İŞÇİLER NEDEN CUMHURİYETİ SAVUNMALI?

Soma Katliamı’nın ardından ortaya daha önce görülmemiş, ibretlik görüntüler çıktı. Facianın ardından Soma’da şalvarlı, cüppeli, sakallı şahıslar dolaşmaya başladı. İsmailağa cemaati mensubu olduklarını söyleyen bu kişiler Enerji Bakanı Taner Yıldız ile rahatça görüşüyor, yakınları ölenlere küstahça sükûnet tavsiye ediyorlardı. Bunlara göre ölenler şehit olmuştu. Eğer bu durumun devam etmesi isteniyorsa aile susmalı, hiç şikâyet etmemeliydi. Benzer laflar Soma’ya destek için gelenlere saldırmakla meşgul polis ve Diyanet tarafından da tekrarlandı. Bu kadar tekrardan ve cemaat mensuplarına gösterilen teveccühten söz konusu zırvanın bir hükümet politikası olduğu anlaşılmaktadır. Özelleştirmenin ve emek sömürüsünün eli bayraklı savunucusu AKP, dini alet ederek toplumsal muhalefeti engellemenin şimdiye kadar hiç kullanılmamış bir biçimine başvurmuştur. Bu durumu cumhuriyetin bitişinin tescili olarak da görmek mümkündür.

CUMHURİYETİN CENAZE NAMAZI

Cumhuriyetin tasfiyesi kuşkusuz AKP ile başlamış değil. Bu süreci 12 Eylül Darbesi’ne ve Turgut Özal’a kadar uzatabiliriz. Özelleştirme dalgası bu sürecin ekonomik ayağını oluşturmuş; Kemalist Devrim’in yarattığı iktisadi işletmelerin özelleştirilmesi cumhuriyetin tasfiyesinin ilk adımı olmuştu. Sürecin siyasi ayağı Ilımlı İslam, Büyük Ortadoğu Projesi ve ulusal devletin parçalanması üzerine yükseliyordu. Kültürel planda bütün bunları dincilik tamamlıyordu. Bu koşullarda iktidara gelen AKP, Ergenekon ve Balyoz tertipleriyle kalan son direnç noktalarını da ortadan kaldırdı. Meseleye bu çerçeveden bakıldığında Soma’da ortada dolaşan ve utanmadan sıkılmadan ölü yakınlarına akıl öğreten tuhaf kılıklı bu adamların sancılı bir sürecin bitişini ilan ettiği anlaşılmaktadır. Özelleştirmenin, işçi haklarının ortadan kaldırılmasının, ulusal devletin tasfiyesinin ve halka karşı şiddetin son ayağı dinciliktir. İsmailağa mensupları Soma’da sadece madencilerimizin değil cumhuriyetimizin de toprağa verilmesine nezaret etmektedirler.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NDEN TÜRKİYE CEHENNEMİNE

Soma sokaklarında dolaşan İsmailağa mensupları çok önemli bir gerçeği daha gözler önüne sermektedir. Cumhuriyetin olmadığı yerde işçi sınıfına da yer yoktur. Cumhuriyetin tasfiyesi özelleştirmeyi, sendikasızlaşmayı ve taşeronluk sistemini; bütün bunlar da iş güvenliğini ortadan kaldırmıştır. Cumhuriyetin ve kazanımlarının yok olması işçiliğin tanımını değiştirmiştir. Artık işçi yoktur; hangi şartlarda çalışacağı işveren tarafından belirlenen, naaşı bile ailesine teslim edilmeye gerek görülmeyen kullar vardır. Meseleler fıtratla ilişkilendirilmekte ve toprak altından madenci ölüsü çıkartmak bir başarı ölçüsü haline gelmektedir. Üstelik işçiler bu insanlık dışı sistem tarafından doğrudan kendi cellatlarının mitinglerine katılmaya ve onlara oy vermeye zorlanmaktadır. Cennet vaadiyle susmaları istenen işçilere kalan tek çare,parasını ödedikleri telefon mesajlarıyla meczuplardan dua istemektir.

Yüzlerce madencimizin ölümü ve ardından Soma sokaklarında dolaşan gericiler, işçilerin cumhuriyete ve onun kazanımlarına neden sahip çıkması gerektiğini göstermektedir. İşçimizin ve madencimizin cumhuriyet yıkıcıları karşısında suskun kalmak gibi bir lüksü yoktur. Cumhuriyet yıkılırken işçimiz de yıkıntıların altında kalmakta; başta yaşam hakkı olmak üzere bütün haklarını kaybetmektedir. Cumhuriyet ve ulusal devlet tasfiye edilmek istendiği için özelleştirme furyası başlamış; bu furya yüzünden Türkiye’de işçi ölümleri inanılmaz bir noktaya ulaşmıştır. Türkiye cumhuriyet olmaktan çıktıkça işçiler açısından hızla bir cehenneme dönüşmektedir. Bu korkunç gidişatı engellemenin tek yolu yeni bir cumhuriyet kurmaktır.