SARAYLARIN DİLİ OLSA…

Nikolay Çavuşesku’nun 25 Haziran 1984’te temel taşını koyduğu «Halkın Evi ve Sosyalist Zafer Bulvarı » inşaatında gece gündüz 20 bin işçi çalıştı. 520 dönüm araziye yayılan projenin mücevheri, elbette başkanlık sarayı olan Halkın Evi’ ydi. Dünyada Pentagone’dan sonraki en büyük yapı olan sarayın tabanı 45 bin, üzerinde yükselen yaşam alanı 400 bin metrekareydi. Tavan yüksekliği 20 metreye ulaşan tören salonlarından en büyüğü, bir futbol sahası boyutlarındaydı. İçi pembe ve beyaz mermer kaplı sarayın aydınlatılmasında Medias kristalinden avizeler kullanıldı.

Bu avizelerden en ağırı, 4 ton çekiyordu.

Kendisine Romanya’nın « Conducator »u, yani önderi dedirten Nikolay Çavuşesku ile eşi Elena, 25 Aralık 1989’da yolun sonuna geldiler. Targoviste’de terkedilmiş bir çiftlik duvarının önünde kafalarına ikişer kurşun sıkılarak infaz edildiler. Çavuşesku’nun sarayı bugün gerçekten Halkın Evi. Çünkü Romanya parlamentosu olarak kullanılıyor.

***

Saddam Hüseyin, 24 yıllık iktidarı boyunca Irak’ın hemen her şehrine bir sarayla, toplam 75 saray inşa ettirdi.

Bağdat yakınlarındaki saray kampüsünün duvarları ardında yapay göller, adacıklar, palmiye ağaçları ile süslü 9 saray gizliydi. Bunlardan en büyüğü, 1991’deki Kuveyt seferinden sonra adı konulan Amerika Zaferi Sarayı idi. Ancak Saddam’ın favorisi ve planları üzerinde ençok zaman geçirdiği saray, El Fav oldu. Yapı bitip üzerinde helikopterle dolaştığında sarayın tepeden görünüşünü bir haça benzeten Irak diktatörü, sarayın hacminin derhal iki kata çıkarılmasını emretti.

ABD’nin 2003’teki Irak işgali sırasında Amerika Zaferi Sarayı’nın tavanı bir Amerikan bombası tarafından delindi ve 9 saraydan oluşan kampüs, Victory Base Complex adıyla vaftiz edilerek işgal ordusunun karargahına dönüştürüldü. Zaten diğer bütün saraylar da yağmalandı.

Önce oğulları öldürülen Saddam, 20 Aralık 2006’da yolun sonuna geldi. Bağdat yakınlarındaki Kadimiye Amerikan üssünde asılarak idam edildi.

***

Muammer Kaddafi de Libya’da kendisine ve avanesine sürü sepet saray yaptırmış, hatta komşu Mali’de bile bir sarayı vardı. Ana karargahı, 6 km2’lik bir alana yayılan Babül Aziziye saray kampüsü idi. Kaddafi rejiminin kalbi olan saray, üç kat beton duvarlar, çelik zırhlı panjurlarla korunan pencereler, üç metre yüksekliğinde iki zırhlı kapıdan girilen bir kalenin ortasındaydı. Bahçesinde Louis XV. tarzında döşenmiş bir villa, Alis Harikalar Dünyası’ndan esinlenmiş bir çocuk bahçesi, debdebeli Bedevi çadırları, televizyon stüdyosu, iletişim odası, kitaplık, havuzlar, saunalar ve hepsi pahalı bir rüküşlükte, var oğlu vardı.

Babül Aziziye kale sarayı, 25 Nisan 2011’de NATO uçakları tarafından bombalandı. Bir oğlu bombardımanda öldü.
Saraydan kaçmayı başaran Kaddafi’nin sonu Mısrata yolunda geldi. İsyancılar tarafından öteki oğluyla birlikte yol kenarında linç edildi. Cesetleri 20 Ekim 2011’de Mısrata kentinde sergilendi.

Kaddafi’nin Libya’daki bütün sarayları talan edildi ve yıkıldı. Mali’deki son sarayı da Fransız ordusu tarafından geçen yıl bombalandı.

***

Ukraynalılar, Viktor Yanukoviç’in Maidan meydanına 30 km. uzaklıktaki Mezhyhrya Sarayı’nı, cumhurbaşkanı 24 Şubat 2014’te 650 milyon dolarla birlikte ülkesinden kaçıp kayıplara karıştıktan sonra keşfetti.

140 dönümlük bir parkın ortasına kurulan saray, altın muslukları, kristal kapı tokmakları, mermer sütunları vb. ile elbette altı kaval üstü şeşhane bir mekan; ama paha biçilmez sanat eserleri doluydu. Parkında su kanalları, seralar, golf ve tenis sahaları, helikopter pisti, uçak hangarı, hatta egzotik bir hayvanat bahçesi vardı.

Yanukoviç’i kaçmak zorunda bırakan isyancılar, gez gez bitmeyen saray ve bahçesini görmek için saatlerce sıra bekledi. Kimsenin aklına yağlamak gelmedi. Hatta çimleri ezmemeye özen gösterdiler ve Ukrayna parlamentosu mülkü devlet malı ilanla koruma altına aldı. Yanukoviç, henüz yolun sonuna gelmedi. Nerede saklandığı bilinmiyor.
Tarihte, « mukim »lerine yar olmayan saraylar listesi çok uzun…

Size en son örneklerini sıraladım. Çünkü zaman hızlandı, yol kazaları yoğunlaştı.

Bir kaderin büyüklüğü, kabul ettikleriyle değil reddettikleriyle ölçülür.
Françoise Chandernagor

«G» NOKTASI

SORDUKLARINDA
 
Türkülerin önünden
geçerdim eskiden
ayrılıkları kavuşmaları
kollardım
kim bu diye sorduklarında
sevdalardan kalan
adam derlerdi
turnalara yıldızlar serperdim
rüzgarlarla
ışıklardan kanatlar
bulutlara karışırdı
kim bu diye sorduklarında
şiirlerden kalan
adam derlerdi
herkesin şahidi
kendi bıçağı
bir Çalıkuşu’nda hasretim
kaldı
hiç bitmedi acılarım
yollarım
son kaybolacağım
sisler denizler
kim bu diye sorduklarında
ölümlerden kalan
adam desinler.
 

A.KADRİ ERGİN