1 MAYIS VE VERTİGO

1 Mayıs. Emekçinin, işçinin bayramı… Başım dönüyor… Bu yazıyı yazarken bugün neler olacak bilmiyorum… 
Başbakan sinyali çoktan verdi: “Taksim’i unutun” dedi. “Taksim’i unutun! İlla burada yapacağız demek, çatışmaya hazır olmak anlamına gelir.” Bu sözle birlikte saflar belirlendi. Çatışma hazırlıkları başladı… Yer ayağımın altından kayıyor. Neler olacak bilmiyorum… 
Sendikaların ve nice kuruluşun 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlayacaklarını açıklamaları üzerine: Polis önlemlerini alırken, Taksim’e barikatlar yığılırken, TOMA’lar hazır ola geçerken kılıçlar bilenir, avuçlar kaşınırken padişah yine buyurdu: “Sendika başkanı burası bizim kutsalımızdır diyor. Lafa bak ya! Nasıl bir kutsalsa?” diye kükrüyor… 

Elbet kutsal. İşçi sınıfının belleği için kutsal. Kentin belleği için kutsal. Emeği en yüce değer olarak benimseyenler için kutsal! Bunca yıldır hakları için mücadele edenler için kutsal! Talandan, ranttan, yalandan değil, işiyle, emeğiyle, alın teriyle beslenen için kutsal! 1977’de orada öldürülenlerin anısı için kutsal… Başım dönüyor, yer ayağımın altından kayıyor, duvarlar şekil değiştirip üzerime üzerime geliyor… Bugün neler olacak bilmiyorum. 
Bildiğim, 2010, 2011, 2012 yıllarında 1 Mayıs’ta böyle bir yasak yoktu ve 1 Mayıs bayram havasında kutlandı… 
Bildiğim, 2013’te Taksim Meydanı’nı buldozerler delik deşik edip bugünkü rezil durumuna getirmek için inşaata başlandı. 
Bildiğim, böyle bir yasak için hiçbir kanun ya da gerekçe yok… 
Bildiğim, bu yasak sadece ve sadece hükümetin “Taksim korkusundan”, “Gezi korkusundan” kaynaklanıyor. Bir de gerilimle beslenen diktatörün ben ne dersem o olur, bana kimse karşı çıkamaz inadından…

Hastalığa çare 
Sevgili okurlar bu yazıyı yazarken başım dönüyor, yer ayağımın altından kayıyor… En çok da parmaklarımın altından klavyedeki harfler kaçışıyor… Nedeni “Vertigo” ya da “Meniere” denilen hastalık. (Hastalığı ilk tanımlayan Fransız doktor Prosper Menière) 
Hitchcock’un “Vertigo” adlı, o enfes kült filmini düşünün. Hani James Stewart ve Kim Novak’lı… Kamera geri geri giderken merdivenlerde “zoom” yapar da biz izleyiciler de filmi izlerken düşecek gibi oluruz! Filmde dedektifin “vertigo” nedeni yükseklik korkusuydu. Benimki yükseklik korkusundan değil, içkulaktaki kristallerin oynamasından… Bu hastalığın nedeni bilinmiyor. Bedenin tüm denge sisteminin altüst olması… Son yıllarda çok yaygın. Bir arkadaşım uzaydaki kozmik hareketlerle ilintili olduğuna inanıyor. Bana sorarsanız, içinde yaşadığımız gerilimden… 
Neyse ki tedavisi var. İlacınızı alıyorsunuz, hafifliyor, zamanla geçiyor. (Bir daha ne zaman ortaya çıkacağı belli olmuyor.) 
Asıl gerilimden beslenme hastalığına bir çare bulmalı. Gerilim yaratma, gerilimi ve kavgayı kışkırtma, çatışmasız yaşayamama hastalığına ilaç üretmeli! Çareyi bilen varsa, lütfen paylaşsın. 
Vertigo nedeniyle yarınki yazımı yazıp yazamayacağımı bilemiyorum… Ama ayrılmadan önce bir haber:

İstanbul Barok Festivali 
Leyla Pınar benim çok sevip saygı duyduğum bir müzikolog ve yazar. 
Sanat yönetmenliğini Leyla Pınar’ın üstlendiği, Uluslararası İstanbul Barok Festivali, 3-8 Mayıs’ta yapılıyor. Sadece konserler değil, çalıştaylar, org semineri de var.

Bu yıl özel ve zengin bir program, çünkü bu festival 20. yılını kutluyor! 
Festivalin açılış ve kapanış konserleri Austrian Baroque Consort solistlerinden. (Avusturya Kültür Ofisi destekliyor.) Bu orkestraya İstanbul Barok Orkestrası da katılacak ve Gezi eylemlerinde yaşamını yitiren gençlerin anısına “Apollo & Defne Kantatı” seslendirilecek. 
Kapanış konseri ve 20. Yıl Kutlama Partisi’nden (Baroque DJ Project) elde edilecek gelirin bir kısmı Türkiye Korunmaya Muhtaç Çocuklar Vakfı’na (KORUNCUK) bağışlanacak. Bildirmesi benden, katılması sizden…