NE OSMANLISI?

“Yeni Osmanlıcılık” diye bir şey tutturduk. Hem Arap yarımadasında hem de Balkanlarda eski Osmanlı topraklarında yaşayanları önce tedirgin eden, sonra da “olsa olsa kimlik bunalımıdır” gibi mizahi yorumlara yol açan bu söylem, hala gereğince açıklanabilmiş değildir.

Aslında gözlemlediklerimiz, bize Osmanlıyı değil, Osmanlı göçtükten sonra Balkanlarda olup bitenleri anımsatmaktadır.

Okulda bize Osmanlı İmparatorluğunun 19. yüzyılda parçalana parçalana ufaldığını, kaybettiği topraklarda yeni devletlerin kurulduğunu söylediler ama önemli bir hususu bizden sakladılar: O zamanın emperyalist devletleri, Avrupa’daki yeni ülkelerin halklarının, ülkelerini yönetemeyecek kadar aciz olduklarını ileri sürerek bunların başına kendi hanedanlarından kişileri getirmişlerdi.

Hatırlayalım:

Osmanlı’dan ayrıldıktan sonra Yunanistan’a Bavaryalı bir prens, kral olarak atandı: Otto Friedrich Ludwig. O beceremeyince yerineDanimarkalı bir prensi getirdiler: Schleswig-Holstein-Sonderburg-Glücksburg’dan Prens William   I.George adıyla Yunan kralı oldu.

Bulgaristan? Ferdinand Maximilian Karl Leopold Maria ( Saxe-Coburg ve Gotha )  kral olarak atandı.
Romanya’ya ne oldu? İlk liderleri Cuza devrildiyerine Hohenzollern-Sigmaringen ailesinden PrensKarl oturtuldu.
Balkan halkları, kendilerini hor görenlerce sömürgeci devletlerin çıkarlarına uygun güdülmeleri için başlarına oturtulmuş olan bu krallardan kolay kurtulamadılar.

Emperyalist ülkelerde zamanla, sadece ufak ülke halklarının değil, kendi hudutları içinde yaşayan azınlıkların da bozuk, varlığıyla zarar veren, yoz insan grupları olduğu görüşü meyvelerini vermeye başladı: Hitler iktidarı, Almanya’yı Yahudilerden, Çingenelerden vb. arındırmak için harekete geçti; milyonlarca insan öldürüldü. Amerika’da zencilerin çekmediği kalmadı. 

Sittin yıl sonra bu gün biz, nelere tanık oluyoruz ?

Bir taraftan topraklarımızı sık sık “Uygarlığın beşiği”, “Medeniyetlerin buluştuğu yer” olarak tanımlıyor, günü,”Birlik, beraberlik zamanı” olarak adlandırıyor, diğer taraftan ağzımızı açıp, gözümüzü yumuyoruz :

-Muhalefet lideri biliyorsunuz “Alevi” dir !

-Bana – Af edersiniz –  Ermeni bile dediler!    

Böyle konuşanlar, mitinglerde Muaviye işareti yaparlar. Dahası da var: Arabistan’daki iç savaşta Sunni fraksiyonlar yeğlenir, desteklenir, bunlardan kaçan Yezidiler’e güçlük çıkarılır. Ayırımcılığın alası bahis konusudur:  Bizden farklı olan kollanılmaz, dışlanır, zaman zaman sapkın olarak nitelenir..

Halen izlediğimiz, Osmanlı’nın yenisi filan değil, başka ülkeleri,  halkları, kendinden farklı olanı hor gören emperyalist bir zihniyetin çağımızdaki yansımasıdır.