KAR, ZARAR, GAZZE…

İsrail’li üç gencin öldürülmesiyle başlayıp, Filistin’li bir çocuğun yakılarak katliyle tırmanan yeni gerilimde, Yahudi devletinin eğer isterse, eğer birileri engel olmazsa, Gazze’de taş taş üstünde bırakmayacağı, kesin. Başlattığı kara sadırılarında, sivildi, çocuktu hiç kimsenin gözünün yaşına bakmadan, zaten uluslararası savaş etik kurallarına da aldırmadan, vuruyor, vuruyor, vuruyor, İsrail ordusu…

Karşısında ne direnen var, ne direnebilen. Zaten düşman ordusu bile yok. HAMAS’la savaşmıyor İsrail. Filistin koalisyon hükümeti ortaklarından ne HAMAS, ne de El Fetih İsrail’e resmen savaş açtı, henüz.

Başka bir deyişle, Gazze hem dünya, hem de bizzat Filistin yönetimi tarafından fiilen İsrail’in insafına terk edildi.
Oysa İsrail devletinin yaptığı bu tek taraflı katliama duyarsız kalmak mümkün değil. Zaten İsrail’li muhalifler dahil, tüm ülkelerde insan yüreği taşıyan herkes isyan ediyor. Ama bırakın ırak, uzak « küffar » ülkeleri, komşusu Müslüman devletler bile ağız dolusu küfür kıyamete rağmen, dehşet içinde seyretmekle yetiniyor!

BM ve NATO gibi uluslararası yaptırım/caydırım kurumlarının Batı egemenliğinde olduğu düşünülerek, İsrail’in genelinde Filistin, özelinde Gazze’ye yaptığı haksızlık ve zulmün yıllardır böylesine pervasızca sürüşü, elbette Hıristiyan Batı’nın emperyalist güç birliği çıkarları, Müslüman Doğu’nun da emperyalistlere hizmette sınır tanımayan Batıcı işbirliğiyle açıklanabilir. Ama böyle bir açıklamaya, belki başka bir parametreyi, serbest piyasa kurallarını da eklemek gerekir.

***

Küresel kapitalizm, ülkeleri ve insanları tıpkı üretim ya da yatırım araçları gibi, « kim neye yarar, ne kazandırır » diye değerlendirir. İşte İsrail ile Filistin ya da Gazze arasındaki tercihi belirleyen bam teli de bu sorunun yanıtıdır.

Filistin ve Gazze’de sömürülecek doğal zenginlik falan yok. Bu yoksul topraklarda yaşam savaşı veren çaresizlerin, salt pazarına piyasasına değil, düpedüz dünyaya hiç bir katkısı yok. Tam tersine, küresel kapitalin sırtında bir « hayırseverlik » yükü, çünkü ekonomisi uluslararası yardımlardan ibaret. Dolayısıyla Filistin’in içler acısı durumu, kapitalist dünya için bir vicdan sorunu, bir haksızlık duygusundan ibaret.

Oysa İsrail, küresel kapitalizmin göz bebeği, çünkü düzenin geleceğine yön veren bilimsel ve teknolojik buluşların merkezi. Evet, ABD para veriyor İsrail’e. Ama verdiği bir doları, iki dolar olarak geri alıyor. Çünkü İsrail, savaş silahlarından tıptaki devrim gibi buluşlara, başta ABD, tüm dünyanın vazgeçemeyeceği önem ve değerdeki AR-GE laboratuarı.

İsrail, işte bu dehayı göstermeyi, bilim ve teknolojide dünyanın en ileri ülkelerinden biri, pek çok alanda da birincisi olmayı başardı.

***

İnsanlık tarihinde din savaşları dahil hiç bir savaş, haksızlığa ve zulme uğrayan mağdurları korumak için yapılmamıştır. Toplum galeyana gelir, insanlar inançları için sınır aşar, silaha sarılıp yardıma koşar, ama hiç bir devlet, aman dindaşımın imdadına yetişeyim diye ordu düzüp göndermez. Boş hamasi söylemlerin ardında saldırıyı da, saldırana saldırıyı da başlatan ya da durduran gerçek gerekçe mutlaka, « zulme uğrayan mağdur benim ne işime yarar» ve «zalim kazanırsa ne kaybederim » hesabıdır.

İsrail, küresel kapitalizmin işte bu hesabında dokunulmazlık kazanacak kadar artı sahibi. Üstelik nüfusu az, üretimi çok.

Herhangi bir alanda üretimi sıfır altı Filistin ve Gazze ise giderek çoğalan nüfusundan eksilen masumların sadece vicdanları sızlattığı, ama küresel kapitalin zaten gözden çıkardığı zarar hanesine kayıtlı!

Haksızlık duygusu, haksızlığı yenmeye yetmez. »
François Mitterand

«G» NOKTASI

1976 Nasıra doğumlu Prof. Hossam Haick (Hüsam Hayik), Arap asıllı bir İsrail bilimcisi.

Genç yaşına karşın onlarca ödülü var ve son buluşu, tıp dünyasını salladı. Akciğer kanserini nefes kokusunda algılayan köpeklerin burun yapısından yola çıkarak, Hayfa’daki Technion Teknoloji Enstitüsü’nde yönettiği laboratuarda, kanser koklayıcı yapay bir burun üretmeyi başardı. Nanoteknoloji harikası olup NaNose adı verilen yapay burun, trafik polislerinin kullandığı alkol test balonundan farksız görünüm ve basitlikte.

NaNose, soluğunu üfleyen kişinin akciğer kanseri olup olmadığını, bugünkü tıp gereçlerinin tanımlayamadığı en erken evresinde bile birkaç saniye içinde saptıyor.

Hüsam Hayik’in yönettiği araştırma ekibi 42 uzmandan oluşuyor. Yapay burun ve ekibin İsrail devlet bütçesine maliyeti, 15 milyon Avro. Halen 4 bin denekte %95 başarıyla uygulandı, 22 hastanede kullanılıyor ve 4 yıl sonra tüm dünya laboratuarlarını donatacak.

Prof. Hüsam Hayik, acaba İsrail işgali altındaki Nasıra’da değil de Gazze’de doğmuş olsaydı, ne olurdu?

HAMAS komutanı mı, El Fetih militanı mı, yoksa Filistin şehidi mi olurdu bilinmez. Ama ne dahi olabilirdi, ne de mucit, bu kesin. Küresel kapitalizm de İsrail ile Filistin’i işte tam böyle tartıyor.