı vasıtasıyla…

Kendisine bunu yapanlarla sıcak samimi teması sağlamlaştırma yollarını denedi: Çök dediler çöktü, kalk dediler kalktı!

Askerde cezalı acemilere yaptırılan ne kadar eziyet varsa hepsini yaptırdılar. Efe de hepsini yaptı!..

O günler geçti, geldik bugünlere… En büyük otorite olan devlet karşısında el pençe divan olan Efe, şimdi kendi konumunun gücüyle herkesin kendisi gibi olmasını istiyor: Korkun ulan! Titreyin benden!..

Neden?

Ben devletim!

Hayatı devlet denilen ezme makinesine karşı mücadeleyle geçmiş olanlar yer mi bu sahte Efenin naralarını?

Sahte Efe’nin gücü, bütün mahalleyi toplayıp oradan gelen geçeni pataklayan mızıkçıya benziyor. Durumu iyi ise taarruz ediyor. Yok, gözüne kestiremeyeceği biri varsa, anında çark ediyor.

Şu sıralar yine ipten kazıktan kurtuldu:

-Bağlanacak durumda!

Vatan Yahut Kompitır

Geçtiğimiz hafta içinde İstanbul’un Bostancı semtinde bir avukat ile görüşme yapması gerekiyordu. Randevu saatinde anılan bölgeye gitti. Otomobilini park etmek için gideceği adresin çevresinde dolandı durdu. Tek araçlık yer yoktu. İlerleyerek Vatan Komitır adlı mağazaya kadar geldi.

Onun bir otoparkı vardı, “oh” dedi. Mağazanın bodrum katına inip aracını park etti.

Saatine baktı, 10 dakika gecikmişti. Otopark kapısından çıkmak için hamle yaptı. Görevli “bi dakka abi” dedi:

-Mağazanın içinden çıkacaksınız!

Tamam olabilir diyerek merdivenlere koştu, bir üst kata çıktı. Etrafa baktı, “dönüşte biraz gezerim, zaten alacağım şeyler de var” diye içinden geçirdi. Kapıya yöneldi. Kapıda duran güvenlikçi kız da “bi dakka beyefendi” dedi:

-Alış veriş yapmadan çıkamazsınız!

-Çok acele işim var, dönüşte rahatça gezip dolaşacağım…

-Hayır müessesemizin kuralları böyle.

-Mağaza yöneticisi ile görüşebilir miyim?

-Görüşün.

-Nerede?

-Ben bilemem efendim!!!

Telaşla mağaza içinde mağaza yöneticisini aradı. Tanıyanlar vardı! Ama şu anda nerede olduğunu bilmiyorlardı. Koşturarak her yanı taradı. Sonunda buldu. Derdini anlattı.

Yönetici halden anlayan bir insandı:

-Küçük de olsa bir alış veriş yapın çıkabilirsiniz!

-Hani, dönüşte daha rahat falan filan…

-Yok beyefendi, ya aracınızı alın çıkın ya da bir ürün!

Allah sizi kahretsin, burası cezaevi mi, ileri teknoloji ürünleri satan modern bir mağaza mı? Bunu kimseye söyleyemedi. Belki gözaltına da alınabilirdi. Sadece içinden geçirdi.

Gecikme süresi 20 dakikaya ulaştı. Bir flaş disk alayım bari diyerek sordu:

-Flaş disk alacağım, nerede bulabilirim?

-Flaş disk mi?

-Flaş disk!

-Flaş disk ise bir üst kata çıkacaksınız beyefendi!

Bir üst kata çıktı. Üç dört kişi kendi aralarında sohbet ediyorlardı. Onlara yaklaştı. Eliyle, gözüyle işaret etti. Hayır, göremediler. Sonra telaşla seslendi:

-Flaş disk alacağım yardımcı olabilir misiniz?

Birbirlerine baktılar, kim konuşsun gibisinden sonra biri tezgâhın önündeki çaresiz adama yaklaştı:

-Ne istiyordunuz beyefendi?

-Flaş disk istiyorum.

-Flaş disk di mi?

-Evet, flaş disk!

Arkasındaki arkadaşlarına dönüp kibarca sordu:

-Flaş disklerle kim ilgileniyordu?

-Bilmem!

Zamanı gittikçe daralan adam sıkıntı ile saatine bakıyordu. Sonunda flaş disklerden sorumlu devlet bakanı bulundu. Beyaz gömlekli, göbekli delikanlı muhatabına aşağılayan gözlerle baktı:

-Size nasıl yardımcı olabilirim?

-Bir flaş disk alıp çıkmam lazım…

-Flaş diskler neredeydi?

-Ben bilmiyorum, müşteriyim!

-Zaten size sormuyorum beyefendi arkadaşlarıma soruyorum!

-Peki sorun ama lütfen çabuk olun, zamanım giderek daralıyor.

-Bir dakika beyefendi acele etmeyin sabah sabah, mağazamız daha açılalı 5 dakika
oluyor.

-Biliyorum ben de sizi rahatsız etmek istemem ama kapıdan çıkamıyorum bu aleti almam lazım.

Sonunda bir bilen flaş diskleri gösterdi. Görevli adamı oraya davet etti. Adam biraz huysuzdu sanki:

-Ben 64 GB bir flaş disk istiyordum, var mı?

-Var!

-Nerede?

-64’lükler burada değil…

-Siz onların olduğu yere gidip bir tanesini bana verir misiniz? Satın almak istiyorum!

-Olur!

Beyaz gömlekli göbekli delikanlı 64 GB’lık bir flaş diski alıp acelesi olan adama getirip verdi. Adam elini uzattı. Görevli hızlı bir hareketle geri çekti:

-Bir dakika efendim kayıt yapmam gerekiyor.

-Ödemeyi burada mı yapacağım?

-Hayır! Ne kadar acelecisiniz! Biz burada kayıt yapıyoruz, ödeme aşağıda yapılıyor.

Kayıt için birkaç ekran açılmasını bekledi. Sonunda küçük aleti adama verdi. Adam hızla merdivenlerdi inip kasa ulaştı. Orada da delirmiş bir müşteri vardı. İçinden “eyvah” dedi: Buradan çıkamayacağım!

O sırada telefon çaldı avukat arıyordu:

-Beyefendi neredesiniz?

-Bir tımarhanedeyim, ama biraz sonra taburcu olacağım, geliyorum…

Bu telefon görüşmesi etkili oldu. Bir kadın görevli “buyurun beyefendi” dedi:

-Size nasıl yardımcı olabilirim?

-Şunun parasını alırsanız yeter de artar bile!

Adam ödemesini yaptı, flaş diskini aldı, kapıdan çıkarken göstermek için kadın güvenlikçiye faturayı uzatacaktı ki, kadın sohbet edecek birini bulmuştu. Hiç ilgilenmedi.

Adam çıktı gitti…