ÇOCUKLARA TAARRUZ EDEN DEVLET

Türkiye’de kimin iktidarı hüküm sürerse sürsün, “devlette devamlılık esastır” ilkesi daima yürürlüktedir. Bu devletin de “düşman” olarak tespit edip elinden gelini ardına koymadığı gruplar içinde hep onlar ön sırada gelir:

-Gençlerimizin canına okumalıyız!..

Devlet en çok sessizce okuluna giden, derse giren, hiçbir şeye itiraz etmeyen gençleri sevdi!

Nazım Hikmet’in “Dünyanın En Tuhaf Mahluku” şiirinde dediği gibi:

“Koyun gibisin kardeşim/gocuklu celep kaldırınca sopasını/sürüye katılıverirsin hemen/ve adeta mağrur koşarsın salhaneye!”

Devlet koyun gibi olanları kendi yanına alarak, dik duranları zorla sürükledi mezbahaya!..

Bu gelenek hala da devam ediyor.

Konya’da 24 Aralık 2014 tarihinde liseli gençler “Kubilay Anması” yaparken Meram
Endüstri Meslek Lisesi Makine Teknik Resim Bölümü 11. sınıf öğrencisi M.E.A
konuşmasının son bölümünde şöyle dediği tutuklandı:

-Son olarak şunu söylüyoruz. Yolsuzluğun, rüşvetin, hırsızlığın başı RTE’yi  Cumhurbaşkanı olarak değil, kaçak sarayın sahibi olarak görüyoruz!

Tabii bu bir iddia… Hırsızlığın başı olarak RTE’yi görmediğini de söyleyebilir.

Zaten bu konuda bir tartışma var. BirGün gazetemiz Arap Alfabesiyle “Hırsız” manşeti attı. Avukatları hemen harekete geçtiler:

-Bu manşet Cumhurbaşkanımıza hakarettir!

E böyle yaparlarsa doğal olarak “Hırsızlık” ile “RTE” arasında düşünsel bağlar oluşturuluyor. Bu da tamamen RTE’nin avukatlarının yanlış gayretleri sonunda meydana geliyor!

Her neyse… AKP iktidarı gençlere-çocuklara düşmanlık konusunda devletin klasik çizgisinden ayrılmıyor. Kimini vurup öldürüyor. 14 yaşındaki Berkin Elvan gibi, kimini de okul sırasından alıp hapishaneye savuruyor MEA gibi…

Öyle güçlü bir karşı koyuş oldu ki, AKP’nin ülkenin üzerine sermeye çalıştığı koyu karanlık sanki Konya’dan yırtılmaya başladı!

Türkiye demokrasi güçleri MEA’yı “14 kiloya düşmeden” bu zalimlerin ellerinden alabildiler!
 

DÖRTLÜK

Hak er geç cimrilerin hakkından gelir;

Cehennem ateşleri onlar içindir.

Ne der, dili inciler saçan Muhammet:

Cömert gavur, cimri müslümandan yeğdir.
Ömer Hayyam

DİSK ile Müftü!

 
Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Cuma günü Çalışma Bakanlığı önünde bir eyleme hazırlanıyordu:

-Asgari Ücret 1.800 lira olsun!

Bu talep herkesin hayrına olabilecek bir gelişmeyi işaret ediyordu. Toplumun en alt gelir grubunun ücretinde meydana gelecek bu artı, doğan olarak ekonomiye canlılık getirecek. İşçiler daha çok ekmek, peynir, zeytin, fanila, don, gömlek alabilecekler.

DİSK’in hazırlık yaptığı saatlerde İstanbul Müftülüğü de Cuma Hutbesi hazırlamıştı. Öz olarak Müftülük şöyle diyordu:

“İşçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda aşırılık Allaha olan güveni sarsar!”

Müftülük değil Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) mübarek!..

İş güvenliği konusunda her şeyi Allah’a havale edip sadece para kazanma gayreti güden yeni zenginlerin sahici temsilcisi gibi olan Müftülük; böylece İslamcı kapitalistler için ata sözü haline gelen aşağıdaki görüşün gönüllüsü olduklarını da gösterdi:

-İnşaat Ya Resul Allah!

Sonra birileri çıkıp “Yuh ulan artık, ne yapıyoruz?” diye kulaklarını mı çekti bilmiyoruz, bu hutbeyi iptal etti Müftülük!..

Eğer bu yolda giderlerse, -yani Allah’ı da inşaat sektöründe patronların katına dahil ederlerse- o zaman gelecekte din tacirliği konusunda da yaya kalabilirler!

Tıpkı demokrasi konusunda olduğu gibi…