HESAP VERİN!

Üç gün içinde ne çok şey öğrendik! Acıyla, kanla, gözyaşıyla öğrendik, ama öğrendik. Öldürülenlerin yasını tutalım, aileleri için dua edelim ama bu vahşeti ve katliamı durdurmak için de önce hesap soralım.

-Uluslararası Çalışma Örgütü İLO’nun "Madenlerde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesini" imzalamayan 3 ülke Türkiye, Pakistan, Afganistan. Neden imzalamıyorsun AKP? Hesap ver! Sakın safi patronlara yarayan o uyduruk "İŞ Güvenliği yasasından" söz etme ama!

-Çok değil iki hafta önce CHP’nin Soma’daki Maden Ocaklarıyla ilgili önergesini ret eden AKP üyeleri. Her biriniz tek tek hesap verin ! Verecek bir yanıtınız yoksa, "emir kuluyuz" demeniz , inanın susmanızdan daha az utanç verici olacaktır.

-Başbakana soruyorum: Soma’da yaşanan katliamı ve vahşeti , 1800’lerde Almanya’daki ; 1900’lerdeki İngiltere’deki iş kazasıyla karşılaştırmaya hiç mi utanmadınız? Bu mu sizin Türkiye vizyonunuz???

-Enerji Bakanı Taner Yıldız, bir kaç ay önce açılışında övgülere boğduğunuz o işletmede , başka bir yerde değil , o işletmede yaşandı bu katliam! Hala nasıl o koltukta oturabilirsiniz? Hala nasıl milletin yüzüne bakabilirsiniz? Vicdan, haysiyet, ahlak? Bu sözcüklerin hiç mi anlamı yok sizin için?

-Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik: "Ölen genç 15 değil,19 yaşında. Bu da sevindirici durum" dediniz. Ağzınızdan çıkanı kulağınız mı duymuyor. Hala o koltuğa yapışıp kalacak mısınız?

-Başbakan ve emir kulu hükümet üyeleri verimlilik, daha çok para, daha çok rant , daha çok gösteriş tutkusuyla yanıp tutuşurken, hala her seçimde millete sadaka niyetine kömür dağıtacak mı? Bedelini yüzlerce maden işçisi ve ailesinin ödediği rüşveti, oy karşılığında ortalığa saçacak mı? Ayakkabı kutuları, evlerdeki kasalardaki kara parayı aklamaya çalışacak mı?

-Cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluk ve rüşvet suçlamasıyla karşı karşıya olanlar , Soma’ katliamı ve vahşeti için de, "komplo" diyecek misiniz? Paralel devletin işidir diyecek misiniz?

-Başbakana ve hükümete yalakalık etmek için bugüne dek birbiriyle yarışan iş adamları, holding sahipleri, ihale ve inşaat bezirganları, gazetelere boy boy başsağlığı ilanları vereceğinize, o paraları Soma’da öldürülenlerin ailelerine verin! Gösteriş yapmanızı önler ama işe yarar.

-Ve bugüne dek Başbakana yalakalık yarışındaki gazeteciler: Çıkarlarınızı bir yana bırakıp, hesap sormayı göze alabilecek misiniz?

Sevgili Okurlar, Nazım’ın dizeleriyle destanımızda ve yaşamımızda emeği yücelten onlar önünde bir kez daha saygıyla eğiliyorum.

Onlar

Onlar ki toprakta karınca,
suda balık,
havada kuş kadar
çokturlar;
korkak,
cesur,
câhil,
hakîm
ve çocukturlar
ve kahreden
yaratan ki onlardır,
destanımızda yalnız onların maceraları vardır.
Onlar ki uyup hainin iğvâsına
sancaklarını elden yere düşürürler
ve düşmanı meydanda koyup
kaçarlar evlerine
ve onlar ki bir nice murtada hançer üşürürler
ve yeşil bir ağaç gibi gülen
ve merasimsiz ağlayan
ve ana avrat küfreden ki onlardır,
destanımızda yalnız onların maceraları vardır.
Demir,
kömür
ve şeker
ve kırmızı bakır
ve mensucat
ve sevda ve zulüm ve hayat
ve bilcümle sanayi kollarının
ve gökyüzü
ve sahra
ve mavi okyanus
ve kederli nehir yollarının,
sürülmüş toprağın ve şehirlerin bahtı
bir şafak vakti değişmiş olur,
bir şafak vakti karanlığın kenarından
onlar ağır ellerini toprağa basıp
doğruldukları zaman.
En bilgin aynalara
en renkli şekilleri aksettiren onlardır.
Asırda onlar yendi, onlar yenildi.
Çok sözler edildi onlara dair
ve onlar için :
zincirlerinden başka kaybedecek şeyleri yoktur,
denildi.