VURUN KAHKAHAYA

Mizah ve mizahçılar ne zaman hedef alınsa, aklıma Umberto Eco’nun başyapıtı « Gülün Adı » gelir. Katolik Kilisesi’nin Orta Çağ’daki Engizisyon baskısını anlatan romanda, yasaklı bir « mizah kitabı » zehirli mürekkeple yazılmıştır. Kitabı gizli gizli okuyan meraklı papazlar, bir bir ölür…

İnsanlığın uzun inanç tarihinde, ne gariptir ki doğayla bütünleşen ve tanrıların insan biçimine büründüğü pagan dinlerde mutlaka eğlenceyi seven Dionisos gibi bir tanrı, adını « hiciv » sanatına veren şakacı Satir’ler, kahkaha atan Budha vb. var olmasına karşın…

Semavi denilen tektanrılı üç din, eğlence ve gülmece düşmanıdır.

Her üçünde de « kutsal yaşam » kurallarıyla alay etmek günah, şakalaşmak haram, zaten gülmek de ayıplıdır.

Çünkü olmayandan korku üzerine kurulan bu dinlerin en büyük korkusu, korkuya gülebilen insanın artık korkutulamamasıdır! Korku esarettir, mizah özgürlük. Korku ciddiyettir, mizah cesaret. Korku ilkeldir, mizah uygar.

Hayvanlar da korkar, ama yalnız insanlar alay edebilir, hiciv yapabilir…

***

İnsanlığın tüm korkulara rağmen tarih boyunca din baskısına karşı verdiği uzun mücadelenin sonunda, Yahudilikle Hıristiyanlığın korkutucu etkisi laik düşünce tarafından büyük ölçüde yenilmiştir.

Ama İslamiyet, henüz Ortaçağ’ını sürüyor ve en yoğun dehşeti saldığı dönemde, elbette mizah haram.

Kadın kahkahası boşuna mı « iffetsizlik » ilan edildi sanıyorsunuz? Bir karikatürün İslam alemindeki tüm fanatikleri çileden çıkarması raslantı mı? Bu tahammülsüzlüğün, bu öfkenin elbette bir nedeni var.

Mizah, kıyaslı eleştiridir.

Mizahın bittiği yerde, insanlarda ciddi ile saçmayı birbirinden ayıran kıyas zekası kalmaz.

Ancak mizah yokluğunda olmayanı var, aptallığı akıl, saçmalığı gerçek, hurafeyi zürafa, güldürüyü ciddiyet, hırsızı namuslu diye yutturabilir; ancak mizah yokluğunda Tuğçe Kazaz’ı « Paris saldırılarıyla ilgili uzman » diye tv’lere çıkarıp konuşturabilirsiniz, millet de yutar…

***

İslamcı terörün emekçileriyle birlikte yok ettiği Charlie Hebdo, hem Batı emperyalizmine, hem Fransız devletine karşı mizahla mücadele eden, bu mücadelede hiç bir iktidar odağını ve zaten muhalefeti bile kollayıp kayırmayan, ifade özgürlüğünde sınır tanımayı reddeden bir bağımsız basın ocağıydı.

Dergi, yaratıcı kadronun bağımsızlığa olan düşkünlüğü yüzünden maddi zorluklarla boğuşuyordu.

El Kaide’nin tetikçileri, Charlie Hebdo’yu Fransa devletinin emperyalist girişimlerine misilleme olarak imha etmediler, hayır.

Neden imha ettiklerini de bağıra bağıra söylediler zaten.

Dergiyi yapanlar, radikal laik, hatta anarşist çizgide kişilerdi. Dinlerle, devletlerle, tüketim politikasının tutsağı bilinçsiz halkla ayrım yapmaksızın alay ediyor, yerleşik düzeni yerden yere vuruyorlardı.

***

Charlie Hebdo katliamı sırası ve sonrasında, Türkiye’de sözü edilmedi, ama derginin son sayısının kapağı yazar Michel Houelbecq ve ana teması İslamiyet konusunda fırtınalar koparacak son romanı «Teslimiyet » üzerineydi.

Michel Houelbecq, çağdaş dünya edebiyatının başta gelen yazarlarından. Kitapları bütün dillere çevriliyor, milyonlarca satıyor.

« Teslimiyet » sözcüğünün « İslam » kökünden geldiğini iddia eden Houelbecq’in siyasal bir önkurgu* olan yeni romanı, toplumsal bilince elektrik şoku niteliğinde:

Yıl 2022, yer Fransa. Marine Le Pen’in iktidara gelmesini önlemek için güç birliği yapan geleneksel partiler, « Müslüman Kardeşlik » partisine destek veriyor ve Muhammed Bin Abes (!) Fransa’ya cumhurbaşkanı seçiliyor. Ülkeye yavaş yavaş şeriat rejimi egemen oluyor. Ancak İslam’ı kabul edenler yüksek mevkilere gelebiliyor. Kızlar, kadınlar örtünüyor. Romanın kahramanı üniversite profesörü de kürsüsünü ve ayrıcalıklarını korumak adına Müslüman oluyor.

***

Fransa’yı daha piyasaya çıkmadan karıştıran roman, 1 milyon adet basıldı.

Charlie Hebdo dergisi, katliamdan önceki son sayısında Bernard Maris’nin Michel Houelbecq ile yaptığı röportajı yayımladı. Kapakta da yazarın karikatürü yer alıyordu.

Luz’un imzasını taşıyan karikatürde, « kahin » kılığında çizilen Michel Houelbecq, «2015’te dişlerim dökülüyor, 2022’de oruç tutuyorum! » diyordu…  

« Teslimiyet » romanının kitapçılara dağıtıldığı 7 Ocak’ta, İslamcı terör Charlie Hebdo’yu vurdu.

Houelbecq’le röportaj yapan Bernard Maris öldürüldü.

Karikatürünü çizen Luz, ağır yaralı. Yaşamı, pamuk ipliğine bağlı.

Gerçek dehşetin kurgulanan felaketin önünde koşup, kehanetlere zaman bırakmadığı bir dünyada yaşamaya çalışıyoruz.

Biricik kesinlik, geleceğin din gerekçeli savaşlara gebe olduğu.

*Ancipation (Fr)

Fanatizm, ezik ve silik kişilerde aşısı tutan biricik irade gücüdür.
Friedrich Nietzche

«G» NOKTASI

Charlie Hebdo’nun Michel Houelbecq kapaklı son sayısı, çoktan tükendi ve internet üzerinden açıkarttırmayla satılıyor. Yayın yaşamını sürdürebilmesi için dünyanın dört bir yanından yardım yağıyor. Fransız hükümeti, sağ kalan Charlie’cilere 1 milyon Avro bağış yaptı. Kaliforniya valisi Arnold Schwartzenneger, bağış çeki gönderenler arasında. Derginin maddi sıkıntıları bitti.

«Teslimiyet » romanının kaç satacağı ise, tahmin bile edilemiyor.

Kitabı basan Flammarion Yayınevi, katliamdan sonra olası İslamcı terör saldırılarına karşı polis korumasına alındı.

Michel Houelbecq’e gelince…

Charlie Hebdo için kendisiyle röportaj yapan ve öldürülen Bernard Maris, çok yakın arkadaşıydı. « Teslimiyet » romanının tanıtımını durdurarak, Paris’ten ayrıldı.

Houelbecq, 2001 yılında Lire dergisine verdiği röportajda, «En aptal din İslamiyet,» dediği için Müslüman dernekler tarafından dava edilmişti. Sözleri ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirildi, beraat etti.

Ünlü romancının polis korumasını reddettiği ve bilinmeyen bir adreste « inzivaya » çekildiği açıklandı.