ÖNCE GÖZLERİ DOYACAK!

Türkiye Cumhuriyeti büyük bir dönüşüm geçirerek halkoyu ile tarihinin ilk Cumhurbaşkanı’nı seçti. Artık işler yoluna girecek. Parlamenter demokratik sistem normal yolunda ilerleyecek. Gelecek genel seçimlere kadar herhangi bir olağanüstülük yaşanmayacak!

Acaba?

Eğer normal demokrasiyle yönetilen bir ülke olabilseydik, “heyecansız” biçimde yukarıdaki gelişmeleri bekleyecektik can sıkıntısı içinde…

Ama söz konusu ülke Türkiye olduğundan mutlu bir şekilde tamamlanmış her seçimin ardından fırtına uğultusu gibi bir yel eser:

-Burası Türkiye buradan çıkış yok!

İktidar partisi tartışılmaz bir Meclis çoğunluğuna sahip. Cumhurbaşkanlığını bırakan AKP’li, yerine gelen de AKP’li… Huzurlu bir yönetim döneminin eşiğindeymişiz gibi görüntü var.

Fakat gerçekler tam tersini gösteriyor.

İktidar partisi başta lideri olmak üzere sadece ülkeyi yönetmek istemiyorlar. Ülkede yaratılan Gayri Safi Milli Hasıla’nın gözlerine kestirebildikleri kadarını kendilerine ayırmak konusunda hayli iddialı görünüyorlar.

Her geçen gün bir öncekiyle kıyaslanmayacak kadar zenginleşmek arzusundalar. Bu kabarık iştah rejimi tehlikeli virajlara savuruyor!

Rahmetli Banker Kastelli (Cevher Özden) kendisiyle yaptığım röportajda “Temiz Toplum olabilmemiz için” demişti:

-Bir kere bizim bu aç gözümüz doyacak!!!

Aç Gözlü Millet olarak tanımlıyordu Türkiye Cumhuriyetinin bütün bireylerini… Acaba bu bir özeleştiri miydi? Çünkü üstat sayısız kere milletin güvenini kazanmış, onların hızlı zengin olmak isteklerine kılavuz olmak için önlerine düşmüştü! Bankaların verdiği faiz oranlarının yaklaşık 4-5 katını vereceğini söyleyerek dünyanın parasını topluyor, sonra da batıyordu! Ama hapislerden çıkıp, yeniden “ben buradayım” dediğinde on binler ellerinde avuçlarında biriken ne varsa, Kastelli’nin ofislerinde uzun kuyruklar oluşturuyorlardı!

Kastelli kendisine gösterilen bu güvene dayanamadı ve intihar etti!

O gitti ama onun ruhu Türkiye’nin üzerinde dolaşmaya devam ediyor. Cevher Özden de Karadenizli bir para sihirbazı idi. Siyasete girse kesinlikle iktidara gelebileceğine dair bilimsel görüşler ortaya atılmıştı. Bu bilim adamlarının ünlü bankerden danışmanlık ücretleri olarak her ay düzenli servet almaları, onların siyasi tezlerinin doğruluğu konusunda her hangi bir kuşku uyandıramazdı!

2002’den bu yana sürekli olarak seçim zaferleri yaşayan AKP’ye karşı seçmenlerin gösterdiği teveccüh, yukarıdaki siyasi tezleri doğruluyor!..

Banker Kastelli’nin ruhu Türkiye’de dalgalanmaya devam ediyor:

-Önce bu aç gözümüz doyacak!
 
Türk sensin!
 
Olay hafta başında Yunanistan’ın bir Ege adasında geçiyor. Adaya gelen Türkiyeli turistler, gümrük kapısında uzun kuyruklar oluşturmuş vaziyette bekliyorlar.

İki sıra halinde oflayıp, puflayarak duran kafileye bir üçüncü kuyruk daha  ekleniyorlar.

Ama bu son gelenler için ayrı bir gümrük kapısı açılmıyor. Yeni gelenler birer ikişer diğer sıraya kaynak olup, beklemeden sıyrılıyorlar.

Tam bu sırada öfkesi burnuna gelmiş olanlardan biri atılıyor:

-Yeter be, çekilin şuradan! Burası Türkiye değil, haksızlık hukuksuzluk orada kaldı.

Burası Avrupa! Sıraya girmesini öğreneceksiniz! Haydi!

Yandan giren uyanık grubun önündeki uzun boylu kibar adam durumu izah ediyor:

-Bizi buraya görevli getirdi, bağırıp çağırıp Türklük yapma!

-Esas Türklük yapan sensin!

-Hayır efendim, bağırarak Türlüğünü gösteren sensin, bizi rezil ediyorsun burada!

-Sen zaten rezilsin! Sıraya girme alışkanlığı olmayan tam bir Türksün!

Sonunda gümrük polisleri yerlerinden çıkıp duruma müdahale ederek diyor ki:

-Hepiniz bizim misafirimizsin, lütfen sakin olun!

Böylece bir yabancı devlet memuru Türklüğün, Türkler tarafından daha fazla aşağılanmasını önlüyor!