EN KARANLIK GÜN, DÜN!

Türkiye’de Recep Tayyip Erdoğan’a ilk olarak RTE adını kim taktı? Herkesin aklına öncelikle Cüneyt Arcayürek adı geliyor. Ama değil. Recep Tayyip Erdoğan’a ilk olarak RTE diyen yine Recep Tayyip Erdoğan’dır!

İstanbul Belediye Başkan adayı olduğu sırada kendisine siyah bir Mercedes otomobil aldı, plakasını da 34 RTE 300 olarak tescil ettirdi. En azından biz öyle biliyorduk. O tarihte Hürriyet’te yazan Yalçın Pekşen Ağabeyimizin tuhafına gidiyor bu plaka… Arayıp tarayıp işin aslını ortaya çıkartıyor:

“34 RTE 300 plakası sahte!”

Yalçın Pekşen, hiç öyle kulaktan dolma bilgiyle yazar mı? Yollara düşüp 34 RTE 300 plakanın gerçeğini buluyor. Bir Wolksvagen marka ticari minibüste duruyor RTE plakası…

Bunu niye yazdım?

Tayyip Erdoğan kendisine RTE denilmesine çok kızıyor!

Sadece ona değil, her şeye kızıyor. Geçmişte kendisinin söyleyip şimdi vazgeçtiği şeylerin hatırlatılmasına kızdığı gibi…

Bir zamanlar Avrupa Birliği Parlamentosu’nda her dilden “evet” dövizleri taşıyan parlamenterleri artık sevmiyor. İşleri bitti çünkü. RTE iktidarını sağlamlaştırdı, kimselere ihtiyacı kalmadı.

O yüzden önüne gelene “çakıp” geçiyor.

Ama bir şey daha var. Hiç kimse iktidarda sonsuza kadar oturamıyor. Onun da bir zamanı var: Gidecek!

Tıpkı bir  “Yelda”  gibi… 21 Aralık yılın en uzun gecesinin de adı aynı zamanda, Yelda…

Şimdi -22 Aralık pazartesi- dediğimiz gibi:

-En karanlık gün, dündü!

Ahlak, sevmediğimiz kişilere karşı takındığımız tavırdır!
Oskar Wilde
 
Ahmet Şık’tan « Anti Demokrasi »
 
Gazeteci Ahmet Şık kıskanılacak bir disiplinle yazma devam ediyor.

“Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda” adlı yeni araştırma kitabı “AKP-Cemaat İttifakı Nasıl Dağıldı?” bilgileriyle dolu olarak kitapçılarda yerini aldı.

Tam 621 sayfalık bu gazetecilik çalışması geleceğe de ışık tutuyor. Bugünün çocukları, yarın yetişkin olduklarında “2000’li yılların ilk çeyreğinde Türkiye’de neler yaşandı?” diye sorduklarında onlara en doğru bilgileri verecek olan bir “yolsuzluk-hukuksuzluk” tarihi külliyatı var.

Değerli büyüğümüz Salah Birsel, titiz araştırmalarını masal gibi anlattığı kitaplarına “Salah Bey Tarihi” olarak başlık atmıştı.

Ahmet Şık’ın araştırmaları da kendine böyle bir yer açıyor:

-Ahmet Şık’tan anti-demokrasi tarihi!

Ahmet kitabında telefon kayıtlarına yer vermiyor. Nedenini de şöyle açıklıyor:

-Bu türden malzemelerle nasıl mağduriyetler oluşturduğunu geçmiş örneklerinden
gördük!

Yani sorun “ilke” sorunu… Diğer tarafta yer alanlarda hiç olmayan bir şey!

Ahmet Şık çok uzun geri gidişler yaparak Nur Tarikatı’nın 1960’lı yıllarına kadar uzanıyor.

Fetullah Gülen’in Komünizmle Mücadele dernekleri içinde yer almasının ayrıntılarını olduğu gibi onun ağzından yazıyor.

İçinde bulunduğumuz günlerde (Aralık 2014) yapılan operasyonların ve karşı duruşların demokrasiyle bir ilgisi olmadığını da söylüyor Ahmet Şık. Sadece bütün iktidara ben sahip olayım gayretinin bir göstergesi olarak yorumluyor. Sonuçta bir tarih oluşuyor sonraki yıllarda başvuru kaynağı olacak:

-Beraber Yürüdünüz siz bu yollarda!