ARKA PENCERE!


Galatasaray Üniversitesi’nin 23 ocak 2013 de yanan ve restorasyonu yüzünden, camianın gündeminden düşmeyen kampüs ana binası, bu kez de, açılacak olan mescit yüzünden, tartışma konusu oluyor.

1871 yılında Sultan Abdülaziz tarafından, mimar Serkis Balyan’a yaptırılan ve sultanlar ile şehzadelerin ikametine tahsis edilen feriye saraylarından biri olan , Ortaköy’deki bina, 1930 yılında Galatasaray Lisesi’nin mevcudu ilkokul birlikte 1400 kişiye ulaşınca, Atatürk tarafından kurumun ilk kısmına tahsis edilmişti.

1940 lı yılların sonuyla 1950 li yılların başında ilk okulu okuduğum bu bina 1992 de, kurulan Galatasaray Üniversitesi’ne geçti.

Şimdi, bu binanın ana ünitesini oluşturduğu GSÜ kampüsünün mescidi dolayısıyla tartışmalar alevlenmiş bulunuyor.

Cumhuriyet Gazetesi’nin 2 ekim tarihinde 12. sayfasından verdiği habere göre, olay özetle şöyle:
AKP’nin eğitim kurumlarında ibadethane açtırması kampanyası çerçevesinde, aralarında BBP lilerin de bulunduğu bir kısım öğrencinin, geçen yıl yaptığı başvuru üzerine Rektör, binanın restorasyonundan sonra yer tahsis edeceklerini bildirmiş, geçen günlerde de, tahsisin gerçekleştiğini açıklamıştır.

Karar üzerine Eğitim Sen Sendikası GSÜ şubesi “önce revir aç, öbür eksikleri tamamla”diye tepki gösteren, 500 öğrencinin dilekçesini Rektörlüğe vermiştir.

***

Galatasaray Lisesi’nin bünyesinden doğmuş olan Galatasaray Üniversitesi ile ilgili bu haberi okuyunca acı acı güldüm. 146 yıl önce, laik yapısı dolayısıyla kıyametlerin kopmasına neden olan kuruluşun hayat verdiği bir eğitim kurumu yönetimi kampüsünde ibadethane açma yarışmasında yer , kapmak üzere yel yepelek koşuyor.

Olacak şey mi?

Daha önce de bu köşede yazdım hatırlıyorsundur. Müslüman ve gayrı Müslim tebaanın bir arada aynı müfredat çerçevesinde eğitim görecekleri Galatasaray Lisesi, Abdülaziz’in fermanıyla 1868 yılında kurulduğunda kıyamet kopmuştu. Papa, Hahambaşı, Rum Ortadoks ve Ermeni Patrikleri, cemaatlerinden çocuklarını bu okula göndermemelerini istemişlerdi. Hatta Papa IX. Pius çocuklarını bu okula gönderecek olan Katoliklerin aforoz edileceklerini söyleyecek kadar ileri gitmişti.

Bütün bu tepkilerin nedeni okulun eğitim programının laik niteliğiydi.

Mescit konusuna gelince:

İmparatorluk döneminde, Mekteb- i Sultani zamanında, Lise’nin içinde, bugün Faik Üstünidman Spor Salonu olan yerde bir mescit vardı.

***

Galatasaray’daki okul binası 7 mart 1907 yangınında kül olduktan sonra, okulun yeniden yapılması sırasında müdürlüğe getirilmiş olan, “Galatasaray’ın ülkenin Batı’ya açılan ilk penceresi” olduğunu söyleyen , Tevfik Fikret mescidin üst katında bir tiyatro salonu yaptırmak isteyince, tartışma patlak verdi. Yobaz takımı, zaten karşı olduğu tiyatro salonu aleyhine şöyle bir kampanya başlattı:
- Mescit üstüne tiyatro salonu mu olurmuş, orada kadın mı oynatacaklar?

Tevfik Fikret bu tepkilerden haberdar olunca çok üzülür fakat yolundan dönmez, salon yapılır. Hatta yine Galatasaraylı olan mimar Vedat Tek de, salonun arkasına, Avrupa tiyatrolarında olduğu gibi bir fuaye kondurur.

İşte yirminci yüzyılın başındaki mescit tartışması böyle noktalanır.21yüzyılın başındaki tartışmanın nasıl noktalanacağını da göreceğiz.

1990 yazında bir akşam Uğur Mumcu’yu, Fenerbahçe burnundaki Galatasaray sosyal tesislerine götürdüm. Güzel bir yaz gecesi, Kalamış Koyu püfür, püfür…

Ama o da ne!

Bangır bangır ağır bir arabesk!

Muzip Uğur, fırsatı kaçırır mı, hemen taşı gediğine koydu:

-Maşallah müzik de tam memleketin Batı’ya açılan ilk penceresine uygun.

Ne dersin?

-Uğurcuğum, diye yanıtladım. Bugün ters rüzgar estiğinden arka pencereyi açmışlar.

GSÜ’deki mescit tartışmasını da fazla büyütmeye gerek yok.

Anlaşılan, yine ters rüzgar estiğinden yine arka pencereyi açmışlar.