RESMİ TARİHLERİMİZ

Resmi Tarih Arjantinli yönetmen Luis Puenzo’nun 1985’te İstanbul Sinema Günleri’nde izlediğimiz çok ödüllü filmiydi. Lise birinci sınıfı öğrencisi tarih dersinde öğretmeninin anlattıkları itiraz ederek diyor ki:

-Ben bunlara inanmıyorum!

Genç kadın öğretmen ikna için elindeki kitabı havaya kaldırıyor:

-Ama tarih kitapları böyle yazıyor!

Küçücük öğrencinin yanıtı bütün “resmi tarih” tezlerini bir cümleyle çöpe atıyor:

-Tarihi katiller yazıyor!

***

Türkiye’ye için de geçerli bir sav bu… Şimdiye kadar öğrendiklerimizin hangisi doğru, hangisi yanlış acaba?

Tarih kitaplarında “Dersim İsyanı” diye yazılan büyük dramın aslında bir isyan değil, bir tenkil hareketi olduğunu ancak 2000’li yıllarda öğrenebiliyoruz!  1915’te Anadolu Ermenilerinin doğup büyüdükleri topraklardan bir daha dönmemek üzere sökülüp atılmalarını da öyle… Kastettiğim “biz” Türkiye Cumhuriyetinde yaşayan okullarında okuyup öğrenim görenler. Yoksa dünyanın pek çok ülkesinde o yıllarda yaşanan olayların gerçek yönleri rahatlıkla araştırılıp ortaya konulabiliyordu. Sadece biz bilmiyorduk.

***

Devletlerin “resmi tarih” metinlerine ihtiyaçları vardır. Doğal olarak çok katliam yaptıkları için, kurbanlarının bir biçimde “haklı olarak” öldürüldüğünü geride kalanlara izah etmek mecburiyetindeler.

Peki ya devletin zulmüne karşı bayrak açmış olanlar?

Acı ama gerçek şu ki: Onların da birer “resmi tarihleri” bulunuyor!

Onlar da “dönemin koşulları” gereği yapmak-yazmak zorunda olduklarını birbirlerine aktarıp, katiyen yazılı metinlerde yer vermiyorlar.

Karşı tarafa malzeme vermemek adına alınan bu tedbirlerin tamamı tıpkı devletlerinkine benziyor:

-Hepimizin resmi tarihi var!   

Başlık: Kısa Film Festivali

İstanbul 26. Kısa Film Festivali 20-27 Kasım 2014 tarihleri arasında İtalyan ve Fransız Kültür Merkezlerinde yapılıyor.

Amatör bir coşkuyla çeyrek yüzyılı geride bırakan festivalin açılışında bir konuşma yapan Hilmi Etikan, herkesin bildiği bir sırrı açıkladı:

-Sinema filmi gösterimi yapılan salonlarda film öncesi kısa metrajlı film gösterilmesi mecburiyeti vardır!

Etikan sonrasını şöyle anlattı:

-Fakat cezası o kadar cüzidir ki, kimse kısa film oynatmaz, sadece reklamlara yer verir!

Kısa filmle ilgili olarak en güzel tanımlamayı ise Işıl Özgentürk yaptı:

-Kısa film bir gerilla harekatıdır!

İştahımızı Aç Ya Rabbim!

Türkiye artık başka bir kulvara girmiş durumda… Her şeyi AKP Hükümeti yapmıyor elbette… Ama AKP ve liderinin açtığı yolda kendine vazife çıkaranlar gittikçe artıyor.

Cuma günü dini yayın yapan bir radyonun sesini dibine kadar açmış, Kartal-Kadıköy hattı minibüsü yolcuları ister mi istemez mi diye hiç düşünmeden yoluna devam ediyordu.

Mikrofonun öteki ucundaki ses Allah’a yalvarıyordu:

-İştahlarımızı aç ya Rabbi…!

Göztepe eski SSK Hastanesi’nde inen ileri yaşlardaki adam, yüksek sesle “daha ne kadar iştah açacaksınız bakalım” dedi:

-Her yeri yiyip bitirdiniz!