SAHİBİNDEN SATILIK SARAY

Eve girdi, holde papuçlarını çıkarıp terliklerini giydi. Elektrikli ev   arabası oradaydı. Arabaya yerleşirken sırma apoletli şöför     sordu:

-Beşinci kata mı efendim?

-Hayır, havuz katına.

Rampadan havuz katına çıkarken karısının kristal kapılı asansörle 9 uncu kattan geldiğini gördü. Kadın çok keyifsizdi,  “Merhaba” bile demeden parlayıverdi:

-Bu ne rezalet?

-Sen de Kılıçdaroğlu gibi konuşmaya başladın. Ne oldu şimdi?

-Daha ne olacak? Bu ne?

Gazeteden kesilmiş bir “Sahibinden satılık” ilanını gösterdi; çevresi kırmızı kalemle çizilmişti.

-Birisi evini satıyor anlaşılan!

-Bu ilanda tarif edilen tam bizim ev değil mi? Satacak şey mi kalmadı?

-Açık büyüyor, acele para lazım!

-Gitsin borç bulsun.

-Kim bulsun?

-Şu ara ekonomiye kim bakıyorsa o bulsun.

-Güvenmiyor, çok fazla faiz istiyorlar.

-Beş on dereye daha HES yapın, satın.

-Ülkede dere kalmadı; Sen söyle başka neyi kime satalım ?

-Tiyatrolar hiç bir şeye yaramıyor. Akün Sahnesi midir nedir önce onu sat; sonra da Şinasi Sahnesini. Onu da sat.

-Onlar çoktan satıldı.

-Topkapı Surları?  

-Onarımı bugüne kadar yapılmış en büyük tarihi yapı  tahribatıymış. Beğenmiyorlar.

-Daha yeni ısınıyordum. Gitsinler başka bir şey bulsunlar.

-Suriye’de güvenli bölge yapıp sonra yap-işlet-devret satarız diye düşünüyorduk ama Biden izin vermiyor.

-O özür dilemedi mi?

-Nasıl güvenelim? Şimdi de dilemedim diyor.

-Köprüden balık tutanlardan vergi alın!

-Hangi köprüden?

-Hepsinden. Haliçte tutandan yılda100, Boğaz köprüsünde  tutandan 1000 tl alın.

-Bunları düşündük ama yetmiyor.

-Van Gölünü sat, Tuz gölünü sat.

-Van Gölü bu yıl 15 metre çekilmiş, Tuz Gölü ise kurudu kuruyacak. Valla satacak bir şey kalmadı. İflas ederiz.

Çaresiz taşınacağız.

-Daha dün taşındık. Bu gün de “taşınalım” diyorsun.

Yeni evin uçak konacak yeri de olacak mı bari?

-Atatürk Hava Meydanına mı taşınalım?

-Üçüncü meydan bitince neden olmasın.  

-Peki o zamana kadar nerde kalırız? Güvenli bir yer olmalı.

-Halk Bankası Müdürlüğünde bir kata ne dersin?

-Ha bak bu olur!