BİZİM YOLDAŞIMIZ HRANT

Hrant Dink, 2005 şubat ayı başında Tuncay Özkan’a telefon edip, «Beni şu Kemal Paşayla programa çıkarmanı çok istiyorum, » dedi.

Tuncay’ın Emekli Orgeneral Kemal Yavuz’u Hrant Dink’le tartışmaya ikna etmesi, bir buçuk ayını aldı.

Kanaltürk’te Hrant Dink’in Tuncay Özkan ve Kemal Yavuz ikilisine katıldığı Gerçekler programı, 17 Mart 2005’te yayınlandı.

Hrant ve Tuncay zaten yoldaştı, farklı düşünmüyorlardı.

Ama işin şaşırtıcı yanı, Hrant Dink ile Kemal Yavuz arasında da belirgin bir aykırılık saptanmaması ve programın sonunda bizzat Hrant’ın deyişiyle, «Yüzde 98 oranında » anlaşmaları oldu! 

Tuncay, bu tarihi söyleşinin 34 sayfa tutan yazılı dökümünü, kızı Nazlıcan’a hitaben kaleme aldığı « Ermeni soykırımı… » altbaşlıklı araştırma kitabı Yaraya Tuz Bastım’da (Medyanos, 2009) yayımladı.

Aşağıda okuyacağınız sözler, bugün belgesel niteliği kazanan bu söyleşiden alıntıdır:

***

Hrant Dink: Bu yüzleşme içerisinde ben açık yüreklilikle şunu söylerim: O dönemde Ermenilerin öldürmüş olduğu o neyse, o çeteler hangi tarihte öldürdülerse 17’de mi, 18’de mi, 19’da mı, tehcirden sonra mı, önce mi, hangi Türk ailesi varsa, hangi Müslüman ailesi varsa onun acısını ben paylaşırım. Yürekten paylaşırım.

Kemal Yavuz: Biz de biz de, o aynı ailelerin acısını paylaşırız, Ermeni ailelerin acısını paylaşalım.

Hrant Dink: Siz de bu cümleleri yüksek sesle bu ülkede artık Ermenilerin o yaşadığı acıyı belirtmeniz lazım ve bu bizi bir yerlere götürür paşam.

Kemal Yavuz: Doğrudur. Şu son söylediğiniz cümlelerin her noktasına kadar katılıyorum.

Hrant Dink: Biz o zaman bu sorunları çözeriz. Onların elinden, o masanın elinden alırız Avrupa’nın elini… Ya şu anda tek yaptığı koz. Merkel’in tek yaptığı koz. Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne almamanın yolu olarak Ermeni sorununu kullanıyor. Bu kadar açık. E ben utanıyorum Ermeni olarak halen bu dram, bu felaket, böyle bir politik malzeme niye olsun…

Kemal Yavuz: Peki bu aynı şeyleri siz acaba Ermenistan’daki Ermenilere de söyleyebiliyor musunuz?

Hrant Dink: Tabii söylüyoruz ve Ermenistan devleti şuna hazır: Biz ön şartsız, Türkiye’yle diyaloğa, ilişkilere hazırız.

Yani Türkiye soykırımı tanısın, böyle bir şart yok. Ön şartsız diplomatik ilişki kurmak istiyoruz. Sınır açılsın. Ha Türkiye’nin şartları var. Onun için sorun Türkiye’de başlıyor diyorum.Türkiye, ülkem benim diyor ki Ermenistan Kars Antlaşmasını tanımıyor diyor. Hayır tanıyor. Tanıyor efendim tanıyor. Ermenistan Dış İşleri Bakanı kaç kere ifade etti bunu.

***

Kemal Yavuz: (Azerbaycan Türkleri için) Gerçekçi olmaları lazım.

Hrant Dink: Şu anda yaşadığı emperyal kuşatmayı görmeleri ve Türkiye’nin yanında olmaları lazım. Ermenistan’la olan ilişkilerini Türkiye’nin düzeltmesi, aynı zamanda Ermenistan’la Azerbaycan’ın ilişkilerinin de düzelmesinin yolunu açacaktır diye düşünüyorum.

Tuncay Özkan: Paşam şimdi Hrant Dink çok doğru bir noktada. Zaten hemen hemen bugün noktasında aynı görüşler dile getirildi. Emperyal güçlerin bölgesel isteklerinin yerine getirilmesi için oynadıkları bazı oyunlar var.

Kemal Yavuz: Biz o oyunun içindeyiz şu anda. (…) Hiçbirimizin sırtından başkalarının menfaat sağlamasını, politika üretmesini istemiyorsak eğer iki ülkenin başbaşa verip bu meseleyi birlikte halletmesinde ben de yarar mütalaa ederim.

Hrant Dink: Paşamın bu son cümlelerine gerçekten bir şey eklemeyi çok gereksiz buluyorum.

***

Hrant Dink, 2002 yılında Atom Egoyan’ın yönettiği Ararat filmi için « Türk-Ermeni ilişkilerine katkıda bulunacak bir film değil ve şiddet içeren bazı sahneleri de gereksiz, » açıklamasını yapmıştı.

Tuncay Özkan, hakları Belge Film tarafından satın alınmasına karşın Türkiye’de gösterilemeyen filmi, 3 Nisan 2006 tarihinde Kanaltürk televizyonunda yayınladı. Hrant Dink de kanala gelecek, Ararat’ı birlikte seyredecek, ardından söyleşi yapacaklardı. Film başladı, Tuncay bir türlü gelmeyen Hrant’ı aradı.

Hrant, «Geldim ve Kanaltürk’ün polis tarafından kuşatıldığını görünce ürktüm, geri döndüm,» dedi. « Kusura bakma… »

Tehlikenin nereden geleceğini gayet net anlamıştı, güvercin tedirginliği içindeydi.

On bir ay sonra da öldürüldü.

Barış yapmak için iki kişi gerekir: Kendimiz ve komşumuz.
Aristide Briand

«G» NOKTASI

« İçlerinde olduğum için biliyorum: Hrant Dink’in dostları geçinenlerin çoğu, düşünceleri nedeniyle kıyıma uğrayan öteki aydınları aynı acıyla anmamak eğilimindeler. Bunu çok belli ediyorlar.

Hiç unutmuyorum, Ergenekon rezilliği günlerinde bir bölük ‘aydın’ Galatasaray’da tepki gösterisi yaparken, ‘Sakın karıştırmayın ha, biz yalnız Ahmet Şık ile Nedim Şener için gösteri yapıyoruz! ‘demişlerdi. Bu çiğliğe ne demeli…

Kaldı ki, Dink ve Zirve suikastlarını onların yaydıklarının tersine ‘ulusçular’ın değil, kimlerin yaptığı MİT’çilerin kitaplarıyla ortaya çıktığı halde, aynı savı sürdürüyorlar. Yani dürüst değiller.* »

*Adı bende saklı bir okurun 22 Ocak 2015 tarihli mesajıdır.