SORUN MUHALEFET OLAMAMAKTA!…

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Cumhurbaşkanlığı için bulduğu en iyi adayı, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ile görüştükten sonra açıkladı:

-Ekmeleddin İhsanoğlu!

Salı günü TBMM’deki CHP Grup Toplantısında konuşan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, “öncelikle” dedi:

-Kimin Cumhurbaşkanı olamayacağını saptadık!

Ardından 10 madde sıraladı. Hepsi de Tayyip Erdoğan’ı hedef alıyordu. Bu “harikulade” şartları bir sanatçı bulmuş, CHP liderine söylemiş!…

Hepsi iyi güzel! Ama insanların bu senaryoyu hazmedebilmeleri için normalin biraz daha altında zekâ düzeyine inebilmeleri gerekiyor!

Benzeri uygulamalar iktidardaki partinin lideri tarafından başarıyla uygulanıyor. Sadece küçük bir sorun bulunuyor: Türkiye’nin ancak yarısını inandırabiliyor! Diğer yarısı katiyen inanmıyor.

Şimdi bu “inanmayan” büyük grup için hazırlanmış bir proje adayı, TBMM’deki iki siyasi parti tarafından kamuoyunun ilgisine sunuluyor.

Türkiye’de siyaset Başbakan Tayyip Erdoğan’ın üzerinde yükseliyor. En büyük pay şüphesiz kendisine aittir. Her gün büyük bir skandal düzeyinde açıklama yapıyor.

Ancak tartışılmaz yerinde yükselebilmesini, CHP gibi bir ana muhalefet partisine borçlu olduğunu zaman zaman kendisi de söylüyor.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde bulunup ortaya çıkartılan aday, Türkiye’yi siyasi İslam’ın iki adayı arasına sıkıştırmaktan öte bir işlevi görülemiyor. Din referanslı iki aday ile Türkiye; son yıllarda çok fazla telaffuz edilen İslam Cumhuriyeti’ne doğru adım atmış gibi kabul edilebilir.

Siyasette rakibinin enstrümanlarını kullanmaya başladınız mı, daha en baştan kendi kalenize bir gol atmış oluyorsunuz. Türkiye’nin yakın tarihinde (12 Eylül dönemi) Kenan Evren bunu denedi: Kuran’dan ayetler okuyarak, laiklik mücadelesi yürüttü!..

Sonuç ortada…

Şimdi aynı çıkmaz sokağa CHP geçmişte tam karşısında yer alan MHP ile birlikte giriyorlar! MHP için bir umut ışığı olabilir bu yolun sonunda… Bilindiği üzere söz konusu parti Türkçü ve İslamcı olmak üzere iki güçlü damara sahiptir!

2013 Haziranında Taksim Gezi Parkından yükselen güçlü muhalefetin neden bir türlü siyasi kanallara akmadığını CHP’nin son büyük buluşunda da görebiliriz.

Türkiye’nin en büyük sorunu sadece AKP’nin tepesine oturmuş Tayyip Erdoğan değildir. Muhalefet diye pozisyon alan partilerin de aslında Erdoğan’dan farklı olmadıkları açık olarak ortaya çıkıyor. Sadece Erdoğan kadar başarılı değiller, çünkü ellerinde devlet mekanizması yok. Eğer bir gün olursa aynısının tıpkısı olacaklarını her hareketleriyle gösteriyorlar.

Bu yüzden Türkiye’de sadece “Erdoğan despotizmi” yok:

-Sorun muhalefet olamamakta!..

Bana yazarını söyle…

Ekmelleddin İhsanoğlu “laik Cumhuriyeti kuran parti” tarafından aday gösterildiği gün, fikirleri bakımından Amerika Birleşik Devletleri’nin politikalarına aşırı baygın bazı köşe yazarları tarafından “hah, işte budur” tadında yazılar kaleme aldılar.

Rastlantı olabilir elbette…

Ama İhsanoğlu’nu, ilk telaffuz eden kişi olarak Kemal Derviş’in adının geçmesi, insanların kulaklarına kar suyu kaçırdı!

-Derviş hangi ülkede yaşıyor?

-Amerika değil mi?

-Bana öyle sorular sorma, oku izle, bak, gözle!..

Musul yazanı yakarım!

Başbakan Tayyip Erdoğan konuştu önce:

-Musul’u yazıp çizmeden izleyin!

Güzel bir izahattı: “Habersiz habercilik yapın” demek istedi.

Bu da diğer gibi “aşırı normal” bir istekti.

Bir gün sonra Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi Musul’a yayın yasağı getirdi. Efendim “soruşturmanın selameti bakımından” diye gerekçelendirmiş mahkeme heyeti… Demek ki, yasa dışı kanlı örgüt IŞİD hakkında açılmış bir soruşturma bulunuyor. Yani bu eylemi yapanları yakalayacaklar, sonra Türkiye’ye getirecekler, sonra da yargılayıp, eğer gerçekten suçlu olduklarını görürlerse onlara ceza verecekler!

Mizah hikayesi olabilir, bu olasılıklar… Ama bir hukuk devleti için uygulanabilirliği epeyce tartışılır.

Zaten Türkiye Gazeteciler Cemiyeti de bu karar için dava açtı. Gazetecilik böylesi zamanlar için vardır. İktidar sarhoşu olmuş yöneticileri kendine getirir sahici gazeteciler.

TGC’nin başvurusu ülkenin onurunu yükselten bir karardır:

-Türkiye, çocuk şarkılarındaki Ali Babanın çiftliği değildir!