VAR MIDIR YOK MUDUR?

Bir şeyin gerçek manada var olup olmadığını anlamak istiyorsanız, o şeyin ne kadar sıklıkla dillerde dolaştığına bakın. Eğer o şey, sürekli olarak konuşuluyor veya tartışılıyorsa, bilinki o şey aslında yoktur. Bu kuralı özellikle de büyük önem taşıyan kavramlar için kullanın.

Örneğin, bir ülkede sürekli olarak “demokrasi” kelimesi ağızlarda dolaşır olmuşsa, emin olun “demokrasi”nin oradaki yokluğundan.

***

Açtığınız herhangi bir TV kanalında, kendini aydın diye addeden birçok insanın demokrasi kavramını laçkalaştırdığına tanıklık ediyorsanız, demokrasinin hiçbir zaman var olamamış olmasına üzülün elinizdeki kumandayla.

Eğer bir ülkenin en önemli ve değerli yerlerini, demokrasiyi “ileri, geri, yan, çapraz…” gibi anlamsız formlara sokanlar doldurmuşsa, oturun ve ağlayın halinize.

Sonra kısa bir süreliğine durun ve düşünün: Niye bir ülke demokrasiden yoksundur? diye…

***

Eğer iyi bir gözlem ve mantık eşliğinde cevaplarınızı bulmaya çalışırsanız, birkaç hayati noktaya hemen ulaşıverirsiniz.

Varacağınız ilk cevap kuşkusuz eğitim olacaktır. Eğitim denildiğinde anladığı tek şey bir diploma sahibi olmak olan bir milletten herhangi bir konuda, derin düşünebilmesini ve o şeyi bütünüyle, olması gerektiği gibi kavrayabilmesini bekleyemezsiniz. Neredeyse tüm başarılarına kopyala-yapıştır mantığıyla ulaşmış insanların çoğunlukta olduğu bir toplumun, “demokrasi”yi diri tutabilmesi umuduyla da yaşayamazsınız. Ayrıca, ilkokul sıralarından en iyi diyebileceğiniz üniversite sıralarına kadar, ezberci eğitimin hakim olduğu bir ülkenin gerçek demokratlarla dolu olabileceğine de inanamazsınız. Bu belki de en vahimidir. Çünkü, ezberciliğin hakim olduğu yerler, demokrasinin vazgeçilmezlerinden biri olan “sorgulama”yı unutturur. Nasıl ki bir öğrenci not kaygısının oluşturduğu korkuyla birkaç cümleyi hiç sorgulamadan ezberlemeye çalışırsa, bir toplum da sadece gününü kurtarmak için ne yaptığının bile bilincinde olmayarak, en olmazları başa getirir. En kötüsü de bu en olmazlarla birlikte yaşamayı ebedi olarak özümser ve bir türlü kurtulamaz bu beladan. Çünkü, olması gerekenin ruhunu anlamaya ne isteği ne de merakı vardır. Nasıl olsa gün kurtarılmıştır diyerek büyük bir budalalıkla aslında her gününü biraz daha mahvederek ilerler.

***

Eğitimden sonra sizi bekleyen cevap adalet olacaktır. Yine demokrasinin olmazsa olmazlarından olan adalet, bir toplumun hakka ve hukuka nasıl baktığını gösterir. Bir ülkenin özgürlükten ne anladığını yansıtır. Eşitliğin belleklerde ne şekilde yer ettiğini belirtir. Demokrasinin zerresini dahi sindirememiş toplumlardaki ailelere bakın. O ailelerin yaşadıkları evlerdeki kız-erkek ayrımına kulak kabartın. “Benim aslan oğlum!” seslerini duyduğunuz gibi öte yandan da “Kızını dövmeyen dizini döver!” cümlesini işitin. Sonra kendini demokrasi zanneden bu insanların eşitlikten yana nutuklar attıkları ortamları anımsayarak bir kahkaha patlatın sadece. Ya da sınıfındaki öğrencilerine haktan ve hukuktan son derece önemle söz eden bir öğretmenin, alt komşusunun uğradığı haksızlığa karşı gösterdiği sessizliğe saklayın o kocaman kahkahanızı.

Özgür olduğunu iddia eden ama kendine bile tutsak olmayı başarmış insanlara bakarak gülmekten ölün ayrıca.

***

“Demokrasi” bir kavram olarak birçok değerli parçanın oluşturduğu bir bütündür. Bu parçaları oluşturmak ve uygun bir biçimde birleştirmek oldukça da zordur; akıl, zekâ, mantık ve uğraşı ister.

Çok da hassas ve acımasızdır; eğer ağızlarda sakız gibi çiğnenirse mide bulandırır.

Onu ileriye, sağa veya sola kaydırmaya çalışarak dalga geçersen veya “var mıdır yok mudur” diye arayarak iyice değersiz bir hale getirirsen çok fena olur. En “ileri”den çapraza doğru bacak arası bir gol yersin sadece.

Ondan sonra anlarsın;

Var mıdır yok mudur? diye…