44 NUMARA

İçindeki tehlike seni kendinden uzaklaştırıyordu.
Bunu saklayabileceğini sanıyordun sadece.
Önce kendini kandırıyordun.
Sonra herkesi.

Oysa seçtiğin şehir,
o dar sonu görünmeyen uzun sokak, onyedi yıldır ayrılamadığın ve bir komşunu bile tanımadığın 44 numaradaki o apartman,
pencereni örttüğün annenden miras o artık rengi tahmin bile edilemeyen perde,
sevdiğin tüm nakaratsız şarkılar, yağmurdan kaçtığın o iki teli kopuk şemsiye,
elini korkuyla tuttukların,
dizinde yetim uyudukların ele veriyordu işte seni.
Saklandığını sanıyordun çırılçıplak yalnızlığında. Beceremiyordun.

Aslında seni ilk gülüşünde yakaladım. Çok mutlu olduğunu söylediğin o ilk gülüşünde.
Belki beni de kandırabilirdin.
Lakin eller, tırnaklar hele dudaklar en kolay tahlilidir tüm gizillerin.
Apaçık ortaya döker her ne varsa. Kalp gözüyle bakan bilir.

Sen kaçsan da kaçıramazdın benden ellerini. Onlar yara alsalar da parçalansalar da değişmezler.
Çabuk iyileşirler.
Sırrını saklamaya söz vermişlerdir sana kıyamete kadar. Hepsi o kadar.

Sen bana yakalandın bir kere.
Kaçamazdın.