KÖTÜ YOLA DÜŞENLER

Bir halk, verilen her şansı “kötü”den yana kullanır olmuşsa, bu asla ve asla tesadüfle açıklanamaz. Eğer bir toplumun yaptığı seçimler, her defasında doğru olmayanı başa getiriyorsa, buna rastlantı demek, büyük bir ahmaklıktır.

Bunun tek sebebi vardır: Cehalet!

Bilgisizliğin hakimiyetini anlatır “cehalet”. Amaçsızca sokaklarda dolaşan nice başıboş insanın resmini çizer bir yandan. Ruhen oldukça vahim hastalıklara yakalanmışların gürültüsüdür de ayrıca.

“Kötü yola düşenler”in, acıklı öyküsünün ana karakteridir “cehalet”.

***

Fazilet sahibi olan ve cehaletten uzak olan toplumlar, değerli kabiliyetlere sahiptirler ve bu yeteneklerini daima yaşatarak diri tutarlar. Çünkü, bilirler ki aksisi, kendilerine ihanetten başka bir şey değildir. Mesela, okuduklarını çok iyi anlarlar. Öncelikle, kendilerini ve hayatı anlamak yolunda oldukça çaba sarf ederler. Öğrenmektir tüm gayeleri.

Mümkün olduğunca “iyi”yi yakalamak için harcarlar tüm enerjilerini.

Merak ederler; o yüzden sürekli sorgularlar. Bir sorunun cevabını almadan da diğer bir soruya geçmezler.

Korkmazlar; özellikle de eleştirmekten ve eleştirilmekten.

Yılmazlar; onları asla boynu eğik, kaderine küsmüş bir şekilde göremezsiniz hiçbir yerde.

Saygılı ve namuslulardır; en önce kendilerinedir saygıları. Beynen ve vicdanen tertemizlikleridir namusları.

Susmazlar; hiçbir menfaat, onların yanlışı dile getirmesini engelleyemez.

İşte onun için “kötü yol”a düşmez erdemli toplumlar. Hiçbir vakit tercihlerini yanlış olandan taraf bir şekilde kullanmazlar. Bilirler doğruyu ve yanlışı. Ayırt edebilirler birbirinden güzeli ve çirkini.

Doğru bir mekanizmaları vardır. Bu mekanizmayı oturttukları düzenek de oldukça sağlamdır. Bilginin, güzelliğin, dürüstlüğün, mantığın ve ahlakın temelinde yaratılmıştır bu düzenek. O yüzden, bozulup yarı yolda bırakması mümkün değildir onları.

***

Mekanizmanın ilk parçası “ölçmek”tir. Öncelikle bir fikri, düşünceyi ya da bir kişiyi doğru bir şekilde tartarlar. Tartıları oldukça hassastır; başlangıcın ne denli önemli olduğu bilincidir bu hassasiyeti oluşturan. Daha sonra “değerlendirmek” gelir. Sahip olunan bilgiler bu aşamada mühim bir konuma sahiptir. Bu bilgilerin ışığında yapılır tüm değerlendirmeler. Mekanizmanın son parçasıysa “kıyaslamak”tır. Var olan bilgilerle beraber ek olarak bir de biriktirilenler eşliğinde karşılaştırmalar yapılır ve doğru kararlara ulaşılır.

***

Dolayısıyla, cehaletin egemenlik kurduğu akılların çoğunlukta olduğu bir toplumun aldığı kararları, tesadüfle veya rastlantıyla ilişkilendiremezsiniz.

Bilmeyen, öğrenmek istemeyen ve merak etmeyen bir halkın mutlak doğru bir düzenek üzerinde yol almasını bekleyemezsiniz.

Susmuş, yılmış ve bir kenarda sinmiş olarak yaşamayı yeğlemiş bir milletin, olması gerekenleri başa getireceği yanılgısına da düşemezsiniz.

***

Ve en kötüsü de,

“Namussuzluk”u seçerek aklen, fikren ve vicdanen oldukça kirlenmiş bir toplumun, yaptığı hatalardan ders alarak doğrudan, iyiden, güzelden yana kararlar almasını, hayal dahi edemezsiniz. Maalesef, pisliğin tadına alışılmıştır ve bu tattan vazgeçmek tabiata ve bünyeye ters bir durum oluşturmuştur.

“Kötü yola düşenler”in acıklı sonudur bu…