BERABER DÖŞEDİK BİZ BU YOLLARI…

Tayyip Erdoğan, her gittiği yerde Rabia işareti yapıyordu, parmaklarıyla « dört » gösteriyordu. Neydi bu işaretin manası? Mısır’daki Müslüman Kardeşler örgütünün sembolüydü.

Askeri darbeyle devrilen dinci cumhurbaşkanı Mursi’nin taraftarları, Rabiatü’l Adeviyye Meydanı’nda toplanıyordu.

Rabia, 1200 sene önce Basra’da yaşamış kadın sufiydi, hayatını dine adamıştı. Ailesinin dördüncü çocuğuydu ve Rabia kelimesi, Arapça dördüncü manasına geliyordu. Mursi’ye karşı olanlar ise, Tahrir Meydanı’nda toplanıyor, iki parmaklarıyla zafer işareti yapıyorlardı.
Tayyip Erdoğan, hem Müslüman Kardeşler taraftarıydı, hem de Mısır’daki askeri darbeye karşı çıkıyorum ayağıyla, demokrat pozu veriyordu.

El işaretleri, Türk siyasetinin geleneğinde vardı. Devrimciler sol yumruklarını havaya kaldırırken, ülkücüler bozkurt işareti yapıyordu. Kürtçüler zafer işaretini benimsemişti. Turgut Özal, kollarını kaldırarak başının üstünde birleştirirdi. Erbakan, başparmağıyla pilotların « tamam » işaretini yapardı. AKP’nin işareti yoktu. 2011’den itibaren Rabia’yı kullanıyorlardı.

İzmir’deki « el işareti » gümdeme bomba gibi düştü!

Tayyip Erdoğan, miting için Gündoğdu meydanına giderken, seçim otobüsünü zınk diye durdurdu, korumalarına bir balkonu işaret etti, korumalar koşturdu, o balkondaki kadını « kol işareti » yaptığı iddiasıyla gözaltına aldı.

***

AKP konvoyu biraz ilerledi, gene zınk diye durdu, Tayyip Erdoğan bu defa bir kafede oturan kadını işaret etti, korumalar koştu, kafede oturan kadını « kol işareti » yaptığı iddiasıyla gözaltına aldı.

2002’den beri hep aynı manzaraydı.

İzmir, Tayyip Erdoğan’ı asla sevmedi.

Kol işareti yapanları tek tek toplamaya devam etseydi, mitinge yetişebilmesi mümkün değildi.

İzmir emniyeti devreye girdi.

Alsancak’ta yol boyunca balkonlara tazyikli su sıkıldı.

6’ncı 7’inci katlara bile TOMA’lardan su sıktılar.

Tayyip Erdoğan’ın İzmir mitingi baştan sona komedi filmi gibiydi. AKP’liler mitingin ne kadar kalabalık olduğunu göstermek için, internette bir fotoğraf yayınladılar, « İşte Kordon, işte İzmir » yazdılar, hakikaten mahşeri kalabalıktı. Küçük bi pürüz vardı… Orası İzmir değildi. Rod Steward’ın Rio Copacabana plajındaki yılbaşı konserinin fotoğrafıydı.

AKP’nin İzmir büyükşehir adayı Binali Yıldırım, twitter hesabından mitingin fotoğrafını yayınladı, hakikaten mahşeri kalabalıktı. Küçük bi pürüz vardı… Orası İzmir’di ama, 2007 senesinde çekilmişti, Cumhuriyet Mitingi’nin fotoğrafıydı.

Binali Yıldırım kısa süre önce de, CHP’li İzmir büyükşehir belediyesinin ne kadar başarısız olduğunu göstermek için, İzmir’den sel fotoğrafı yayınlamıştı. Küçük bi pürüz vardı… O fotoğraf Çin’de çekilmişti.

***

« Sıfırlama » trafiği belgelendi.

CHP milletvekili Umut Oran, 17 Aralık günü, Tayyip Erdoğan’la kızı Sümeyye ve oğlu Bilal arasında yapılan cep telefonu görüşmelerinin « sinyal kayıtlarını » ortaya çıkardı.

TBMM’de önerge vererek, sordu: « Tayyip Erdoğan, paraların sıfırlanmasına yardımcı olması için, kızı Sümeyye’yi acilen İstanbul’a gönderdi mi? Sümeyye Erdoğan, koruma polisiyle birlikte THY uçağıyla İstanbul’a gitti mi? İstanbul Başsavcılığı, 15 Aralık 2013 ve sonrasındaki telefon dinleme-izleme-sinyal kayıtlarını yok etmek talimatını neden verdi?

Türkiye İletişim Başkanlığı üzerinden üç GSM şirketine sinyal kayıtlarının silinmesi talimatı verildi mi?

CHP bu soruların cevaplarını beklerken… Diyanet İşleri Başkanlığı « helal hayvanlar » fetvası verdi. Kanguru etinin sakıncası olmadığını, çekirgenin helal olduğunu, porsuk yemenin ise caiz olmadığını açıkladı. Çünkü… Milletin orasına koymuşlar, orospu bahşişi vermişler, memleketi yiye yiye bitirmişler filan, hikayeydi.

Sayın ahalimiz hala « porsuk eti helal mi? » diye merak ediyordu.*

*YILMAZ ÖZDİL’in Beraber Yürüttük Biz Bu Yollarda (Kırmızı Kedi Yayınları, 2015) araştırma kitabından alıntıdır.

Ölüler utanç duymaz, ama berbat kokarlar. 
Anton Çehov

«G» NOKTASI

Yılmaz Özdil’in okuduğunuz alıntıyı yaptığım son kitabı, 2013’ten 2015’e yaşananları alt alta sıralayınca kendiliğinden ortaya çıkan hem trajik, hem de komik, ama her haliyle korkunç bir Türkiye güncesi.

Beraber Yürüttük Biz Bu Yollarda, eğer bir gün, bu ülke siyasaldan toplumsala yayılan bu mankurtlaşmanın üstesinden gelebilirse, bir daha hiç olmasın diye elimizin altında bulunması gereken bir araştırma değerinde. Kıssadan hissesi, yozlaşmanın cehaleti, cehaletin yozlaşmayı besleyerek bir mankurt toplumu yarattığı.

İşte bu yüzdendir ki, eğitimin bitirildiği yerde, insanların doğru kitaplar okumasını sağlamalı ve aşağıdaki mektubun yazarı gibi gençlere destek olmalıyız:

« Adım Serdar. Aydın’da yaşıyorum. Açıköğretim Yerel Yönetimler okumaktayım.

Kitap okumayı çok seviyorum. Çocukluğumdan bu yana kitaplar, benim kardeşlerim gibi. Maddi durumumdan ötürü kitap temin etmekte zorlanıyorum. Sağ gözümde yıllar önce yaşadığım bir sorundan dolayı mercek kayması var. Tek arkadaş ve aile olarak kitapları kendime yoldaş edindim.

Çalışmamın karşılığında aldığım 600 TL maaş, kıt kanaat yaşatıyor.

Siz değerli büyüğümden, ev kütüphaneme kitap desteğinde bulunmanızı rica ediyorum.

Roman, siyasal araştırma, kişisel gelişim, psikoloji ve daha pek çok türden kitap ilgi alanım dahilindedir.

Baktığım bir ailem olmasaydı, aylığımın tamamını kitaplara harcardım.

Kitap aşkımın kütüphanesine destek vereceğinizi umut ve şimdiden teşekkür ediyorum.
Şafağınız aydınlık olsun. Saygılarımla. »

SERDAR ARIKAN
Adres: Osman Yozgatlı Mahallesi Yozgatlı Cad. No: 5/2
EFELER / AYDIN