PETROLÜN FENDİ YİNE YENDİ

Petrolün fiyatı sürekli düşüyor, Rusya ciddi finansal kriz içinde, Avrupa Birliği’nin en büyük ekonomisi Almanya zor bir ekonomik süreçten geçiyor… Keza Japonya da…

Brezilya’dan Endonezya’ya, Türkiye’ye kadar gelişmekte olan ülkelerin paraları değer kaybediyor. Çin’in bile büyümesi yavaşlıyor…

İşte bu tablo içinde giriyoruz 2015’e… Küresel ekonominin tek kazanını şimdilik ABD gözüküyor. Dolar değer kazandı, işsizlik yüzde 4 ile son 30 yılın en düşük oranına ulaştı, yatırımlar özellikle de teknoloji yatırımları yeniden ülkeye akmaya başladı… Tabii burada silah satışlarını 3’e katlamasını, sadece 2014 yılında Ortadoğu’daki müttefiklerine sattığı savaş uçakları, füzeler ve mermi bataryalarından 34.2 milyar dolar gelir elde etmesini saymayalım bile…

Gelinen noktada, petrol üreten ülkeler dışında tüm ülkeleri sevindiren, ekonomilerinin canlanmasında bir umut ışığı olarak gördükleri yegâne konu, petrol fiyatlarındaki düşüş.

Zira petrol fiyatlarındaki yüzde 10’luk bir düşüş büyüme oranını yüzde 0.37 puan yukarı çekiyor. Doğal olarak Türkiye de aynı kervanın içinde. Zaten Dünya Bankası da aralık ayı Odak Notu Raporu’nda, Türkiye’nin GSYH’sinin yüzde 6’sı düzeyindeki dış enerji açığı, dış ticaret açığının yüzde 58’ini oluşturduğuna değinerek, enerji ithalat fiyatlarındaki keskin düşüşün devam etmesi durumunda, 2015 yılında daha güçlü büyümeyi, dış pozisyondaki düzeltmeyi ve enflasyonun düşürülmesini destekleyeceğini belirtti. Geçen yıl Türkiye’nin petrol ithalatı için ödediği rakamın 54 milyar dolar olduğunu ve bunun neredeyse yarısının ulaşım sektöründe kullanıldığını göz önünde bulunduracak olursak olayın önemi daha iyi anlaşılır.

Küresel ısınma ile mücadele yine rafta

Belli ki, işin küresel ısınma boyutu yine rafa kaldırılacak. Örneğin yenilenebilir enerji yatırımlarının sekteye uğrayacak olması. Hazır fiyatlar düşmüşken, sanayini talebinin düşük fiyatla karşılarken, yatırımların ertelenebileceği… Ve tabii bu alandaki araştırmalara ayrılan pay, teşvik ve desteklerin azalabileceği…

Bu dediklerim bütün ülkeler için geçerli. Çünkü küresel ekonomi sadece “büyüme”, daha doğrusu “ne pahasına olursa olsun büyüme” üzerine kurulu.

Öte yandan 14 Aralık’ta Peru’nun başkenti Lima’da gerçekleştirilen ve dünya liderlerini bir araya getiren iklim değişikliği zirvesinde zor da olsa birtakım kararlar alınabilmişti. Konferansta yeni bir küresel ısınma anlaşması için yapılan görüşmeler, önce uzlaşmazlıkların giderilememesi nedeniyle hafta sonuna sarkmış, ancak son anda bir çerçeve çizilebilmişti.

Lima anlaşması önemli, çünkü bir sonraki adım 2015 yılında 30 Kasım-11 Aralık arasında Fransa’nın başkenti Paris’te yapılacak konferans. Ve bu zirve bilim çevreleri tarafından küresel ısınmada sıcaklık artışının 2 santigrat derecenin altında tutulması için son şans olarak görülüyor.

Aslında doğru politikalarla petrol fiyatlarındaki düşüş bu mücadelede bir avantaja çevrilebilir. Örneğin karbon vergisi insanların üzerine artı bir yük getirmeden yaşama geçirilebilir, doğru teşviklere yansıtılabilir…

Dünya ekonomisinin büyüyor olması beraberinde sürdürülebilir kalkınmayı getiremiyor ne yazık ki… Üstelik insanların hâlâ açlıktan öldüğü, kölelik düzeninin hortladığı, kadına şiddetin durulmadığı bir düzen bu…

Trilyonlarca doları finansal suni köpüklerde boş yere harcamanın, insanlık utancı haline gelen savaşları önlemenin, çevreye geri dönüşü imkânsız zararlar veren enerji politikalarına son vermenin çaresi bulunamıyor.

Ve petrol üzerine kurulu politikalar yine her zamanki gibi doğayı ve insanlığı yok ediyor…