BİR ZAMANLAR EFKAN ALA

Genç gazeteci arkadaşım Evrim Altuğ’un 22 Eylül 2004’teki yazısını internette bir arama esnasında buldum. O yıllarda benim Akşam gazetesinde yaptığım bir röportajdan yaptığı alıntıyla bitirmişti yazısını…

Şimdi ben de ondan bir alıntıyla başlamak istiyorum:
 
“Daha önce bir buçuk yıl Batman’da valilik yapmış olan 39 yaşındaki reformist ve demokrat Diyarbakır Valisi Efkan Ala’nın Akşam Gazetesi’nden Nazım Alpman’a 18 Eylül 2004 tarihinde verdiği inci değerindeki röportajda ezberden aktardığı Tagore şiirini burada, Cemil Meriç’in o duru çevirisiyle sizlerle paylaşarak bu haftaki gevezeliğime son vermek istiyorum.

-Düşüncenin her korkudan azad olduğu bir ülke / Bir ülke ki, insanları dimdik. / Emek cemale uzatır kollarını / Ve aklın ırmağı alışkanlıkların çölünde kuruyup gitmemiş / Ne olur Tanrım / Benim ülkem de böyle olsa..!

Batman’dan Diyarbakır’a atamış olan genç vali Efkan Ala ile yeni makamındaki ilk söyleşinin son satırları böyleydi.  

Kobane Olayları meydana geldiğinde İçişleri Bakanı Efkan Ala sokaklardan yükselen isyana karşı devletin kaba gücünü hatırlatan aynı kişiydi:
 
-Misliyle karşılık verilir!
 
Batman Valilik makamında yaptığımız söyleşi bittiğinde açık olan televizyondan Diyarbakır’ı izliyordu. Küçük bir gerilla grubunu Hevsel Bahçelerinde sıkıştıran güvenlik güçlerine karşı halk zincir oluşturmuştu. Diyarbakır’ın o dönemki Emniyet Müdürü Orhan Okur, kameralar önünde Diyarbakır Barosu Başkanı Sezgin Tanrıkulu’nu şöyle haşlıyordu:

-Sen ne biçim konuşuyorsun?

Genç Vali bu kadar küstahlığa karşı dayanamamış bir gazetecinin yanında kızgınlığını dile getirmişti:

-Şuraya bakın, Baro Başkanı sana mı soracak nasıl konuşacağını?

Ertesi gün o emniyet müdürünün amiri olacak genç vali için zor bir görev yeri olacaktı Diyarbakır…

Nitekim daha ikinci ay içinde sorunlar su yüzüne çıktı. Efendiliği ve kibarlığıyla tanınan Vali Ala, Müdür Okur’a “sen horuz musun? Seni kim müdür yaptı?” diye çıkışmıştı.

Afkan Ala’ya o söyleşi sırasında Diyarbakır’da sık aralıklarla yapılan gösteri yürüyüşlerini hatırlatarak sormuştum:

-Toplantı ve gösteri yürüyüşleri huzuru bozar mı?

Diyarbakır Valisi hiç duraksamasız yanıtlamıştı:

-Tam tersine o kentte huzurun varlığının göstergesidir!
 
Teorisini Batman’da hayata geçirmişti iki yıllık görevi sırasında… Vali Ala, “Batman’da iki yıldır hiç yasa dışı gösteri yapılmadı” bilgisini verdikten sonra şöyle demişti:

-Çünkü hepsine izin verdik! İzin verirsen yasa dışı gösteri de olmaz!!!

Acaba Efkan Ala’nın kitaplığında hala Tagor kitapları var mıdır?

İktidarın aklını peynir ekmekle yediği kabul edilen günlerde bir mısra Tagor iyi gelebilir mi?

“Ve aklın ırmağı alışkanlıkların çölünde kuruyup gitmemiş…”
 

Hande Suher’in izi…

 
İstanbul Teknik Üniversitesi’nin ilk kadın dekanı olan Prof. Dr. Hande Suher için öğrencileri tarafından hazırlanan kitabın kapağında “Kamu Yararını Öncelikli Gören Bir Yaşam Öyküsü” yazıyor.

Suher Hoca, İTÜ gibi “erkek egemen” bir yapıda 1977’den 1980’e kadar Mimarlık Fakültesinin Dekanı olarak görev yaptı.

Türkiye’nin zor yıllarıydı… Yakın dostları birer ikişer öldürülüyorlardı. Bir gün onun da kapısını çaldılar. İstanbul Emniyet Müdürü Hayri Kozakçıoğlu, yardımcısı Mehmet Ağar İTÜ’deki makamına kadar gelerek “Öldürülecekler listesinde sizin de adınız var” demişlerdi. Eşi Prof. Dr. Esat Suher ile birlikte yakın koruma verilmişti. Sonra da Ağar içlerinin rahat olması için alınan tedbirlerin ne anlama geldiğini açıklamıştı:

-Hoş kafalarına koymuşlarsa yaparlar ya!..

Hande Hocayı bu emniyet çemberi öldürememişti. Ama, hayatını şehir planlamalarına ve kamu yararını öne alan düzenlemelere veren bir akademisyen AKP’nin iktidar yıllarındaki yağmaya dayanamamıştı.

Kendisine “Her yanına gece gündüz beton dökülen İstanbul sizi nasıl etkiliyor?” diye sordum…

Yılların abide Hocası gözleri dolarak yürümesine yardımcı olan metal aparatı gösterdi:

-Bunlar beni felç ettiler!..

Hoca o kadar üzülüyordu ki, bir gün toplantıdan çıkarken yükselen tansiyonu onu yere yıkmıştı. Ama onun yaşama olan tutkusu, zorluklara karşı direngenliği burada da devreye girmiş, Hoca ayağa kalkmıştı.

Bunların hepsini Artı 1 TV’nin Pazar gecesi 23.30’daki Zaman Mekan İnsan programı için çektik.