EĞİTİME OKUL YAKARAK BAŞLAMAK

Türk sinema tarihi, söz konusu film her ne kadar bulunabilmiş değilse de, biliyorsunuz, bir anıtın yıkılışının filme alınışıyla başlatılır.

Anımsadığınca Rusların zafer anıtı gibi bir şeydir bu.

Sanatsal değer taşımıyorsa, kötü şeyler anımsatan bir anıt yıkılabilir belki.

Fakat bir ülkede bir sanat dalının, bu demektir ki bir kuruluşun, bir yıkılışla başlatılması bana her zaman kötü,ondan da öte utanç verici gelmiştir.

Ana dilde eğitim isteyenlerin işe eğitim kurumu yakarak başlamaları, bana aynı kötü duyguyu yaşatıyor.

Bunu yapanlar, yaptıranlar, yaptıkları şeyden günün birinde utanırlar mı dersiniz?

***

Bunları yazarken, sömürge ülkelerde bile böyle şeyler yapılmış mıdır diye düşünmekten kendimi alamadım.

Örneğin Cezayir ulusalcıları Fransızca eğitim yapan okul yakıp yıkmış olabilirler mi?

Hindistan’da İngilizce eğitim yapan okul yıkılmış mıdır?

Bizim kurtuluş savaşımız süreçlerinde, işgalci ulusların dilinde eğitim yapan okullar bu anlamda zarar görmüş olabilir mi?

Aklıma bir çırpıda gelen örnekler bunlar.

Yanılma hakkımı saklı tutarak, böyle şeylerin olmadığını düşünüyorum.

En azından duymuşluğum, bilmişliğim yok.

***

Okul yakmak ilkelliktir.

Amaç ne olursa olsun ayıptır.

Bir eğitim kurumuna zarar vermek, içinde eğitim düşmanlığının bilinçli ya da bilinçsiz tohumlarını taşır.

Bu türden fanatizmler, bu gün Ortadoğu’da kafa kesen cellatların, Afganistan’da anıt yıkan Talibanların yaptıklarıyla aynı şeydir.

Bir eğitim kurumunu yakarak bir başka dilde eğitim yapılacağını düşünmek, tasarlanan eğitimin niteliği konusunda da akla olumlu düşünceler getiremez.

***

Anadilde eğitim konusuna gelince, sayısız kez yazıldı, bir kez daha yazılmış olsun.

Anadillerin öğrenilmesi, geliştirilmesi, sadece Kürtçe için değil bütün diller için haktır.

Kısa süre önce gittiğim Çin Halk Cumhuriyetinde sayısız ana dil var.

Fakat ülkenin ulusal dili Çincedir.

Çünkü başka türlü ulus olunamaz.

Anadillerin öğretilip geliştirilmesi başka, ana dilde eğitim başka şeydir.

Kürtçe eğitim isteyen Kürt kökenli yurttaşlarımız ve bu isteği destekleyenler, amacın Türkiye coğrafyasında özerk ya da bağımsız bir Kürdistan olduğunu, daha da öte bir bütün Kürtleri bir ulusal bütünlük içinde toplamak amacındaki bir pankürdist hareket olduğunu açık seçik dile getirirlerse daha dürüst davranmış olurlar.

O zaman tartışmalar da kaygan zeminlerde yapılmaktan kurtulur.

Sorun duygusallıktan kurtularak, bilimsel temelde tartışılır.

Fakat eğitime eğitim kurumu yakarak başlamayı amaçlardan böyle bir sağduyu beklemek ne yazık ki boşunadır.