STRATEJİK PİŞKİNLİK!

Türkiye, 10 Ağustos 2014 günü yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra sanki bir başka gezegene doğru yolculuğa çıkma telaşı, gayreti ve hayreti içinde sükunetle ilerliyor.
 
İktidar partisine “nereye?” diye soracak olanlara karşı gayet pişkin yanıtlar sıralıyorlar.
 
Resmi Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Meclis’te okuduğu Hükümet programı alabildiğine açık biçimde şöyle okunabilir:
 
-Stratejik Pişkinlik!..
 
Resmi Başbakan Meclis kürsüsünden “yolsuzluklara karşı kararlı biçimde mücadele edilmiştir” derken, 25 Aralık 2013 tarihli çok ciddi yolsuzluk soruşturması kapatılıp, rafa kaldırılıyordu!
 
Emniyet teşkilatı uzun inceleme döneminden sonra oluşturduğu fezlekede dile getirilen bütün unsurlar gerçekleşmişti. Hepsinin yalan olduğunu söylediler. Bir iki üç değil, onlarca adımdan oluşan iddiaların sonunda ortaya çıkan para ve mal varlıklarının hepsi yerli yerinde duruyordu!
 
Ortada ahlaki boyutları ölçülemeyecek kadar büyük bir cinayet vardı. Polis bunu görmüştü. Cinayeti işleyenlerin hepsini de suçüstü yakalamıştı. Ama ne oldu? Devletin başındakiler duruma el attılar. Cinayeti ortaya çıkaran polisleri tutuklayıp, ahlak katillerini serbest bıraktılar!
 
Yapmadık dedikleri her eylemin, sapmadık dedikleri her yolun sonu göz kamaştırıcı hazinelere çıktı!
 
Mal bildirimlerinde hiçbir borsadan elde edemeyecekleri kadar inanılması güç kârlar ortaya çıktı. Geometrik zenginleştiler. İzahı o kadar zordu ki, bizzat eski başbakan oğlundan “alacaklı” olduğunu açıkladı!!!
 
Türkiye’nin hemen her vatandaşı yaşananları biliyor. Ülkenin dağları, ovaları, nehirleri, gölleri, köyleri, kentleri, temellerinden çatılarına kadar sindi bu bataklığın kokusu…
 
Buna rağmen hiçbir şey olmamışçasına yollarına devam ediyorlar. Başka bir gezegende kendilerine özel korumalı üsler düzenliyorlar. Yeni teorisini de Hükümet Programında ilan ediyorlar:
 
-Stratejik Pişkinlik!
 
 ###Sonsuz Şükran Köyü

Anadolu’nun ortasında bir benzeri daha olmayan bir sanat köyü… Uzaktan bakıldığında akla öncelikle, eski terk edilmiş dağ köylerinin restore edilmiş evleri geliyor. Oysa “Sonsuz Şükran Köyü” tamamen yoktan var edilmiş, sahici bir Anadolu köyü… Caddeleri, sokakları falan yok. Kerpiç ve ahşap kullanılarak inşa edilmiş köy evleri, Çavuş Köyü’nün dış mahallesi olarak konumlandırılmış.

Böylesi projelerin “delilik katsayısı” haliyle yüksek olması gerekiyor. Şükran Köyü Mehmet Taşdiken’in bir “ütopyası” olarak kabul ediliyor.

Bu yıl köyde 5. Anadolu’ya Şükran Buluşmaları yapılıyor. Dün akşam 17.00’de Çavuş Köyünde Neslihan Yavuzcan’ın sunumuyla etkinlik başladı. Selçuk Üniversitesi Belgesel Atölyesinde, yönetmen Atalay Taşdiken ve oyuncu Mustafa Uzunyılmaz öğrencilerle buluştu. Meryem Filminin gösteriminden sonra Halil Sezai’nin konseriyle ilk gün etkinlikleri tamamlandı.

Bugün (04 Eylül 2014) Çalışma atölyeleri, paneller, söyleşilerle devam edecek…