YAŞAR KEMAL BENİ NASIL TAHRİK ETTİ

Yıl 2002… Bir yazısı nedeniyle, DGM, (Devlet Güvenlik Mahkemesi) Yaşar Kemal’i“Halkı sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farkı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik ettiği” gerekçesiyle hapse mahkûm etmişti. 


O günlerde TRT’ye program yapıyorum. Canlı yayında, o sabah güzel güzel konuşurken (yani bana göre, bence güzel güzel konuşurken) “Bu devletten utanıyorum” deyiverdim. 
Dedim ve radyodaki işime son verildi. Meğer devletin radyosunda devletten utanılmazmış! (Doğrusu ben konuşurken kimin şeyinde konuştuğuma bakmıyorum.

Yani insan, babasının radyosunda başka, falancanın radyosunda başka, devletin radyosunda başka konuşamaz) Üstelik, “Bu devletten utanıyorum” sözünü kötülük olsun diye değil, gerçekten bu devletten müthiş utandığım için söylemiştim. 
Yaşar Kemal bu “açıkça tahrik” işini nasıl mı yaptı? Soygunla, yalanla, talanla değil; adam öldürerek, tehdit ederek değil. Kurdu kuşa, insanı insana saldırtarak, vurdurtarak hiç değil. 


Yazı yazarak, düşüncelerini yazarak işlemişti bu “suçu” Yaşar Kemal. 
DGM haklıydı bir bakıma! Yaşar Kemal çoooook büyük bir tahrikçiydi!
Örneğin beni yıllardan beri yazdıklarıyla, romanlarıyla açık açık, yani “açıkça” tahrik etmiştir ve etmeyi hâlâ sürdürmektedir!.. 
Daha ortaokul sıralarındaydım, onun kitaplarını okumaya başladığımda.

Ve 
o gün bugün Yaşar Kemal beni tahrik etmekten geri kalmadı.
Ülkemin doğasını, sarp kayalarını, geçit vermez dağlarını, kurumuş ya da gürül gürül akan ırmaklarını, uçsuz bucaksız ovalarını, yaylalarını, bozkırlarını, pamuk tarlalarını, dik yokuşlarını, rüzgârlarını, yağmurunu, kızgın sıcağını, öfkeli toprağını ondan okudum.

Ve bütün bunları daha yakından gidip görmem için beni tahrik etti! 
Bu doğada yaşayan birbirinden çok farklı insanları, bu insanlar arasındaki ilişkileri, aşkı, sevgiyi, kini, öfkeyi, dayanışmayı, sömürüyü ve umudu ondan okudum. Bu insanların destansı öykülerini, serüvenlerini, değerlerini ondan okudum.

Bütün bu insanları daha yakından tanımam ve aralarındaki ilişkileri öğrenmem için beni tahrik etti. 
Bu okuduklarım beni öyle tahrik etti ki, yaşadığım toprakların her köşesini tanıyabilmek için, bu topraklarda yaşayan birbirinden çok farklı insanları anlayabilmek, dünlerini, bugünlerini, yarınlarını anlayabilmek için yollara düştüm. 
Bu okuduklarım beni öyle tahrik etti ki, 
o gün bugün toprağın ve insanın nabzını elimde tutmak için, soluğunu soluğuma katmak için, doğayla yaşamı bir kılmak için didindim durdum… 


Yaşar Kemal’den okuduklarım beni yozluğa, yolsuzluğa, yokluğa karşı durmam için tahrik etti. İnsanın aşağılanmasına, onurunun çiğnenmesine karşı direnmem için beni tahrik etti… 


Yaşar Kemal’den okuduklarım beni öyle tahrik etti ki, anadilim Türkçeye âşık oldum. Onun kitapları, Türkçeme yeniden ve yeniden sevdalanmam, Türkçenin muhteşem zenginliğini öğrenmem, Türkçenin tüm olanaklarından yararlanmam için beni tahrik etti… 


Evet DGM’ler, özel mahkemeler, generaller, diktatörler, padişahlar sultanlar!

Hepiniz haklısınız! İşte açık açık yazıyorum: 
Yaşar Kemal insanı tahrik eder! Açık açık tahrik eder hem de! 


Okumaya tahrik eder! Sevmeye tahrik eder! Aydınlanmaya tahrik eder! Barışa tahrik eder! Direnmeye tahrik eder! 


İşin en güzel yanı, çooook yıllar sonra, yasaklar ve yasaklayanlar unutulduğunda dahi, Koca Yaşar Kemal’in “açıkça tahrik etmeyi” sürdürecek olmasıdır!