BETON KAFALARIN İTİBARI!

Recep Tayyip Erdoğan Ankara’ya diktiği “hukuksuzluk ve görmemişlik anıtı” olarak tarihe geçecek Aksaray adlı binası için:

-İtibardan tasarruf edilmez! buyurdu.

Devasa bina için yapılan israf düzeyindeki harcamalar için kendisini savunurken söyledi bu tuhaf sözleri…

Sıklık telaffuz edilen “Aksaray” en çok Haldun Taner’in, Devekuşu Kabare Tiyatrosu’nda sahnelenen “Astronot Niyazi” oyunundaki bir sahneyi akla getiriyor. Tabii yaşı yetenler için… Zeki Alasya ve Metin Akpınar arasındaki diyalog şöyleydi.

Dolmuş kahyası Zeki Alasya avazı çıktığı kadar “Aksaray/Aksaray/Aksaray” diye bağırıyor. Metin Akpınar yanına gelip bir şey sormak için çabalıyor ama diğerinin ona bakacak hali yoktur:

-Aksaray/Aksaray/Aksaray!..

Sonunda Metin Akpınar’a sıra geliyor:

-Aksaray mı abi?

-Evet!

-Tebrikler!

Akpınar çekip gidiyor, sahne bitiyor.

Erdoğan her “Aksaray” diye gürlediğinde akıllara Astronot Niyazi oyunu geliyor:

-Tebrikler abi!

***

Aklını peynir ekmekle yemişler güruhu bütün ciddiyetleriyle(!) bu yasa dışı imarlı ve masraflı binayı “Türkiye’nin itibarı” olarak savunan yazılar yazmaya devam ediyorlar.

Eğer beton ile itibar elde edilseydi, o zaman çimento fabrikaları dünyanın göz bebeği olurlardı! Ama değil!

Günümüzde beton ile itibar ters orantılı. Yaşam alanlarını ne kadar betonlarsan o kadar “hanzo” oluyorsun!

***

Tayyip Erdoğan’ın en fazla “itibarlı” olduğu dönem için çok fazla araştırmaya gerek yok. 27 Mart 1994’te İstanbul Belediye Başkanı seçilmişti. 6 Aralık 1997’de Siirt’te okuduğu “Minareler süngü…” diye başlayan şiir yüzünden 21 Nisan 1998’de Diyarbakır DGM tarafından TCK’nın 312. maddesine göre 1 yıl hapis 860 bin lira ağır para cezasına çarptırıldı.

Erdoğan “Ziya Gökalp’in şiiri bu ne var ki? Defalarca okuduğum bir şiir” diye şaşırmıştı. Oysa şiir Cevat Örnek’indi… Deselerdi ki, defalarca okuduğun bir şiirin şairini bile bilemiyorsun, o yüzden seni içeri atıyoruz, belki daha adaletli bir karar olurdu!

Seçimli bir makama gelmiş siyasetçiyi böylesine “dandik” bir gerekçeyle görevden alıp hapse atmak demokrasi adına koca bir ayıptı. Bir de siyaset yasağı gelmişti. Geleceği karartılmıştı. Muhtar bile olamaz diye manşetler atılıyordu. Böylesine karanlık bir ortamda Pınarhisar Cezaevine konuldu.

İşte o zaman Tayyip Erdoğan’ın itibarı en yüksek düzeydeydi. İfade özgürlüğü kurbanı olmuştu.

Anlaşıldı mı şimdi “beton kafalar” neden Aksaray ile itibar kazanılamayacağını?

İNSAN HAKLAMALARI ÜLKESİ

Tüm dünyada 10 Aralık İnsan Hakları Günü olarak kutlanıyor. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 1948’de Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilişinin yıl dönümü..

Türkiye’de insan hakları kavramı uzun yıllar, terörle mücadele ile birlikte anıldı. Ve alabildiğine ihlal edildi. O kadar ki, “insan hakları” diye konuşma yapanlar, terörle mücadele kanunuyla yargılanıp hapse atıldılar.

İşkenceyle insan öldürenler ise taltif edildiler. Devletin insan haklarına olan bakışını en iyi polisler dile getirdiler:

-Kahrolsun insan hakları! diye slogan atarak yürüyüş yaptırdılar 1992’de İstanbul’da Dolmabahçe’de…

O devlet olduğu gibi yerinde duruyor. İktidarda ise bir zamanların mağdurları var. Şimdi “sıra bizde” diye naralar atıyorlar. Çünkü burası aynı kadersiz yer:

-İnsan haklamaları ülkesi!