ERDOĞAN DEVLETTİR!

Başbakan Tayyip Erdoğan 10 Mayıs 2014 günü Ankara’da bir “tarih yazma” eylemi daha yaptı. Danıştay’ın 146. Kuruluş yıl dönümünde Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu kürsüdeyken ayağa kalkarak “edepsizlik ediyorsun” dedi. Sonra da yanında bulunan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Genelkurmay Başkanı Necdet Özel’e “kalkın gidiyoruz” talimatını verdi. Onlar da koşulsuz emre itaat ederek, kalktılar ve Başbakan’ın peşi sıra salondan çıktılar.

Olayımız budur!

Hemen ardından ekranlara çıkanlar, telefonla bağlananlar “Vallahi çok ayıp bir şey Erdoğan’a hiç yakışmadı” gibi çok değerli görüşlerini bildirdiler.

Oysa bu protokol ayıbı Erdoğan’a çok yakıştığını, bizzat kendi partisi, yöneticileri, kendi medyası anında gösterdi:
“TBB Başkanı tribünlere oynadı!”

Başbakan da “normal olarak” ona haddini bildirdi. Hem de kendine en çok yakışan biçimde: Kasımpaşalı bir delikanlı gibi!

Burada gözlerden kaçan başka bir şey var. Erdoğan’ın yeminli karşıtları bile şöyle diyorlar:

-Devlete yakışmadı!..

Niye ki?

Bu devlet kadınlarla erkekleri bir arada çırılçıplak soydu. Onları kış ortasında tazyikli soğuk suyla yıkadı. Evli tutukluları bir araya getirip, erkek tutukluya “şimdi karına tecavüz edeceğiz” dedi.

Kadın tutukluları taciz etti. Onlara tecavüz etti. İşkence tezgahında canlarını aldı. Kimsesizler mezarlıklarına gömdü.

Sonra yalanlar söyledi. Öldürdü, gömdü, kaybetti.

Bunlar askeri vesayet dönemlerinde oldu, yazılan onlarca anı kitabına, çekilen belgesellere, sinema filmlerine, bestelenen şarkılara türkülere karşın unuttuk!

Bir de “ileri demokrasi” dönemimiz var değil mi? Halen sürüyor. Artık her şeyi herkesin gözleri önünde yapıyorlar.

Yüz binlerce tanık varken, öldürüyorlar, göz oyuyorlar, gaz fişekleriyle vuruyorlar. Kaba dayakla hayat bağlarını kesiyorlar. Ölenler ölüyor, kalanları gözaltı-tutuklama-hapishane üçgenine sevk ediyorlar.

Hepsini devlet resmi memurları ile yapıyor.

Bu “temiz devletin” başbakanı herkesin içinde ayağa kalkıp:

-Edepsiz! diyor.

Artık kesin olan bir şey varsa devlet ile Erdoğan birbirine çok yakıştıklarıdır. Hatta Danıştay olayından sonra bir adım daha atılmıştır:

-Devlet Erdoğan’dır!..

ÇİÇEK GİBİ BAKIŞ

TMBB Başkanı Cemil Çiçek, Danıştay töreni skandalı sonrasında olayı şöyle yorumladı:

-Açılış günlerinde daha birleştirici gerekir. Tribüne yönelik konuşmak yanlıştır!

Böyle konuşmalar yapılırsa o zaman Başbakan da “doğal olarak” ağzına geldiği gibi konuşur, töreni skandala dönüştürür!

Erdoğan’a yönelik tek kelime edilmez. Şimdiye kadar eşi benzeri görülmemiş bir tavır ortaya koyan kişiye söz söylenemez.

Çok zavallı bir durum…

Herkes ağzından çıkanı duyacak, başbakan hariç.

Çiçek gibi bakış diye buna derler!

Bana liderini söyle

Osmanlı İmparatorluğunda “Rüşvet” konusunu akademik tez olarak seçen Prof. Dr. Ahmet Mumcu, 1990’ların başında “Temiz Toplum Kampanyası” yapan Milliyet gazetesinin muhabirine şöyle diyordu:

-Bir toplumda liderler temiz ise toplum da temizdir!

O tarihte Milliyet’te Küba röportajı yayınlanmıştı. Rejimin önde gelen isimlerinden Küba Devrimi İşçi Sendikaları Genel Sekreteri Pedro Ros, Türkiyeli delegasyonu kabul etmişti. Ayak ayaküstüne atmış vaziyette konuşan Kübalı işçi liderinin yarım pençe ile tamir görmüş ayakkabıları fotoğraf karesine girmişti. Mumcu bu ince ayrıntıyı yakalamıştı:

-Sizin yazılarınızdan çıkarttığım sonuca göre, Temiz Topluma Küba’yı örnek gösterebilirim!

Mumcu “bir de” demişti:

-Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarını örnek gösterebilirim diye eklemişti.

İş başındaki Hükümet üyeleri hakkında ortalığa saçılan rüşvet iddialarını ve onların kendilerini savundukça battıklarını dikkate alarak yakın bir gelecek için umutlu olmak kolay değil.

Toplumlar liderlerini “rol model” olarak alırlar. Türkiye’nin genç nüfusu rüşvet batağından nasıl etkileneceklerini tahmin etmek hiç de zor değildir:

-Bana liderini söyle sana nasıl toplum olduğunu söyleyeyim!