BAYRAK

“Askeri vesayeti tasfiye ediyorum” dedin, ordunun da hukuk devletinin de canına okudun, bağımsızlığı da, bayrağı da öksüz koydun. 
Hiçbir şey olmuyormuş gibi görünürken, her şeyin olmakta olduğu bir süreci başlattın. Askerinin gözünün önünde barikat kurup yol kesmesine tepki gösterilmemesini emrettin; askerini çaresiz, bayrağını savunmasız bıraktın! 
Bayrağını indirdiler gönderden, kimse kaldıramadı fırlattıkları yerden, tepki göstermeme emrini verdiğin askerini suçladın. 
O bayrağı sen zaten savunucularıyla birlikte kurtarılmış bölgelere, yani hapishanelere hapsetmiştin, şerefli komutanlarla birlikte. 
T.C’ye savaş açtın, sonra seni eleştirene “Bendeki bayrak sevgisinin zerresi sende olmaz” diye çattın. 
Kimse inanmadı, çünkü herkes biliyordu ki, bayrak T.C’nin bayrağıdır, T.C. düşmanlığı ile bayrak sevgisi bir arada bulunmaz. 
Çünkü herkes biliyordu ki, Mustafa Kemal düşmanlığı ile bayrak sevgisi bir arada olmaz. 
Toplumun kutsalı olan bayrak senin için bir araçtı. 
Kâh öper koyardın onu başına… 
Kâh alırdın bayrağı ayağının altına…

***

Apo’nun oyuna talip olduğunda, bayrağa her türlü saldırıyı görmezden geldin. 
Milliyetçilerin oylarına göz koyduğunda bayrağa sarılıp meydanlarda gezindin. 
Bayrağa yaptıklarını açıklayanlara çattın “Sen kimsin!” diye, Atatürk’e “O kim!” diyemedin, karalamaya çalıştın diktatör diye. 
Zaman geldi, kimi şaşkın milliyetçiye göz kırpmak için ilkokul öğrencisi heyecanıyla şiir okudun “Bayrağı bayrak yapan üstündeki al kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır” diye. 
Herkesi aldatıyordun yine. 
Çünkü çağımızda bayrağı bayrak yapan üstünde al kan değil, çevresindeki mutabakattı, toprak da eğer üzerinde özgür ve mutlu yaşayanlar varsa vatandı.

***

Sen ise mutabakatı kavgaya çevirdin, birleştireceğin yerde ayırdın, baskıyı özgürlüğe karşı kayırdın, özgür vatanı hapishaneye çevirdin. Bayrağı dalgalandırmak, özgür mutabakatı sağlamakla mümkünken, insanları özgür iradeleriyle bu mutabakata yöneltmek yerine, bölünmenin, çatışmanın kaosuna ittin onları. 
Kardeşlikken bayrak, sen düşmanlık tohumu saçtın. 
Bağımsızlıkken bayrak, sen “BOP’un eşbaşkanlığı”yla tabiyet yolunu açtın. 
Özgürlük demekken bayrak, sen, baskıya, esarete saptın! 
Hep bir ağızdan “biz” demekken bayrak, sen hep “Ben ve ötekiler” türküleri yaktın. 
Oynadın bayrakla hep, kâh öpüp başına koydun, kâh ayaklar altına alınmasına seyirci oldun. 
Şimdi bir yandan Apo’nun oyununu oynuyorsun, bir yandan bayrağı savunanların oylarına göz koyuyorsun! 
Ve bir defa daha bayrakla oynuyorsun. 
Bir defa daha bayrağı öpüp başına koyuyorsun, bir defa daha “bayrağı seviyorum” diyorsun. 
Bir defa daha yine yalan söylüyorsun!