TÜRKİYE KOKUYOR MU?

İngiliz istihbarat örgütü MI-6’nın, 20.Yüzyıl ortalarında jargonuna girmiş ve casusluk operasyonlarında kimin ne işe yaradığını belirtmek için kullanılan iki şifresi vardır: Jacobson’lar ve Feromon’lar.

Sözcük anlamıyla Feremon, pek çok hayvan türünde dişilerin üreme döneminde salgıladıkları hormonal koku olup; erkeklerin bu kokuyu algılayıp çiftleşebileceği dişiyi saptamasını ve dişilerin de erkeği idrar ya da ter kokusundan tanımasını sağlayan burun içi organına da Jacobson denir.

Kolayca anlayacağınız gibi MI-6, biyolojiye değgin bu iki sözcüğü istihbarat toplamakta « koku salan av » ile « avını kokudan tanıyan avcı »ları ayırdetmek için kullanır.

Son yıllarda adeta uluslararası casusluğun fokur fokur kaynadığı dev bir kazana dönüşen Ortadoğu’da, Türkiye’nin Feromon mu, yoksa Jacobson diye mi anıldığına, toparlayacağım bilgilerin ışığında, buyrun siz karar verin:

ABD Dış İşleri Bakanı John Kerry, Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, IŞID’la mücadelede Iran’la işbirliği yapmaya hazır olduklarını açıkladı. ABD’nin Avrupa’daki ileri karakolu ve AB’nin bir numaralı gücü Almanya, IŞID’a karşı savaşan İran’daki ve Irak’taki Kürt Peşmergelere silah yardımı yapıyor.

İşte bu Almanya’nın istihbarat örgütü BND’nin 2009’dan beri Türkiye’yi dinlediği ortaya çıktı.

Herhalde sizi beni dinlemiyor, kimi dinledikleri çok belli. Başbakan Merkel, « Neler öğrendiğimizi bilseniz, niçin dinlediğimizi anlar ve hak verirsiniz, » anlamına çekilecek bir yorumla, özür dilemeyi bile reddetti!

***

2009 öncesi ne oldu da Almanya’nın kulakları Türkiye’ye doğru dikildi?

Elbetteki Deniz Feneri yolsuzluğu oldu! Almanya, 2008’de bu derneği kapattı, mallarına el koydu, ama Türkiye’deki uzantılarını gayet iyi biliyordu ve bizim ellerde örtbas edilen kumpasın peşini bırakması söz konusu olamazdı. Başbakan Erdoğan, Davos’ta Şimon Peres’e « One minute! » deyince Türkiye’yi dinlemek uluslararası gerekçe kazandı ve 2009’da düğmeye basıldı.

Peki 5 yıldır neler takılmış olabilir bu dinlemeye?

Örneğin 2010’da İHH’nın Gazze’ye Mavi Marmara turunun finansman ve organizasyonu… 2011’den öteye Libya’dan tedavi için getirilen milislerin ve silahların ve mühimmatların Suriye’ye sevki ve bittabi, İran’ın uluslararası ambargoyu Türkiye’nin aracılığıyla delerek altın karşılığı petrol ihraç yöntemleri…

Özetliyorum, son beş yılda Türkiye ne yaptıysa ya da dinlemelere ne takıldıysa, Batı dediğimiz küresel ittifakın güvenini yitirdi. Ve bu ittifak, 2013’ten öteye denize düşenin yılana sarılması gibi daha düne kadar düşmanı İran’a sarıldı ve bölgede « ılımlı » başbakan Ruhani’yi resmen muhatap makamına yükseltirken, « hışımlı » başbakan Erdoğan’ı da tam anlamıyla karantinaya aldı.

***

Arkasına ABD’nin ve AB’nin rüzgarını alan İran, FARS haber ajansını kullanarak, geçen ay Türkiye’yi THY uçaklarıyla IŞID’a militan taşımakla suçladı. Zaten Türkiye’de iç edilen petrol parasının peşini de 17 Aralık 2013’ten beri bırakmıyor. İranlı milletvekili Emir Abbas Sultani, Şark gazetesine verdiği demeçte bir parlamento heyetinin « İran’ın çalınan parasını araştırmak üzere » çok yakında Türkiye’ye geleceğini açıkladı.

Rıza Zencani’nin kendi ayağıyla gidip teslim olduğu İran makamları, Rıza Sarraf’ı istiyor Türkiye’den.

Fakat bizim muktedirler, akıl almaz bir hızla Türk yurttaşı yaptıkları Sarraf’ı, isteseler de veremeyecek bir pozisyona girmiş bulunuyorlar.

İki ara bir dere diyebileceğimiz bu hızlı süreçte, Alman istihbaratı BND’nin İran ile yakın işbirliği içinde olduğunun açıklanmasının, bilmem şaşırtıcı bir yanı var mı?

Batı istihbarat ittifakının İran’ı « Jacobson », Türkiye’yi « feromon » olarak nitelediği çok açık.

Anımsayın.

Libya diktatörü Kaddafi, 24 Eylül 2009’da BM’in kürsüsünden ona buna caka satıyor, Batı’ya meydan okuyordu. 2011’de NATO’nun bombardımanıyla tahtından indirilip, öldürüldü.

Suriye diktatörü Beşar Esad’ın tepesine 2010 yılında Fransa’da devlet konuğu olarak ağırlandıktan sadece 1 yıl sonra binildi.

Türkiye’yi babasının çiftliği gibi yönetenler, bilmem haklarında « kanıt » toplandığının farkındalar mı?

Y.N. Devamı haftaya.

Güven suistimalinin bayrak altına alınmasına casusluk denir.
Alain

«G» NOKTASI

AYRILIĞIMIZ

Ağlamıştın
gözlerinde kiraz çiçeklerinin
kırmızısı kalmıştı
kıştan beter bir bahardan
çıkmıştık
senin gideceğin şehirler vardı
benim de keşke dolu cümlelerim
Ankara akşam üzerlerinin
yağmurlarına benziyordu ayrılığımız
geçer bekleyelim biraz
ne yağmurlar kesildi
ne beklemelerimizv
İstanbul’da nasıl yaşanıyor hasretler
gecelerden sonra da geceler
başlıyor kayboldu sabahlar diyev
kimlere yazıyorsun
yoluna çıkıyor mu kumrular
zamanın ve hayatın hükmünü
ölümler verir
duyduğunda üzülme
uzak denizlerdeki dalgaların
düğünlerini anlatırdım sana
rüzgarlarla danslarını
büyük özgürlüğümüzü
onları hatırla ağlama sakın
gözlerinde kiraz çiçeklerininv
kırmızısı kalsın.

A.KADRİ ERGİN