BİZ NEREYE GİDİYORUZ?

Saygısızız.

Birbirimize. Doğaya. İnsana. Kadına. Ağaca. Hayvana. Dünyaya. Her şeye.

Şuursuzuz.

Hırstan kendini bir şey sananların coğrafyası burası. Bir kaş kalkık. Kaşı kalkmayanın da kıçı.

Tatminsiziz.

Trafikte sağa sola geçiş sinyali verdiğinizde, 20 metre arkadaki süratsiz arabanın size yol vermemek için gaza bastığı mental gelişimini tamamlayamamış bir kasaba burası.

Küfürbazız.

Mecliste bizi temsil edenlerin fütursuz küfürlerini ve yumruklarını izlemek zorunda kaldığımız yoz bir memleket burası.

Katiliz.

Statlar tıkabasa birbirini öldürmek isteyenlerle dolu. Karşı takımın taraftarını müsabakada dövemeyenlerin eve gidip eşini, çocuğunu dövdüğü yetmez öldürdüğü bir cehennem burası.

Terbiyesiziz.

Fanatik kelimesi seyirci için hafif kaldığından, kaleme bile alamayacağım kısaltmalarla spor gazetesi satan
hadsiz bir yer burası.

Kültürsüzüz.

Efendilik, hanımefendilik, asalet, nezaket kavramlarını yitirdik.
Eski fotoğraflara bakıp, klasikleri tekrar tekrar okuyup yad ediyoruz medeniyeti.
Yeni Türkiye’mize yerleşen yeni değerlerimiz ise, depresyon, popülizm ve bayağılık.

Kaliteli hiç bir şey kalmadı: elimizde, gözümüzde, kulağımızda.
Eğitim sistemi artık öğretmenlere değil hocalara emanet. Hatta kısaca, milli eğitim diyanete dönüştü diyebiliriz.
Çağdaş zihniyeti işaret ettiğimiz tek şey avucumuzdaki akıllı telefon.
Elektronik cihazlarda geliştirilen yeni bir uygulamanın kullanımını öğrendiysek hepimiz birden Arşimet. Sanat çoktan öldü. Sanatçılarımız bildirimsiz yasaklı.
Yaratıcılık kavramı da tamamıyla kopyalamaktan ibaret.
Egodan şişenleri yükseltiyoruz. Mütevazı olanları süründürüyoruz.
Bu manzarayı gören egoistlerin “o zaman sen de bir adım öne çık, yerinde sayma oğlum” diyebildiği
maalesef küstah bir toplumda yaşıyoruz.

Sahi söylesene padişahım biz nereye gidiyoruz?