YENİ İSLAM KAŞİFLERİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a haksızlık ediliyor.

Hem de uluslararası boyutlarda bir haksızlık…

İç düşmanları bir yana koyun, o dış mihraklar var ya, o dış mihraklar; adamcağıza demediklerini bırakmadılar, sonunda «Kuvvetli mi, yoksa deli mi? » diye başlık bile attılar.

Başlık, zaten başlıbaşına bir hakaret, ama başlığı atan mizah gazetesinin başlığı büsbütün rezalet: Merkep*!

Diyanet İşleri İstanbul’da topladığı zirvede sen, ben, bizim Latin Amerika’daki Müslümanı ağırlıyor. Cumhurbaşkanı da zirvenin zirvesi. Belagatine fren mi dayanır? Yanıyor balatalar. Zirveden zırvaya zaten tek harflik mesafe. Tabii ki aşılıyor.

Adam İstanbul’da Latin Amerikalı Müslümanlara konuşuyor, Yunanistan’dan Japonya’ya küffar dünya kahkahaya boğuluyor.

Kanıma en çok dokunan da zaten bu: Cumhurbaşkanı’nın Amerika’yı Müslümanlara yeniden keşfettirmesini ve Küba kıyılarındaki bir dağın tepesine «Ben şimdi Küba’lı kardeşimle konuşurum. O dağın tepesine bir cami bugün de yakışır, » demesini kimse ciddiye almadı. Ama dış mihraklardan çok iç düşmanlar « ti »ye aldı.

***

Neler neler yumurtlamadılar ki?

Amerika’yı ilk keşfeden Müslüman kimdir bilinmezmiş ama, Brezilya’ya ilk ayak basan Türk müteşebbis Kuru Kahveci Mehmet Efendi olmalıymış…

Abdurrahman Dilipak, Cumhurbaşkanından çoook önce, İstanbul’a gelin gelen Kızılderili kızları zaten yazmışmış…

Amerika’yı keşfeden Müslüman kardeşlerimiz, New York gökdelenlerinin inşaatında da düşüp ölmeden amelelik yapmışmış…

Müslümanlar en azından Küba’ya Kolomb’dan önce varmasa, Havana Social Club’de bir İbrahim Ferrer olur muymuş?

Misvak, Papirüs kağıdı, kuru ve yaş hurma ile tek hörgüçlü devenin mucidi Müslümanlar, Amerika’yı keşfetmez miymiş?

Cumhurbaşkanı’na « kanıtla » diyen İsyanyollar, cakanın kanıtı olmadığını bilmiyorlar mıymış?

Sözlerine «Kaynak göster! » diye itiraz edenler, Türkiye’de kaynakların HES’ler altında kaldığını da mı duymamışlar?

Zaten tekerleğin mucidi de Erdoğan’ın dedeleri olup, aya ilk ayak basan da Mustafa Topaloğlu’ymuş…

Küba’ya yapılması planlanan camii için Diyanet’in imam olarak Egemen Bağış’ı görevlendireceği bildirilmişmiş…

Daha neler, neler.

***

Diyelim ki bu ülkenin yarısı kötü niyetli, kötü kalpli. Erdoğan ağzıyla kuş tutsa, ya « yoldun » diye kızıyorlar, ya «pişirdin » diye. Mutlaka itiraz edecek bir kulp buluyorlar.

Ama benim yandığım, öteki yarıdan da kimsenin çıkıp « Adam İstanbul’da iki laf etti, Brezilya’dan yediğimiz 4 golün acısını yedi düvelden çıkardı! » dememiş olması.

Vallahi kıymeti bilinmiyor, Erdoğan’ın.

Cumhurbaşkanının yanında olanlarda kıymetini savunacak tıynet yok, karşısında olanlarda tıynet var, niyet yok.

Neymiş efendim?

« Amerika’yı Kolomb değil, 1178’de Müslümanlar keşfetti, » lafı gülünçmüş. Neye gülüyorlar, anlamadım. Gayet mantıklı bir saptama. Olsa olsa putperest hakkı yemiş, diye eleştirilebilir.

Çünkü Amerika kıt’asını Fenikeliler de keşfetmiş. Rio de Janeiro’da gizemli bir dağ var:

Pedra da Gavea. Dağın zirvesi koca bir insan kafası. Kafanın denize bakan yamacında Fenike alfabesiyle kazınmış bir yazıt mevcut.

***

İskandinavlar Amerika’ya çıktıkları içindir ki Kuzey’deki kimi yöreler İskandinav adlar taşır: Groenland, Helluland, Markland, Vinland.

Çinlilerin de Zheng He komutasındaki bir donanmayla 1421’de Amerika seferine çıktığı biliniyor, varıp varmadığı tartışmalı.

Dünya alem Kolomb’dan önce Amerika’yı keşfederken Müslümanların eli mi armut topluyordu, başı mı keldi?

Elbet onlar da keşfetmiştir Amerika’yı.

İsimleri bilinmiyorsa, okuma yazma bilmediklerindendir.

İz bırakmadılarsa, söz uçar yazı kalır, yazamadıklarındandır.

Sorarım size, eğer Yeni Dünya’nın kaşifi Kristof Kolomb ise, Amerika’ya niye Kolomba değil de Amerika denildi?

Neden Kristof Kolomb’un keşfine sonradan teşhis koyan Amerigo Vespucci’nin adı verildi?

Bu işte bir bit yeniği var.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ne söylerse doğru çıkar, çıkmayan da zorla çıkartılır!

Yalancının mumu yatsıya kadar yanarsa, Ak Saray’ın ışıkları sabaha kadar yanar. Bu kadar.

*LE BOURRİCOT.FR

Gerçek zaten vardır. Yalanı icat gerekir. 
Georges Braque

«G» NOKTASI

Zaten Alaturka helayı da Müslüman Osmanlı keşfetmişti. Avrupa oturaklarını pencerelerden aşağı boca ve Frenkler pis kokularını kapatmak için parfümü icat ederken, Roma mirası hamamlarda mis gibi yıkanır, helada defi hacet eylerdi Müslümanlar.

El hak, Avrupa da helamızın kıymetini bildi ve uzun süre alaturka kullandıktan sonra, alafrangasını tasarladı. Hamamı da banyo küveti ve duş olarak evlere taşıdı. « Bide » hariç hepsini biz de taktırdık.

Eğer bugün Yeni Osmanlı diyarında insanlar ter ve yollar bok kokuyorsa, bizim fikrimizi değişik tasarımla bize kakalayan Avrupa’nın suçudur. Hamam kültüründen sonra duş kültürüne uyum sağlayamadık. Kanalizasyon inşasında da zaten asla Roma kadar olamadık. Kader, kısmet.

Ama Küba’daki o dağın tepesine o cami dikilince, bu makus kader de değişecek!