OSMANLICA’NIN DİJİTAL DEVRİMDEKİ YERİ

Antalya’da 19.Milli Eğitim Şûrası’nda, 21.yüzyıl Türkiyesi’nin eğitim politikalarının Başefendi’nin talimatları gereği “bebelere din dersi, Osmanlıca ve karma eğitim”ekseninde tartışıldığı ve belirlendiği günlerde, 2 bin 938 km.
batıda Berlin’de yine 21.yüzyılda eğitim ve istihdam politikalarının dijital devrim ekseninde masaya yatırıldığı bir başka zirvede tüm günümü geçirdim.

Vodafone Toplum ve İletişim Enstitüsü tarafından düzenlenen ve Almanya Başbakanı Angela Merkel’in de açılış konuşmasını yaptığı “Dijitalleşen Avrupa: Gelecek Nesil İçin Fırsatlar” konulu zirvede“Dijitalleşmiş bir dünyaya hazırlanmak için eğitimde ne yapılmalı” sorusundan siyasi çerçevenin bu doğrultuda nasıl belirlenmesi gerektiğine, yeni teknolojilerle ekonomideki büyümeyi sağlamanın yollarına, iş kavramlarının mevcut ve gelecekteki tanımlarına kadar farklı bir dizi oturum izledim. 2 cümle ile özetleyeyim: 

Yüksek genç işsizliği endişe verici boyutlara yükselen Avrupa’da dijital devrimi yeni iş alanlarına dönüştürmenin yolları aranıyor. Altyapı, eğitim ve inovasyon, yeni iş alanlarının yaratılması için olmazsa olmaz 3 koşul olarak öne çıkıyor. 
Dijital teknolojiler artık günlük yaşamımızın her noktasında, beraberinde birçok fırsatı da barındırıyor ancak bu dönüşüm bireylerin, hükümetlerin ve iş dünyasının önüne yeni ev ödevleri de koyuyor.

Örneğin “yeni beceriler”. Avrupa Komisyonu’nun son raporuna göre ICT (bilgi ve iletişim teknolojileri) alanında 2020 yılında 1 milyona yakın iş, o işe uygun yeteneklere sahip çalışan bulunamayacağı için boş kalacak. Bu ne anlama geliyor? Artık sağlıktan sanayiye, eğitimden hizmet sektörüne kadar her alanı kapsadığı, hatta iç içe geçtiği için, çok şeye… Sağlık örneğin:

Nesnelerin interneti, genetik ve tıptaki gelişmeler sayesinde Google X yakın gelecekte kişiye özel bir laboratuvar gibi hizmet sunacak. Her hasta için her gün milyorlarca veri tek noktada depolanacak, işlenecek.. Belki 100 doktorun, hemşirenin yaptığı işi 10 uzman yapacak. 
Yani diyeceğim şu:

Doğru eğitim almazsanız ve özel yetenekler geliştiremezseniz yandınız. Zaten en büyük işsizlik tehlikesi “sıradan” çalışana yönelik. Çünkü “sıradan beceriye” sahip bireyin yaptığı işi bilgisayar, robat ya da diğer dijital teknolojiler yapıyor ve bu tahmin edebileceğimizin çok üzerinde artacak.


Bu durum, dediğim gibi ülkeleri dünyanın birçok yerinde, Avrupa’dan Çin’e, ABD’den Rusya’ya kadar alarma geçirmiş vaziyette. Savaşın ortasındaki zavallı Ortadoğu ülkelerini ve kendine hedef olarak Osmanlıcayı koyan Türkiye’yi bir kenara koyarsak… Hatta bu yıl ocak ayındaki Davos zirvesinde bile Djjital İşler için Büyük KoalisyonDavos Deklarasyonu açıklanmış ve liderler işbirliğine çağrılmıştı. 
Dijital devrimin yeni iş alanları açabilmesi ve giderek tırmanan genç işsizliğe çare olabilmesi için doğru politikalarla desteklenmesi gerekiyor. Bu, öğrenme biçimlerinden yaratıcığının geliştirilmesine, sanayinin desteklenmesine, inovasyona, sosyal ağlara kadar bir dizi alanı kapsıyor.Türkiye’de her 4 gençten 3’ü yurtdışına gitmek istiyor
Gelelim Türkiye’ye… Hızlı bir teknoloji kullanıcısıyız (unutmayalım, teknoloji üreticisi değil, kullanıcısı), genç bir nüfusa sahibiz. Ve bizim de genç işsizliğimiz resmi rakamlara göre yüzde 17.1 ile (üniversiteli işsizler yüzde 22) endişe verici boyutta. Berlin’deki zirvede Vodafone tarafından yapılan ve aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 9 Avrupa ülkesinde gençlerin geleceğe yönelik beklentilerinin anketle belirlendiği bir araştırmanın sonuçları da açıklandı. Araştırmaya katılan üniversiteli her dört Türk gencinden üçü, yurtdışında iş olanaklarının daha fazla olduğunu düşünüyor. Gençlerin yüzde 60’ı, bu nedenle yurtdışına gitmeyi planlıyor. Devam edelim: Çek Cumhuriyeti, Almanya, İrlanda, İtalya, Hollanda, Portekiz, İspanya, Türkiye ve İngiltere’de yaşları 18-30 arasında değişen gençlere yönelik online ankete göre, gençler dijital devrimin reel sektörün de içine girmesi ile yeni istihdam fırsatlarının ortaya çıkacağına inanıyorlar.


  • Türk gençleri, dijital devrimin etkileri konusunda diğer ülkelerin yaklaşık 2-2.5 katı daha iyimser. Bu gençlerin yaklaşık üçte biri, iş olanaklarında artış olmasını bekliyor. 

  • Türkiye’deki genç insanların yarısından fazlası, bilgi ve iletişim teknolojileri alanında kariyer yapmayı hedefliyor. Türkiye bu oran ile tüm ülkeler arasında açık ara ilk sırada. Diğer ülke ortalamaları ile karşılaştırıldığında yaklaşık 2 katı daha yüksek bir oran.
  • Bilgi ve iletişim teknolojileri alanında kariyer fikrinin önündeki en büyük engelin, yetenek ve ilgi eksikliği olduğu görülüyor. Ayrıca, eğitimin zaman alacağının düşünülmesi de bu alana ilgiyi azaltıyor. 

  • Türkiye’deki gençlerin yüzde 95’i, eğitimcilerin ve şirketlerin daha çok işbirliği yapması gerektiğini düşünüyor. 

  • Türkiye’deki gençlerin yüzde 90’ı, kendi işini kurma konusuna ilgi gösteriyor. Bu gençlerin yüzde 65’i, bilgi ve iletişim teknolojileri alanında iş kurmak istiyor.


İyi güzel de, Osmanlıca dersi koyarak, daha anaokulunda din dersi koyarak biz dijital devrimin neresinde olabileceğiz?