YENİ TÜRKİYE, EĞİTİM VE İNSANİ KALKINMA

Başbakan Ahmet Davutoğlu 62. hükümetin programını önceki gün açıkladı. 178 sayfalık kitapçığın içinde “İnsani Kalkınma”ya da ayrılan hayli geniş bir yer var. Bir dolu laf salatası. “Yeni Türkiye’nin yeni nesilleri, bölgesinde ve küresel düzeyde aktif bir ülkenin sahipleri ve en değerli varlıkları olacaklardır” cümlesi gibi… 
Yeni Türkiye’nin eğitimi ve yeni nesilleri şekillendirme yetiştirme konusundaki kararlılığı programda çok net biçimde görülüyor. Türban yasağının nasıl kaldırıldığı, 28 Şubat’ta mağdur edilen öğretmenler, Siyeri Nebi ve Kuranıkerim’in isteğe bağlı olarak müfredata dahil edilmesi özenle yerleştirilmiş programa. Ve sayılar tabii… 
“2002 yılında 53’ü devlet, 23’ü vakıf olmak üzere toplam 76 olan üniversite sayısı,bugün 104’ü devlet, 73’ü vakıf olmak üzere 177’ye yükselmiştir” gibi… Ya da 4+4+4 sisteminin yarattığı harikalar, açılan yurtlar, verilen burslar… 
Davutoğlu, “Eğitim, AKP’nin bariz öncelikli konusu olmuştur” diyor. Doğru. Yeni Türkiye’yi şekillendirmede önemli misyonu olduğu kesin. Doludizgin süren TEOG karmaşası, on binlerce öğrencinin, evlerinden kilometrelerce uzaktaki üstelik hiç tercih etmedikleri halde, imam hatip liselerine yerleştirilmiş durumda olmaları işin bir boyutu. Ancak konu eğitimin kalitesine gelince sus pus. OECD’nin Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı PISA 2013’te 10 yıldır olduğu gibi yine en alt sıralarda yer almamız örneğin… Bina inşa etmekle eğitimde kalite yükselemiyor ne yazık ki… Bugün geldiğimiz noktada ilköğretim okullarından tutun liselere hatta üniversitelere kadar her alanda büyük bir nitelik çöküşü yaşanıyor. Eğitimde “orta kalite tuzağı” diye bir kavram vardır. İşte Türkiye tam da bu tuzağın içine düşmüş durumda. Eğitim Reformu Girişimi’nin Eğitim İzleme Raporu Türkiye’de “eğitimde düşük nitelik durumunun” sürdüğünü ısrarla vurguluyor. Ve aynı raporda dönüştürülen okulların tamamlanma sürecinde olduğu ve bunun sonucunda okul dönüşümlerindeki en yüksek oranın yüzde 73 artışla imam hatip liselerinde bulunduğu da belirtiliyor. Hatırlarsınız Bilal Erdoğan’ın Milli Eğitim’e “İmam hatiplerin sayısını artırın” diye talimat vermesini… 
62. hükümetin programında İnsani Kalkınma Perspektifi “AK Parti olarak ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ anlayışı tüm politikalarımızın ana temasını oluşturdu. Yaratılmışların en şereflisi olarak insan, her türlü hizmeti hak eder ve her gelişmenin arkasındaki gerçek nedendir…” diye başlıyor. Programda Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından her yıl güncellenen insani gelişme istatistiklerine de yer verilmiş. Davutoğlu, Türkiye’nin insani gelişme bakımından 187 ülke arasında 69’uncu sıraya yükseldiğini büyük bir gurur tablosu olarak gösteriyor. Peki, Türkiye’nin önünde kimler var? Libya, Malezya, Lübnan… 
İnsani Gelişme Endeksi (İGE) insani gelişmenin 3 temel boyutundaki uzun vadeli gelişmeyi değerlendirmek için kullanılan bir ölçüm yöntemi. Bu 3 temel; uzun ve sağlıklı bir yaşam, bilgiye erişim ve insana yakışır bir yaşam standartı. 
62. hükümetin programında UNDP raporundan alıntı yapılarak satın alma gücü paritesine göre kişi başına gelirimizin 2000 yılında 12.890 dolar iken 2013 yılında 18.391 dolara yükseldiği gururla anlatılıyor. Ancak dünyada gelir dağılımı eşitsizliğinin en fazla yaşandığı 3 ülkeden birinin Türkiye olduğu gerçeği göz ardı ediliyor. Eşitsizlik arttıkça, insani gelişmedeki kayıp da artıyor. Tabii yıllardır süregelen bölgesel eşitsizlik de cabası… 
Yeni Türkiye işte böyle şekilleniyor. Sıradanlık; vasatlık eğitimden sağlığa toplumun her alanına damgasını vuruyor. AKP ise başarılı bir algı mühendisliği ile bunu çok iyi yönetiyor.