POLİTİK VE ŞİİRSEL BİR FESTİVAL…

Pazar günü son bulan 68. Avignon Festivali sıkıntılı bir yaz yaşadı. İlk oyunun ilk perdesi grev afişleriyle süslüydü. 4 Temmuz gecesi iki oyunla başlayacak olan “Avignon İn” ana programı, geçici süreli sahne ve festival çalışanlarının oybirliğiyle aldıkları bir günlük grev kararıyla, ertesi geceye ertelenmişti. Papalar Sarayı’nın duvarları, sahne çalışanlarının on yılı aşkın bir süreden beri dinmeyen, giderek kabaran öfkesini dile getiren sloganlarla süslÿdü… Noktasal grevler, ateşli gösteriler, gergin toplantılar, zaman zaman iptal edilen oyunlar, istenmeyen kişi ilan edilen Külür Bakanına yönelik eylemler… ve her şeye sahneye çıkarak direnen “vatandaş tiyatro”nun çoksesli zenginliği…

2003 yılında yine aynı nedenlerle, yani, geçici süreli iş sözleşmeleriyle aralıklı çalışan, ses teknisyeninden oyuncuya, dekor tasarımcısından yönetmene, senariste ya da dramatürje dek tüm sahne sanatları çalışanlarına yönelik özel işsizlik sigortası koşullarında yapılmak istenen kısıtlamalar nedeniyle genel greve gidilmiş ve o yıl Avignon festivali ilk kez, daha başlamadan iptal edilmişti.

Oysa, farklı sanat dallarında, özellikle de sinema ve tiyatroda Fransa’nın dünyada özgün bir farklılık sergilemesini sağlayan başarılı kültür ve sanat politikalarının temelinde yatan belli başlı özgün uygulamalardan biri de, işte bu özel işsizlik sigortasının getirdiği verimli yaratıcı çalışma ortamıydı…

Üstelik, Avignon bu yıl önemli bir değişim sürecine girmişti. 1947 yılında festivali kuran ve 22 yıl boyunca yöneten ünlü tiyatro adamı Jean Vilar’dan (1912-1971) sonra ilk kez bir sanatçı (yazar, oyuncu ve tiyatro yönetmeniOlivier Py) etkinliğin yönetimini devralıyor ve Vilar’ın “vatandaş tiyatro” kavramına sadık bir yaklaşımla, eklektik (seçmeci) bir program kotarıyordu.

Toplam 38 tiyatro, dans ve müzik gösterisinden oluşan listesinde, kendisinin sahneye koyduğu üç oyun yanında, Belçika, Brezilya, Güney Afrika, Hollanda, Italya, Mısır, Romanya, Yeni Zelanda ve Yunanistan gibi farklı ülkelerden gelen sanatçıları da konuk ediyordu. En çok ses getiren oyunlar arasında, Julie Nioche imzalı dans gösterisi “Matter”, Paris-Istanbul-Marakeş-Oslo-Stockholm güzergahlı bir ortak yapım olarak dikkati çekerken, gerçekleşmesine katkıda bulunan kadın koreograflar arasında yer alan Filiz Sızanlı’yı da Avignon gündemine taşıyordu… 32 yaşındaki yönetmen Thomas Jolly’nin, 18 saat süren bir tiyatro maratonuna dönüştürdüğü, Shakespeare’in gençlik dönemi yapıtlarından ”VI. Henry” festivalin en çok ilgi gören gösterisi oluyordu… Israilli koregraf Arkadi Zaides, ülkesinin Filistin topraklarına yönelik yerleşim politikasını gündeme taşıyan oyunuyla, yeni Gazze savaşının sıcak ortamında güçlü yankılar uyandırıyordu…

Sonuçta, tiyatronun yanında politika da, bu yıl Olivier Py’nin yakasını bırakmadı. Festival başlamadan önce, Mart ayında ilk turu yapılan Fransa yerel seçimlerin sonuçlarına köktenci bir tepki gösteren Py, “Belediye seçimlerinin ikinci turunu Milli Cephe (Front national) kazanırsa, festivalin Avignon’dan ayrılarak başka bir kente gitmesinden başka çaresi olamaz(…) Açılımcı felsefesiyle farklılıklara kucak açan, yabancı sanatçıları konuk eden bir festival, aşırı sağ belediye ile birlikte nasıl çalışabilir, düşüncelerini nasıl savunabilir ki ?…” diyerek polemikler yaratıyordu.

Gerçi belediyeyi sosyalist aday kazanmıştı, üstelik iktidardaki sosyalist (sosyal demokrat) partinin Külür Bakanı sahne çalışanlarına arka çıkıyordu ama, genel sıkı para politikası gereği, yılan hikayesine dönüşen işsizlik sigortası sorunu, Avignon’u ikinci kez kapıya kilit vurma aşamasına getirmişti.

Meteoroljinin sağanak yağmurlu, fırtınalı kaprisleri de grevlere eklenince, toplam 300 bin avro açık veren bütçesinin mutlaka yeni sübvansiyonlarla desteklenmesini isteyen Olivier Py, etkinliğin bilançosunu “Politik ve şiirsel bir festival yaşadık” diye özetlerken, herşeye karşın mutlu ve umutlu gözüküyordu. Grev yapan arkadaşlarını anlayışla karşılarken, festivalin, biraz topallayarak ta olsa sonuna dek gerçekleşmesinden mutlu; tiyatronun gelecek yıl gündemin ilk sırasına çıkması konusunda da umutluydu…