DEMODE DARBECİ

Ekrana bakıyordum, Kenan Evren’in cuntacıların, alkışlayanların, karşılarında esas duruşta çakılı olanların, görüntülerini izliyordum, ama belleğimden fışkırıp gelen başka bir görüntü bunların hepsini geriye itiyor, ön sırayı alıyordu.

1982 yılının yaz aylarından birinde Cevizli Zırhlı Tugay’ının tepesindeki o sıralarda hapishane olarak kullanılan eski cephaneliğinin dar koridorunu arşınlarken, mırıldanan tutuklunun sözleri çınlıyor kulaklarımda:

-Allah bu Kenan Evren’e uzun ömürler versin.

Sonra da arkadaşlarının ”delirdin mi, sen?” yollu çıkışlarına,şu, yanıtı veriyordu:

-Çok yaşasın ki, rezil olduğunu olduğunu iyice görsün.

Temenni tuttu, önce” vezir olan!” Evren, daha sonra rezil olduğunu da gördü.

Gerçi, Evren’in Çarşamba günkü duruşmada nelerin olup bitiğinin pek farkına varmadığını hastahanede yanında bulunan damadı Erkan Gürvit açıkladı.

Ama olsun bilincçi yerinde olduğu zamanlar, başına gelenlere şyaşıyırıyor ve şaşkınlıkla neden bu hallere düştüklerini soruyordu ya, dmek ki, temennisi tutmuştu.

***

Duruşma çıkışında Darbeciler halka hesap verecek ve 12 eylül zihniyeti de yargılanacak beklentisini dile getirenler olduğuna göre, neler olup bittiğinin farkına varmayan tek kişi ne yazık ki, mahkeme salonuna bulunduğu hastahane odasından telekonferansla bağlanan Kenan Evren değilmiş.

Çıkan karar ne olursa olsun, 12 eylülü 34 yıl sonra kalan iki enkazının, ömür boyu hapse mahkum edilmeleriyle, sonuçlanan davanın 12 eylül zihniyetini yargılamak gibi bir niyeti olmadığı gibi, pratik bir sonucu da yok.

Dönemin diğer işkencecileri, diğer katilleri, diğer zorbaları olmaksızın kalan iki enkazla yetinen davanın 12 eylülün hesabını görmesi mümkün değildi.

Elde kalan iki enkaz ile ilgili hükmün ise pratikte bir anlamı yok. Verilen hapis cezalarının Yargıtay’a gidip onaylanarak kesinleşmesine kadar sanıkların yaşadıklarını varsaysak bile, sağlık durumları gereği yatağa bağlı olarak yaşadıkları gözönünde bulundurulduğunda, hükmün kesinleşmesi halinde, infazın yine aynı şekilde olacağı da düşünülünce, pek değişen bir şey olmayacağı,. her iki darbecinin de , yine GATA’daki odalarında yatacakları veya sağlık durumları göz önünde bulundurularak infazın erteleneceği görülyecektir.

Yanlış anlaşılmasın 98 yaşındaki Evren’in içeri tıkılmak suretiyle işkenceye maruz bırakalmısını ( çünkü o sağlık durumunda böyle bir uygulama gerçekten işkence anlamını taşır) savunuyor değilim. Yalnızca hükmün pratik bir sonucu olmadığını belirtmek istiyorum, o kadar.

***

Aslında Evren ile Şahinkaya darbecilikten değil, “demode darbecilik”ten mahkum olmuşlardır.

İlhan Selçuk, yıllar önce banka soyan eylemci gençlere seslenen bir yazısında ezcümle “İlahı çocuklar! Diyordu, banka böyle mi soyulur?

Sonra silah kullanmadan, şiddete başvurmadan bankanın içinin sözde legal yollarla nasıl boşaltılacağını bunun hem etkili olacağını hem de cezasız kalacağını anlatıyordu.

Hala başka bir bağlamda sürmekte olan 12 eylülün demode darbecsi kenan Evren’e de, aynı baskı ve zulmün, aynı hukuksuzluğun, silah tehdidine başvurmadan nasıl egemen kılınacağını anlatan bir şeyler yazmak isterdim. Ama boşuna olur.

Çünkü Kenan Evren canına okuduklarının yazılarını okumaz ve şu anda içinde bulunduğu sağlık durumu dolayısıyla da, okusa da anlamaz.

Eğer öyle olmasaydı, bu yazının bir yararı da olrdu. Çünkü Evren sivil darsbecilrin egemen olduğu ortamda, darbecilikten mahkum edilmiş olmasına hayıflanır ve kendi kendine şöyle söylenirdi:

-Hay Allah, darbe öyle değil böyle yapılırmış, meğer biz ne kadar demode kalmışız!

Evet işin özeti de bu.

Darbe darbeyi yargılıyor, usta sivil darbeci demode darbeciyi haklıyor.