BAYRAMLIK MEHMET

Her yazar, bayramlarda şeker tadında yazılar yazmak, okuyan zihinlerde hoş duy-gular yaratmak, güzel izler bırakmak ister. Oysa ben çok uzun zamandır kurban bayramlarını mutlu yaşayamıyor, yaşayamadığım duyguyu da yazılara yansıtamıyorum.

Kurban bayramları, çoğu insanın her gün, her hafta ya da her ay et yiyemediği yok-sulluk yıllarında ve ülke nüfusu az, özellikle kentler böylesine kalabalık değilken ka-bul edilebilir bir toplumsal dayanışma, paylaşma geleneğiydi.

Ama insanların fazlasıyla et yediği, yurdum halkının her hafta sonu mangal sefası yaptığı günümüzde; tıkış tıkış kentlerde bir mezbaha şenliğine dönüşen kurban bay-ramlarını, şahsen ne din, ne iman, zaten ne de gelenek adına kutlamam mümkün değil.

Bağışlayın.

***

Mezbaha şenliğinin başladığı arefe günü, aklıma IŞİD’in pek mümin mücahitleri düştü:

Allah’ın bıçaklarına kuvvet verdiği her gün zaten insan boğazlayan bu has, bu katıksız ehli müslim, acaba kurban bayramını sair günlerden ayıracak biçimde nasıl kutlayacaktı?

Değişiklik olsun diye insan yerine koyun, keçi, dana, davar, deve vb. kesmeye kalksa, kurbanlık hayvan bulabilecek miydi?

Dahası, yeterince hayvan bulup boğazlasa, ne de olsa cengi cihat hali; derisini şişirip etini parçalayacak, pişirip yiyecek zamanı olacak mıydı?

Hele insan kestiği kadar hayvan da boğazladıysa, bölgede kurbanlık et dağıtacağı bir ahali kalmış ve artanı kavurma basacak lojistik personeli acaba var mıydı?

Vardır, vardır. O kadim topraklarda ne insan kurban nüfusu tükenir, ne hayvan; IŞİD mücahitlerine de zaten her gün bayram!

***

Takvimin de kara mizahı olur. Bu yıl bayramın birinci gününe denk gelen « Hayvan-ları Koruma Günü », dün « Hayvanları Kurban Günü » etkinlikleriyle kutlandı.

Zaten AKP devletinin parlamentodan aldığı tezkere de yürürlüğe girince, gerek ülke, gerekse bölge coğrafyasında süresiz bir kurban bayramının başlayacağı açık!

Şimdilik TSK da, IŞİD de hayvan kurbanlamakla meşgul.

Ama tezkerenin gereği yerine getirildikten öteye, Mehmetçik ya IŞİD’li mücahitleri kurban edecek ya da onların kurbanı olacak.

Kuşkusuz hem kurban verecek, hem kurban alacak.

Umalım ki bu cahil coğrafya, bu korkunç ve ürkünç muktedirlerin elinde insanlıktan çıkan bütün halklar, IŞİD seferinde nihayet kana doyar!

Hepsi Allah’ına « kurban olayım » diye yakaran o halkların arasında, bizim halkımızdan da epeyce var. Acaba kimin duası kabul görecek ve nasıl tecelli ede-cek? Hangi ehli müslim nihayet Allah’ına kurban olurken, diğerleri Allah’ına onları kurban etmekle yetinecek?

Şimdiden bilmek, hatta öngörmek olanaksız.

Şimdiden bildiğimiz, hatta öngörü bile gerektirmeyen biricik gerçek; IŞİD cephesine sürülecek Mehmetçikler arasında tek bir muktedir çocuğunun, hatta Baş Muktedir’i karşılama ve uğurlama törenlerinde kefen giyip «senin için ölmeye geldik » diye haykıranlardan hiç birinin, olmayacağı… Yine Afyon cephaneliğinde havaya uçanların kardeşleri, yine Soma’da madene gömülenlerin kaderdaşları, yine yandaş AVM’cilerin iş kazalarında telef olan halk çocukları gidecek IŞİD’e karşı.

***

Deniyor ki üç semavi dinin tanrısı aynıdır, müminler aynı yaradana tapar.

Koca bir yalan.

Yaşadığımız çağda kurban adanan bir Allah var ve kurbanlıkla bayram yapan tek din kaldı, o da İslam.

IŞİD’i vurmak için oluşturulan uluslararası koalisyon da zaten bu gerçeğe da-yandırıldı:

Tanrısına kurban olmayan ve adamayan « küffar » Batı, havadan bom-balamakla yetinecek.

Karada zaten Allah’ına kurban olanlarla, Allah rızasına kurban edenler savaşıyordu.

Şehadet yarışındaki Ortadoğu mezbahasında, artık Mehmetçiğin « Allah! Allah! » nidaları da yankılanacak.

Kendimizi feda etmek, başkalarını da hayasızca feda edebilmemizi sağlar.
George Bernard Shaw

«G» NOKTASI

AKP iktidarının, ideolojisi Türkiye nüfusunun en az %10’u tarafından benimsenip paylaşılan IŞİD’i besleyip büyütmek için bir değil, iki nedeni varmış meğer.

Birincisi, elbette IŞİD’in Ortadoğu’da sünni egemenlik projesini onaylaması. İkincisi ise, Suriye’deki PKK nüvesini IŞİD’e dövdürüp, içerde açılım havucuyla oyaladığı Kürtleri ve Öcalan’ın elini zayıflatmak.

Ama bu politika, Türkiye’deki IŞİD yanlılarını azdırdı, ülkeyi IŞİD’in arka bahçesi ha-line getirdi.

Şimdi iktidar, hem IŞİD sınırlarımıza dayandığı, hem de ABD bastırdığı için -tıpkı Libya müdahalesinde olduğu gibi- hiç niyeti olmamasına rağmen IŞİD’e savaş açan koalisyona katılmak zorunda kaldı. Meclisten tezkereyi de aldı.

TSK güçlü bir ordu. Bölgeye girerse elbette kayıp verir, IŞİD’in de hakkından gelir.

Ama TSK sınırötesi IŞİD’le dövüşürken, Türkiye’de istediği gibi at oynatan içerdeki IŞİD artçıları ne yapar? Elleri armut mu toplar?

Ne yapacaklarını tahmin için kahin olmak gerekmiyor!