EKMELEDDİN ÇELEBİ

Koyunun olmadığı yerde, keçiye Abdurrahman Çelebi denilen bir zamanda yaşıyoruz.

Yaşam kavgasında, işine gücüne koşmaktan siyasal abukluklar üzerine pek de düşünmeyen yurttaştan, işi siyasal abukluklar üzerine görüş belirtmek olan kamu yönderlerine kadar, bu ülkenin hal ve gidişatından hoşnut olmayanlar, belki de tek bir konuda aynı fikri paylaşıyorlar :

AKP iktidarı, 80.inci yılında devraldığı Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerine tereyağına dalan bir kılıç gibi böyle dalabildiyse ; laiklikten hukuka, ordudan eğitime, kuvvetler ayrılığından ifade özgürlüğüne tüm cumhuriyet ilke, kurum ve kazanımlarını doğrayabildiyse böyle lime lime ; karşısında direnecek güç, gerçek, ciddi ve kararlı bir muhalefet partisi olmadığı içindir.

Meclis çatısı altında muhalefet etmesi gereken siyasal yapı, kimi beyinsel bir sefaletin, kimi işbirlikçi bir rezaletin, ama çoğu ilkesizliğin nedeni ya da sonucu olarak, omurgasızlıktan mustarip. Kafayı bir türlü kaldıramıyorlar. Kafayı dik tutamayınca, beli de doğrultamıyorlar. Çapsız, ışıksız fikirlerin, edilgen tereddütlerin ardında, sürünüp duruyorlar.

***

BDP ile HDP’nin Kürtlerini ve Kürtçülerini saymıyorum. Onlar iktidara sırnaşmakla tehdit arasında, zaten etnik sütlük ayrımcı yollarında gidiyorlar.

CHP ve MHP’den söz ediyorum. Aslında MHP’yi de bir kenara koymak gerek. Çünkü bu parti, İslamlaştırma politikasını tümüyle onayladığı AKP iktidarına daima ve en can alıcı noktada istepne olmanın dışında, cart curt, ip top diye bağırıp çağırmaktan başka hiç bir muhalif duruş sergilemedi.

Ama ya CHP ?

Muhalefet yapmaya çalışıyor, hatta bazı üyeleri cesurca yapmaya çalışıyor, ama hani parti belkemiği, hani aşılmaz ilke, hani kırmızı çizgi ? Hangi kararlılıkla neyi savunuyor, belli mi?

AKP’ne veryansın ediyor da, hangi karşı fikri ortaya koyuyor, neye göre ters düşüyor iktidarla, nasıl bir politika öneriyor, daha önemlisi, hangi değerlerini savunuyor cumhuriyetin ?

İktidarı, devletin kırmızı çizgilerini çiğnetmekle eleştiriyor. Peki CHP’nin kırmızı çizgisi kaldı mı ?

Cumhuriyeti, halkçılığı, milliyetçiliği, laikliği, devletçiliği ve inkılapçılığı nasıl savunduysa, işte bugün, hepsinin ezilip geçildiği noktadayız.

***

Muhalefetin olmadığı yerde, iktidarda Abdurrahman Çelebi’ler oturur elbet. Oturmakla kalmaz, tepinir. Hem de 12 yıldan beri.

Haydi MHP, zaten AKP’nin yedek lastiği.

Peki CHP niçin muhalefet olamıyor ? Sakın kimse, «Yüzde 26 oy oranıyla daha ne yapabilir ? » demeye kalkmasın.

BDP ve HDP’nin oy oranı %6, ama Türkiye’nin başını % 70 oranında ağrıtıyor !

CHP hem muhalefet yapamıyor, hem de iktidar alternatifi olamıyor, çünkü savunur göründüğü ilkelere göz göre göre ihanet ediyor, savunduğu fikirlerle çelişiyor.

Ya da ilkesi kalmadı, yok !

İşte size son, büyük, kabul edilemez son çelişkisi : Bir genel başkan düşünün ki, inancı siyasal arenadan uzak tutmayı gerektiren laiklik adına, uzun süre Alevi olduğunu söylemedi, zaten şimdi de sık sık dile getirmiyor. İyi güzel. Ama Aleviliğini söylemeye çekinen bu « laik » başkan, şimdi tuttu, MHP ile ortak cumhurbaşkanı adayı olarak, ABD patentli, ABD’ne uyumlu şeriatın dünya çapındaki kuramcılarından biri, Fethullah Gülen cemaatinin öpüp başına koyacağı eski İslam Konseyi Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu’nu öneriyor. Hem de laik cumhuriyetin kurtarıcısı olarak !

Ekmeleddin İhsanoğlu, kendi yaşam biçiminde inançlı bir Müslüman ve laik bir din bilgini olabilir. Ama eski bir İslam Konseyi genel sekreteri ya da din bilgini, laiklik vurgusu bekleyen bir cumhuriyete başkan olamaz!

***

CHP’nin hesabı ne ? AKP oylarının, taş çatlasa yarısını almak. Diyelim ki başardı. Bu da eder, %22.

Peki CHP’nin önerdiği aday, laik cumhuriyetçileri temsil ve tatmin eder mi ? Hayır !

CHP, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kendisine oy veren %26’lık seçmenin %20’sini bu aday yüzünden kaybedip, AKP’nin %22’sinin oyunu alsa ne yazar, almasa ne yazar, gözünüzü seveyim, bu mudur vizyon, bu mudur hesap ?
Çünkü artık yeter, ben CHP’nin kendi ilkelerine ihanetinden de, oportünizminden de pragmatizminden de, kısaca biçimden biçime giren yüzsüzlüğünden bıktım.

İnanın, Selçuk Sami gibi bir ortak adayı, kabullenmeye hazırdım. Ama ülkeme dayatılan İslamcılığı ılıtma projesinde, kolerayı vebaya tercih etmeyi kesinlikle reddediyorum. Bir de Ekmeleddin modeli laiklik çekemeyecegim ve oy vermeyeceğim !

Benim gibi düşünen de az değil.

Şeytana tartışmak için taviz verirsen, seni diyalektik mantıkla yenip razı edeceğine emin olabilirsin.
Lucian Blaga

“G” NOKTASI

Sabah

Gözümü açsam karanlık,
Kapatsam karanlık.
Yıldızlar, el ele tutuşup,
Şarkılar söylemeyecek mi bana?
ve yârin dudaklarından
Öpücük çiçekleri,
Açmayacak mı?
Eylül bahçelerinde,
Nisan yağmurlarında.
Gözlerimi kapattım.
Güneş doğuyor,
Hangi karanlık bedeni,
Dilsiz geceyi aydınlatıyor?
Camdan, perdeden,
Tenimden geçiyor güneş.
Sıcacık bir nefes
Fısıldıyor kulağıma, sabah oluyor.

REFİKA TORAMAN