ORHAN VELİ KOCATÜRK

Tiyatro Kumpanyası Can Yücel ve Ahmet Arif’ten sonra Orhan Veli’nin 100. Yaşında “Ben Orhan Veli” adlı oyununu sahnelemeye başladı. Tabii öncekiler de devam ediyor.

Orhan Veli’nin şiirlerinden ve düz yazılarından yola çıkarak oyunu sahneye koyan Kemal Kocatürk, hem büyük şairin 100 yaşını selamlıyor, hem de bizlere çok geniş açılı bir Orhan Veli sunuyor.

Orhan Veli’nin hak ettiği biçimde seyirciye sunulması konusunda titizlik göstermiş Kemal Kocatürk… Özellikle onun sınıfsal konumu ve toplumsal meselelere bakış açısında eksik kalan bazı yanlarını altını çizerek gösteriyor. Bu yüzden tek kişilik olarak tasarlanmış oyun, yardımcı oyuncularla destekleniyor. Sahne düzenini sağlayan ve dekor değiştiren işçi rolündeki genç oyuncu Ozan Sevin, Orhan Veli’ye kulislerde yapılan haksızlıkları başarıyla dillendiriyor.
Oyunun müziklerini şairin dizelerinden bestelediği eserlerle yapan Ayça Kocatürk aynı zamanda sahnede piyanist rolüyle Orhan Veli “muhalifi” Ozan Sevin’in dertlerini(!) dinliyor. Dekor/kostümde Sırrı Topraktepe, ışıkta Aslı Atasoy ve illüstrasyonlarda Kürşat Coşgun imzaları var.

Zor bir yolculuk tiyatroculuk… Diğer bütün sanat dallarından farklı… Kitap yazarsanız, basılır raflarda yerini alır, yazarın işi biter. Parası gelir ya da gelmez! Resim yaparsınız sergilemek için galeri bulduğunuzda sergi sürecince yoğunluk yaşarsanız. Film çekerseniz, kurgusu biter, dağıtımı yapılır, artık oturup sonuçları beklersiniz.

Ama tiyatro öyle mi? Oyunu yazar ya da uyarlar sahneye koyarsınız. Ağır bir prova dönemi sonunda seyirciyle buluşur. Tabii uygun salon olursa? Sonra hava iyi olacak, kar/ yağmur olmayacak. O gece dönem finali yapan bir diziye toslamayacaksınız. Şampiyonluğu çözecek bir futbol karşılaşmasının golleri sizin kalenize girmeyecek!

Bir de iç şartlar var. Bütün oyuncular, yardımcı elemanlar, sahne ekipmanı formunda olacaklar. Seyirci koltukları dolduracak. Ayrıca oyunla sıkı bağlar kuracak. Sen de iyi durumda bulunacaksın: O gün ülkede olan biten hiçbir şeyden etkilenmeden sahneye çıkacaksın. Moralini hep yüksek tutacaksın.

Ve bütün bunların her oyun gecesi üst üste gelmesi için çabalayacaksın!

Zor, gerçekten çok zor…

Bu zorlukları bilerek isteyerek göze alan tiyatrocuların hepsi büyük bir alkışı hak ediyorlar.

Biz gazeteciler bu bakımdan şanslıyız. Yazdığınızı hiç kimse okumasa bile bir savcı okur, dava açar, hapishane yolu görünür. Yazınızın etkisi yazdıktan sonra da devam eder. En azından kişisel olarak!

Rahatız yani… Mesela bu yazı Orhan Veli oyunu izledikten iki gün sonra Brüksel’de Ayhan Yabatu’nun Pizza Pronto adlı dükkanında yazılıyordu ki, kış günü hava açtı!.. Kuzey Avrupa’da masmavi bir gökyüzü… Orhan Veli gibi Beykozlusunuz! Akla öncelikle onun aşağıdaki şiir gelmez mi?

Beni bu güzel havalar mahvetti,

Böyle havada istifa ettim

Evkaftaki memuriyetimden.

Tütüne böyle havada alıştım,

Böyle havada aşık oldum;

Eve ekmekle tuz götürmeyi

Böyle havalarda unuttum;

Şiir yazma hastalığım

Hep böyle havalarda nüksetti;

Beni bu güzel havalar mahvetti.

Okuduğunuz yazı bu şiirin etkisiyle yarım kaldı. İstanbul’da bitirildi. Herkes şiirlerini okuyarak bir günlük Orhan Veli olabilir. İnsana iyi de gelir. Ama Tiyatro Kumpanyası’nın sahnelediği “Ben Orhan Veli” oyunu çok ciddi emek harcanarak ortaya çıkmış bir eser…

Kemal Kocatürk oyunculuk gücünü Orhan Veli metinleriyle çok yükseklere çıkartıyor. Adeta onunla bütünleşiyor ve yazının başlığı haline geliyor:

-Orhan Veli Kocatürk oluyor.

(Not: Ben Orhan Veli oyunu 8 ve 22 Şubat’ta 18:30’da Ortaköy Afife Jale Sahnesinde, 20 Şubat’ta ise Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezinde 20:30’da sahnelenecek. )