KEDİ YAVRUSUNU BOYAMAK

Uyanınca önce saatına baktı, sonra soğuk kahvesini alıp bilgisayarının başına oturdu, e-postalarına, ardından feysbukuna göz attı. Sekiz otuz olunca da Ceyda’yı aradı.

-Alo Ceydaaa, uyandın mı ? Şimdi senin feysbukuna bakıyordum. Sabah sabah nerden buldun o boyanmış kedileri?

-Televizyonu açtım: Hep Kobani mobani, amaaan kaç gündür o iç kapatıcı şeyler. Bıktım, sıkıldım. Gönlümü şenlendirecek bir şey aradım; İtalyan lisesinden bir arkadaşım bu kediciklerin resimlerini forvet etmiş. Yavruları Rumların paskalya yumurtaları gibi ayrı ayrı renklere boyamış, bir sepete yan yana dizmişler. Ne şeker di mi?

-Kedi yavrusu boyamak iyi bir şey mi ki? Hayvana zarar vermez mi?

-Vermezmiş; organik boya kullanmışlar. Aynı boyayla civciv de boyayabilirmişsin.

-Bu fotoşop be!

-Valla değil. Bak bak, bir dakka önce salağın biri ne yazmış feysbukuma?  Tayyip’in kedi kafalı karikatürünü mü
anımsatmak istiyormuşum?  21 kişi -daha başka şey bulmamış gibi- bunu layk etmişler. Beş kişi de şer etmiş. Her şeyden politika çıkarmak adet oldu. İllaki birini eleştirecekler. Eleştirmek çok itici gelir bana insanları. Ben herkesi olduğu gibi kabul ederim. Zorla değiştirmeye çalışmam.

-Vay be! Metin Feyzioğlu gibi konuştun.

-O kim?

-Yargıçlar mı savcılar mı işte öyle bir şeyin başı..Hani onların yakışıklısı.

-Tamam şimdi hatırladım. Elif ya, bize Ebola gelir mi? Bu da beni çok korkutuyor.  

-Pozitif düşünsen gelmez. Olumsuz şeyler düşünsen gelir. Sabahları meditasyon yap.

-Herkesin yüzü asıkken ben nasıl iyi şey düşünebilirim? Meditasyon yaparken İsid geliyor aklıma. Böyle bıçaklı adamlar sanki az sonra beni kesecekler. Rüyamda da hep Davutoğlu’nu görüyorum.

-Öyleyse durum ciddi; meditasyon yetmez; sana reiki yollamalıyım: Bütün sıkıntılı şeylerden kurtulursun!

-Çoluk çocuk caddede taş üstünde yatıp kalkan Suriyelilerden de kurtulur muyum?

-Başka sokaktan git işine. Bir de gece yatarken sarı kantaron çayı iç.

-Valla çok yaşa!

-Böyle her şeyi kendine sıkıntı etmeyeceksin. Gördüğün gibi tümünün çaresi var!