HER TÜRK SUÇLU DOĞAR

12 eylül döneminde Metris Askeri Tutukevinin sakinleri , gecenin bir saatinde, rap rap postal sesleri ve bir sloganla uyanırlardı:
-Her Türk asker doğar!..Her Türk asker doğar!…

Koşar adım postal sesleri yetmez gibi, bir de askerler ellerdeki copları sürterlerdi, koğuş mazgal parlaklıklarına, böylece gürültü daha da artardı.

Tabii slogan içeride yatanlar için geçerli değildi, Sadece “Öz “Türkler için varitti asker doğmak olgusu.

Öbürleri, yani içeride yatanlar, onlar “kansızlar”dı, Kenan Evren’in deyimiyle. Onlar asker doğmaz, suçlu doğarlardı.

Onların düzeltilmeleri, cezalandırılmaları, cezaevlerinde eğitilmeleri, değilse de eğilip bükülmeleri lazımdı.

Gereken de yapılırdı.

Düşünürdüm, rap rap giderken,”her Türk asker doğar” sloganı atan, bu halk çocukları bir gün hapse düştüklerinde (ki istatistikler içlerinden bazılarının mutlaka düşeceğini söylerdi) o asker doğdukları günleri hatırlayacaklar ve mahpuslara artık daha insancıl bir şekilde bakacaklar mı diye.

O zamanlar Türkiye bütün has Türkler’in asker doğduğu, öbürlerinin ise, öyle olmadığı için suçlu doğduğu koca bir kışlaydı.

Aradan 31 yıl geçti. Metris artık anıların en uzak köşelerine sindi…

***

Ama Türkiye postalın yerini takunya seslerinin aldığı bir emir komuta yuvasıdır hala.

Şimdi yine zaman zaman bazı geceler bir ses bölüyor uykumu, postal yerine takunya eşliğinde başka bir slogana uyanıyorum:

-Her Türk süpheli doğar!…Her Türk şüpheli doğar!…

Böyle gecelerde, bir kez uyandım mı. uyku tutmuyor ve işin kötüsü böyle geceler gittikçe sıklaşıyor.

“Demek ki, diyorum, kendi kendime pek bir şey değişmemiş 31 yıl sonra yine kışla olmayı sürdürüyoruz. Askeri vesayetin değil, dinci vesayetin askeri olmayan kışlası ama yine de kışla işte!”

Ve radyolar, televizyonlar, gazeteler dergiler, azarlar gibi nutuk atan devletliler hep aynı şeyi, kah fısıldayarak, kah bağırarak kah paylayarak söylüyorlar:
- Her Türk şüpheli doğar her Türk şüpheli doğar.

Tabii burada her Türk lafın gelişiydi, yoksa biat edenler, yandaş olanlar, şüpheli de değillerdi, suçlu da. Onlar şüpheli Türkler’in aksine daha doğuştan masumdular

Hatta onlar, ayakkabı kutularında gönderilen rüşvetlerle de yakalansalar, şüpheli veya suçlu olamazlar.
Diğerleri ise, biat ettiklerini kanıtlayınca kadar şüphelidirler, şüpheliden de öte suçludurlar.

Zaten şüpheli ile suçlu arasında fark yoktur.

Asıl olan masumiyet değil, suçluluktur.

Biat etmeyenlerin, yetim sofrasındaki han-ı yağmaya itibar etmeyenlerin
hepsi aksini kendileri kanıtlayamadıkları sürece suçludurlar.

***

Zaten hepsi şüpheli doğmuşlardır, şüpheli olmaları için kanıta ihtiyaç yoktur,her zaman şüphelinin aleyhine çalışan makul bir şüphe yeterlidir.

Makul şüphe demek, şüpheli aksini kanıtlayana kadar suçluluk demekti.

Hepsi şüphelidir hepsi….

gösteri yapanı,

ağacını savunanı ,

parasız eğitim isteyeni,

fırsat eşitliği diyeni,

sesini yükselteni,

adalet arayanı

polis tarafından kasten öldürülmeye karşı çıkanı,

piyano çalanı,

şarkı söyleyeni,

yazı yazanı

karikatür çizeni,

türkü çığıranı

maç izleyeni…

hepsi şüpheliydi, hepsi…

Evet her Türk şüpheli doğar ve şüphe demek suç demek olduğuna göre,her Türk suçlu doğar.

Suçları mı?

Suçları biat etmeyen, düşünen, konuşan Türk insanı olmaktır.