Y. ÖZDİL’İN İTHAMI

Kadıköy’den emekli inşaat yüksek mühendisi Erhan Özyürekle’nin bir iletisi düştü, bilgiyasarıma. Olduğu gibi aktarıyorum:

“Sayın Yazar,

Yılmaz Özdil ‘dünya tarihi sizin kadar ahlaksız bir medya görmedi’ diye yazdı.

Hangi medya kadrosunu kastettiği konusunda bir fikriniz var mı?

Bu çok ağır bir itham değil mi?

Siz de bir medya mensubu olarak Yılmaz Özdil’in kime karşı söylendiği belli olmayan bu
ithamı karşısında ne düşünüyorsunuz?

Hemen belirterek yanıtlayayım:

Değerli meslektaşım Yılmaz Özdil’in, ithamına özde katılıyorum. İthamın çok ağır olup olmadığını ise, değerli okurların takdirine bırakıyorum.

Hiç unutmuyorum. Geçen haziranında yapılan Galatasaray Pilavı günü okulun girişten soldaki kanadına tepeden aşağı sarkan bir koca pankart asılmıştı. Üzerinde iktidarın yandaşı da olmaktan öteye geçmiş kendini sınırsızca kullandırmakta hiç beis görmeyen biri Başbakan’ın Alo hatlarından olan, öbürü ise, sözde muhalifiyken, sonra danışmanlığına terfi eden iki Galatasaray mezununun resimleri vardı, ve altınlarında şunlar yazılıydı:

“Sorarlarsa onlar bizden değil, dersiniz. Bunu görünce, güldüm,,ama yanımdaki arkadaşıma da sormadan edemedim:

-Biraz ağır değil mi?

-Ne ağırı be dedi, hafif bile olmuş!

***

İthamın kime yönelik olduğu konusuna gelince:

Bir fıkra vardır çok ünlü.

Adamın biri, Başbakan’a küfür etmiş polis derdest etmiş

-Hadi bakalım demiş yürü gidiyoruz.

-Ne olduş.

-Başbakan’a küfür etmişsin!

-Yok yahu demiş bizimki ,bizim Başbakan’a değil, Hotanto Başbakanına küfür ettim.

-Hadi be sen de demiş polis, bunca yıllık polisim ben hangi başbakana küfür edileceğini iyi bilirim.

Artık, müsaade edin de, bunca yıllık baskı- demokrasi deneyimi olan bir toplumda da, halk ahlaksız medyadan söz ederken kimin kastedildiğini bilsin yani!

Ahlaksızlık şampiyonluğu yarışmasında, bugünkü yandaş medyanın birinci sırayı kapıp kapamayacağı konusunda kesin bir şey söylemek kolay değil.

Olayları tarih içinde değerlendirirken, en ahlaksız, en zalim, en hırsız, gibi benzetmelerde doğruyu bulmak çok güçtür.

Bugünkülerin en ahlaksız olup olmadıklarını bilmem ama, geçmiştekilere göre, daha fazla nemalandıkları bir gerçektir.

Ama kabul etmek gerekir ki, gelenek Osmanlı’dan bu yana sürmektedir. Abdülhamid bile gazeteciler içinde kimilerini süründürmüş, kimilerini ise satın almıştır.

Satın alınanlar arasındaki kimi isimlerin burada tekrarlanması bile, toplumsal vicdanı rahatsız edebileceği için açıklamamayı daha uygun buluyorum.

***

Menderes döneminde de, bugünkü yandaş medyanın muadili olan besleme basın vardı ve marifetleri bugünküleri aratmazdı.

Bu arada, yüksek inşaat mühendisi okurum Hızal Aküren”in pazar günkü yazım üzerine gönderdiği iletiyle de değinmek isterim.

“Bugünkü iktidarın yaptığı bölücülüğü, geçmişteki Demokrat Parti’nin Vatan Cephesi ayrıştırması ile mukayese etmek hiç doğru değildir ve bugünkü durumu en az hafife almak demektir. Bugünkü AKP iktidarının bölücülük Atatürk ve Cumhuriyet karşıtlığıdır.” diyor.

Bu uyarıya göre,yandaş medyayı, zararlı olma yarışında en önde göstermekte halkıdır, Yılmaz Özdil.

Özdil’in sözünü ettiği yandaş basının işbirliği ile, oluşturduğu algı sayesinde, insanın hayatının da, hakkının da, emeğinin de özgürlüğünün de ayaklar altına alındığı,Başbakan’ı protesto eden vatandaşın bizzat Başbakan tarafından yumruklandığı dikta rejimi egemen olabilmektedir.

Özdil’in suçladığı, yalandan iftiradan, yalakalıktan yüksünmeyen medyanın mensupları devran döndüğünde gemiyi ilk terk edenler olacaklardır.

Zaten bir kısmı yavaştan çark etmeye başladılar bile.

Üstelik, ne günah çıkarma kaygıları var ne bir şey. Hepsi sanki herkes geçmişi unutmuş gibi ,daha şimdiden hürriyet kahramanı pozlarıyla gezmeye başladılar bile.