MAGAZİN

“Webster”in 2129 sayfalık devasa sözlüğünde, magazin sözcüğünün İngilizceye eski Fransızcadan geçtiği yazılı.
Bize de Fransızcasından gelmiş olmalı. İlk anlamı depo, bir malın sakladığı yer vb. Aslı Latince olabilir mi diye araştırdım, değil. İngilizce-Latince sözlükte magazin karşılığında herhangi bir benzerliği bulunmayan başka bir sözcük yer alıyor. Zaten yazımın amacı dil araştırması değil. Fakat bir konuda yazarken kavramın arka planlarını araştırmak fena olmuyor…

***

Depo ile hafif ve herkesin ilgisi çekebilecek haberler içeren resimli dergi arasında nasıl
bir ilişki olabilir?

Ben çözemedim.

Meraklı okurlarımdan bilen, herhangi bir yorum yapabilecek olan varsa, bildirirse sevinir ve paylaşırım.

Acaba, haberlerin bir depoda gibi üst üste yığıldığı bir yayın organı mı denmek isteniyor?

Çok uzak bir olasılık…

Adının kökeni ne olursa olsun, yaşamlarımızı baştan aşağı kuşatan bir olgudan söz ediyoruz.

Batı ülkelerinin her hangi birinde kısa bir süre de olsa yaşayanların bildiği gibi, ciddi yayın organlarıyla magazin gazete ve dergileri arsında kesin sınırlar çizilmiştir.

Bizde bu alandaki vıcık vıcıklığa sadece Batı’da değil gezip gördüğüm hiçbir başka ülkede rastlamadım.

Gazeteler nasıl bu duruma geldi, doktora tezleri oluşturabilecek önemde bir konu.

Toplumun ahlâkça çöküntüye uğraması mı gazetelerin kimyasını bozdu, yoksa gazetelerin(ve kuşkusuz görsel medyanın) ahlâk çöküntüsüne uğraması mı toplumu da bozdu?

Karşılıklı bir etkileşim olduğunda kuşku yok…

Fakat bence asıl sorumlu, magazinleşen medyadır…

***

Magazin kuşkusuz sadece dökük saçık fotoğraf ve haberler demek değil.

En ciddi bir konuyu bile üslubunuzla, haberi veriş biçiminizle magazinleştirir, ciddiyetten uzaklaştırabilirsiniz…

Çok basit, sıradan bir örnek… Gazeteci arkadaşlarımdan kadınlara karşı işlenen suçlarda “öfkeli koca” gibi yakıştırmaların kullanılmamasını defalarca rica ettim…

Bir caniden öfkeli diye söz etmek cinayeti neredeyse hoş görmektir.

Fakat magazin kültürüyle kirlenmiş kafalara bunu anlatabilmek kolay olmuyor…

***

Yaşamlarımız magazin ahlâkının değerleriyle kuşatılmış…

Zihinlerimiz gerçekten de bir depo gibi düşük düzeyde görüntüler ve hiçbir yaşamsal değeri bulunmayan bilgi yığıntılarıyla dolup taşmada…

Magazin ahlâkı bütün insanlık değerlerini bozuyor, daraltıyor, kirletiyor, ciddi olmaktan uzaklaştırıyor…

Televizyon ekranlarında sıradan halk insanlarıyla hayatlarına dair yapılan röportajlara, söyleşilere bakın…

En yaşamsal, en önemli sorunlar, o sorunların sahiplerince bile bir anda sanki onların dışında bir olaya, bir gösteriş ve tüketim olgusuna dönüşüyor…

Magazin ahlâkı gerçeklik duygusunu öldürüyor… İnsanlar uyuşturucu almış gibi gerçeklikle ilgisi bulunmayan sanal dünyalara savruluyor…

***

Geride bıraktığımız 3 Mayıs, Dünya Basın Özgürlüğü günüydü.

Siyasetin baskı ve yasakları kadar medyayı kuşatan magazinleşme ahlâkı da sadece özgürlük için savaşım veren basını değil, onunla birlikte bütün bir toplumu tehdit ediyor…