AŞK BAHANE TEKNİK ŞAHANE

Veronalı âşıklar Romeo ve Juliet İstanbul’da

Shakespeare’in ölümsüzleştirdiği, Veronalı aşıklar Romeo ve Juliet, bir süredir İstanbul’dalar. Birbirine düşman aileleri, her an kavgaya, dövüşe, çatışmaya hazır kızlı-erkekli “delikanlı” arkadaşları ve “çeteleri”yle , öfkeleri, sevinçleri, aşkları ve nefretleriyle aramızdalar… Zorlu Gösteri Merkezi’nde her akşam izleyici kitlelerini coşturup büyüleyip ayakta alkışlanıyorlar.

Sev ve dünyayı değiştir

Çağdaş Fransız besteci Gerard Presgurviç ( d.1953), bundan 15 yıl önce “Roméo & Juliette, de la haine à l’amour” – “Romeo ve Juliet – Nefretten Aşka” adlı eserini müzikal olarak besteleyip şarkı sözlerini yazdığında, başta Fransa’nın çeşitli kentleri olmak üzere dünyanın birçok merkezinde sahnelenmiş; bir anda müzikalin içindeki pek çok şarkı en çok satanlar listesine girmişti. Hemen akılda kalan, dilin ucuna yerleşen popüler bir müzik…

Aradan yıllar geçtikten sonra 2013’te İtalyanlar müzikali yeniden ele almışlar (İtalyanca uyarlama: Vincenzo Incenzo.) Dünyanın belli başlı usta dansçılarla çalışmış genç yönetmen ve koreograf Guiliano Peparini eseri yeniden yorumlamış: Kalabalık bir kadro, müthiş hareketli ve yaratıcı bir koreografi, temposu hiç ama hiç düşmeyen bir dinamizmle eseri yeniden sahnelemiş. İlk gösterisi “olayın” geçtiği yerde Verona’da o dev Arena’da yapılmış…

Bu kez müzikalin başlığı “Sev ve Dünyayı Değiştir.” (Ama e Cambia Il Mondo).. Bir kıvılcımla başlayan aşk önce “Sev ve zamanı durdur”; sonra “Sev ve engelleri aş” diye devam ediyor; ve malum ölüme rağmen dünyayı değiştiriyor…

İki genç için değilse de Verona halkı için…

Shakespeare’den çok Zefirelli

Muhteşem bir prodüksiyon… Görkemin doruğunda görsellik… Renk, dans, şarkı, dans, akrobasi, devinim, cümbüş…

Müzikal coşkusu ve hafifliğine uygun mükemmel sesler ve bedenler… Çarpıcı danslar ve dövüş sahneleri.

Ama hemen belirteyim benim için hepsinin önüne geçen, mükemmelin de mükemmeli sahnedeki teknik! Sahnedeki olağanüstü ışık kullanımı! Kostüm ve sahne tasarımı ile bütünleştiğinde, ruhunuz belki, ama en çok gözleriniz büyüleniyor!

Zaten bu prodüksiyon bence Shakespeare’in eserinden çok Zefirelli’nin o çok ünlü ve görkemli filmini temel olarak almış, onun ayak izlerinde ilerliyor. Orijinalinden farklı kişiler, farklı kurgu, farklı yapıya oturtulmuş… Bence hiçbir sakıncası da yok. Kendi bütünlüğünde “show” dünyasının gereğini fazlasıyla yerine getiriyor.

Sahnede 45 sanatçı, 270’i aşkın kostüm, 23 sahne değişimi… Bu değişim, üç boyutlu dijital bir sahnede, hareket eden dev panolara yansıtılan video ve projeksiyonlarla sağlanıyor. Hangisi gerçek, hangisi yansıma anlayamıyorsunuz. Akıllara durgunluk veren, saniye şaşmayan, gözlerimin ve aklımın (en azından benim aklımın) çözemediği sahne değişimlerine tanıklık ediyorsunuz.

Sahnede evlenme teklifi

“Romeo ve Juliet”i izlediğim gece, harika bir olay yaşadık. Müzikal 3 saat sürüyor. (Bence daha kısa olabilirdi.) Antrakta, tam ikinci bölüm başlamadan, seyircinin arasından iki genç sahneye çıktılar.

Perdenin önünde tam orta yere geldiklerinde, delikanlı, genç kadının önünde yere diz çöktü ve elini öperek ona evlenme teklif etti.

Genç kadın “Evet” dedi. İki genç kucaklaştılar.

Siz salonu görmeliydiniz. Tüm izleyici ayağa fırlamış bu yürekli iki genci alkışlarken onlar birbirlerine sarılmış sahnenin önünde dönüp duruyorlardı!

Tanrım ne çok özlemişiz böyle insani şeyleri!

O iki gence mutluluk diliyorum. Tüm gençlere daha çok âşık olun, daha çok sevin, sevişin, daha yürekli olun ve dünyayı değilse de Türkiye’yi değiştirin diyorum!