HÖDÜK KAPİTALİSTLER!

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Ermenek’teki “Maden Faciası”ndan sonra işin içinden çıkamayınca topu işçilere atmıştı:

-İşçi kardeşlerim de artık haklarına sahip çıksınlar!

Bu sözler eski başbakan Tayyip Erdoğan’ın sözlerinden daha iyiydi. Hazret 301 işçinin öldüğü facianın ardından içindeki “insan sevgisizliğini” göstermişti:

-Madencilikte kazalar normaldir!  (Bu işin fıtratında var)

İnsan hiç olmazsa “üzgünüz” falan gibi şeyler söyler değil mi? Ama yok, içinde bir damla sevgi kalmamış kişiden bunu beklemek saflık olurdu. O da zaten her fırsatta nefretini dile getiriyor.

Davutoğlu’na dönecek olursak kendisi dünyayı yönetmeye talip olduğundan yaşadığı ülkenin koşullarından bihaber olarak konuşup duruyor.

İşçiler kardeşleri de haklarına sahip çıkmalılarmış!..

İki gün önceki (8 kasım) tarihli BirGün’ün Çalışma Yaşamı sayfasında küçücük iki haber vardı:

“İstanbul Ümraniye’de kurulu ARMSAN Silah Sanayi Fabrikasında, DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikasına üye oldukları için, işten çıkartılan 7 işçi direnişe başladı!”

İkinci haber de “Zet Farma’da Direniş” başlığıyla veriliyordu:

“Nakliyat-İş Sendikasına üye oldukları için Zet Farma Lojistik’te işten atılan işçilerin direnişi beşince gününde…”

İlhan Selçuk, 1970’li yıllarda “güdük kapitalizmin hödük kapitalistleri” diye yazardı, iş yerine sendika sokmayan patronları hedef alarak. Türkiye’de kapitalizm gelişti ama patronlar o köhne yerlerinden kıpırdamıyorlar:

-Hödük kapitalistler!..
 

Atatürk’ü kurtarmak!

 
Bugün 10 Kasım… Türkiye Cumhuriyeti’nin en önde gelen kurucusu Mustafa Kemal Atatürk 10 Kasım 1938’de İstanbul’da Dolmabahçe Sarayı’nda hayata gözlerini kapattığında 57 yaşındaydı.

Atatürk’ün arkasından gelenler ona olan saygısızlıklarını her zaman aynı yöntemle perdelediler:

-Büyük Atatürk seni çok seviyoruz!

İçi tamamen boş olan bu cümleyi doldurmak için “herkes Atatürk’ü sevecektir” talimatları yağdırdılar!

10 Kasım törenlerinde okullarda ağlayarak Atatürk şiirleri okuturlarken, öğrencilerin büyük bölümü dudaklarını ısırarak gülüyorlardı.

Bu yöntemle bir hayli yol aldılar: Ülkeyi Atatürk karşıtlarına teslim ettiler!

Yaşlı bir meslek büyüğümüz böylesi durumlarda hep şöyle derdi:

-Önce Atatürk’ü Atatürkçülerin elinden kurtarmak gerek!..
 

IŞİD ve Adnan Hoca

IŞİD şu anda en popüler İslamcı örgüt olarak büyük bir şöhrete ulaştı. Cihat ilan etti. Öncelikle Müslümanları katlediyor. Ve bu dine mensup olanların “vahşiliği” konusunda veri ihtiyacı bulunanlara hizmette kusur etmiyor.  

Bir de Adnan Hoca var. Yerli malı, öz be öz Türk! Vakti zamanında ona da az çektirilmedi. Oysa durup dinleselerdi acaba ne diyor?

Bakın şimdi kendisine ait bir tv kanalında düzenli olarak vaaz veriyor. Dinleyicileri-müritleri de son derece çağdaş bir görünme sahipler. Hepsi mini etekli, açık başlı, makyajlı, yüksek topuklu, kalın kırmızı dudaklı… Hocaları vaaza ara verince, içlerinden uzun bacaklı, mini etekli, derin göğüs dekolteli olan biri çıkıyor, Arapça şarkılar eşliğinde göbek atıyor. Şimdi “hangisini tercih ederseniz?” sorusu laik kesime:

-IŞİD mi, Adnan Hoca mı?