HERKES KENDİNE DÖNÜP BAKSIN!

Freedom House’ın yıllık raporunda Türkiye’nin basın özgürlüğü sıralamasında, irtifa kaybetmesi ve Avrupa’nın basnı özgür olmayan tek ülke konumuna düşmesi, Türkiye’den basın özgürlüğünün çinenmesinden nasibini almış değerli gazeteci Ahmet Şık’ın, UNESCO”nun Guillermo Cano Dünya Basın özgürlüğü ödülünü alması, üzerine bütün gözlerin Türk basının hali pürmelali üzerine çevrilmiş olduğu sırada da, Emekli Büyükelçi ve eski CHP milletvekili Dr.

Onur Öymen’in “Bir Propaganda Silahı Olarak Basın-”kitabını yeni bitirmiştim.

Basın özgürlüğü propaganda yönlendirme konularını yönüyle ihata eden bu geniş soluklu eserinde , nebisi bol Türk siyaset hayatının hepsi de özgün bol kitaplı siması Emekli Büyükelçi Dr. Onur Öymen, gelişmelere kapsamlı yaklaşıyor.

***

Kitabın” 21. Yüzyılda Türk Medyasının Durumu” bölümünde şunları söylüyor ezcümle Onur Öymen:

“Gerçekler ortaya çıkıp da toz bulutu dağılınca, herkes geçmişin bir muhasebesini yapmak zorunda kalacaktı. Basın Dahil!…İnsanların kaybolan yılları, tükenen hayatlar, yaşanan dramlar, aile faciaları ne olacaktı? Bunların hesabını kim verecekti?… Bütün bunlar olurken konuşması gerekenlerden bazıları ne için susmuştu?…Niçin basının bir bölümü o insanların daha acı çekmeleri için savaş vermişti?…

Bu durum, ülkedeki demokrasinin standartlarını da düşürdü. Özgür basın olmadan demokrasi olabilir miydi?…

Radyo ve televizyonları denetlemek amacıyla kurulan RTÜK ihtilaflı konularda hep iktidarın istediği doğrultuda oy veriyordu.

Devlet televizyonu TRT’de çalışanların bir bölümü tasfiyeye uğratılmıştı…Özel televizyon haber kanallarından çoğu iyi bir sınav verememişti. İktidarın tutumunu kollayan yayınlar yapmak için tarafsızlıktan uzaklaşmışlardı…

Başbakan’ın hemen hemen her her konuşmasının ondan fazla kanalda aynı anda canlı olarak yayınlanmasının dünyada örneği pek azdı.

Yazılı basın da iyi sınav veremeyenler arasındaydı. İktidarla muhalefetin haberlerinin verilmesinde büyük farklılıklar vardı…

İktidara yakın olmaya özen gösteren gazeteler cumhuriyetçi çizgiyi özenle korumaya çaba gösteren muhalif politikacıların sözlerini görmezden gelmeye özen gösteriyorlardı….

***

İkinci Cumhuriyetçi denilen evvelce sol görüşlere yakın olup da AKP İktidarına başlangıçta umut bağlayanlar, bu iktidarın Türkiye’yi bireysel özgürlüklerin egemen olacağı çağdaş bir ülke haline getireceğine inananların ‘ yetmez ama evet’çiler ve hep bu yönde yazı yazanlar, görüşler savunanlardan bir kısmı da sonunda yanıldıklarını anladılar….

İyi sınav veremeyenler arasında yabancı basın da vardı. Başlangıçta AKP’ye büyük destek veren, attığı adımllardan büyük başarı gibi söz eden , muhalefetin eleştirilerini görmezden gelen, hatta muhalefeti eleştiren gazeteciler zaman içinde tutumlarını değiştirdiler, eleştirilerde bulunmaya başladılar. Evvelce aksi görüşü savunanların işin esasında baştan beri yanıldıklarını kabul etmeleri beklenemezdi….Onlar o zaman dediklerinde de haklıydılar, şimdi yaptıları eleştirilerde de!…Öz eleştiriye en çok ihtiyaç duyanlar arasında yabancı basınn büyücek bir bölümü de yer alıyordu.21.yüzyılın ilk yılları herkes için derslerle doluydu. Yurt içinde ve dışında Türkiye’deki siyasi gelişmelerle ilgilenenlerin bu derslerden yararlanması gerekiyordu. Türkiye’de iktidar değişikliğinin Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan itibaren benimsediği temel değerleri ve sağlam lkeleri değiştiremeyeceği herkesçe anlaşılmalıydı.

Türkiye’yi yeniden ve farklı temeller üzerinde yapılandırmak isteyenlerin Türk toplumunun dokusunu değiştirmeye çalışanların başarı şansının olmayacağını anlayanlar beli ileride daha sağlıklı teşhisler koyup gerçekçi değerlendirmeler yapabilirlerdi…”

Onur Öymen’in konuyu her yönüyle ele alan, düşündürücü ve öğretici kapsamlı kitabını okumanın tam zamanı.